|
 |
|
|
Başa baş, dişe diş
Avrupa liginin Kadıköy'de dün geceki gösterisi futbolun bütün ayrıcalıklarıyla, güzellik ayrıntılarıyla oynanmaktaydı doğrusu... Belki Fenerbahçe adına hüzünlü anların hayret dolu bakışlar yarattığı zamanlar da oluyordu, ama yine de müthiş bir futbol gecesi yaşandığını tüm ülke olarak hepimiz bilmeliyiz...
Schalke'nin fizik üstünlüğü yanında, ülkesindeymişçesine rahat oluşu tribünlerin yüreklerini ağzına getirmekteydi zaman zaman... Hamer'in gençliğinde futbol oynayıp, oynamadığını çok merak ederim. Böylesine ağır hava şartları ve elektrikli oyun içerisinde vakitli vakitsiz çaldığı düdükler, savurduğu artlara kadar varan kimliksizliği taraftarı çileden çıkarmakta ve tribünler müthiş bir ıslık tarakkası altında izlemekteydi sahadaki üç puan kavgasını... Yağmurun ablukası altına giren çimende avantajlı taraf Almanlar'dı. Sanki iklimlerini de yanlarına alarak gelmişlerdi. Sahadaki futbol ve Luciano'nun erken gelen golü sarı-lacivertli kalpleri sarıp sarmalıyordu muhakkak,ama Nobre'nin attığı gol yanında kaçırdığı birçok "ayıplı fırsatlar" takımda hem oyun disiplininin kaybolmasına sebep oluyor, hem de 3 puandan uzaklaştırıyordu Fenerbahçe'yi... Oyunda orta alana sahip olan Schalke, ikinci yarıda Fenerbahçe'yi defans kalabalığı içine kilitliyor ve ablukalı bir paslaşma zenginliğiyle rakibine nefes bile aldırmıyordu. Lincoln dün tüm mermileri namluya süren ve ateşleyen isimdi Schalke'de...
Peki de Fenerbahçe, attığı üç gole rağmen niçin bu kadar tutuk, yavaş ve de sürekli oyundan düşen taraftı? Savunma blokunun kahramanca savaşmasının yanında orta saha ustalarıı niçin vasıfsız birer çırak gibi kalıyorlardı? Evet beraberliği bulmasına rağmen Fenerbahçe'nin kazanma istekleri hiç de Schalke'nin üstüne çıkamıyordu maalesef... Savunmadan çıkan Luciano ile sayı bulup, Anelka'ya aradığı uygun pasları yaratamıyorsanız eğer, o zaman işler Appiah'a kalır ve o da kalkar beraberlik golünü yaratır işte.
Volkan'ın akıllara durgunluk verecek bir iş kazasına uğramasına hiç de kırıcı laflar etmemek gerekir dostlar... Oyun, on binlerce voltluk gerilimin altında yapılmaktaydı adeta... İşte bu nedenle Volkan'ın bu kabahatini unutup, bu hatayı Fenerbahçe tarihinin "şanssız goller" sayfaları arasında saklamalıyız. Çünkü Volkan'ın kaledeki gelecek zamanlardaki uzun hayatına sarı-lacivertli renklerin öylesine ihtiyacı var ki...
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|