Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 20 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ankara'nın Irak beklentileri gerçekçi mi?


Irak, anayasa referandumunun sonuçlarını açıklayamadı. İnceleme yapıyor. Bazı bölgelerden tümüyle evet, bazılarından tümüyle hayır oyu çıkması, kuşku yaratmış.
Referandumun kuşku yaratması doğal. Koşullar belli. Sonucun "evet" olarak ilan edilmesi için örneği görülmemiş garip kurallar ve yorumlar geliştiren ABD-Irak yönetimi, sonradan daha az garip koşullarla referandumu yaptırdı. Sonucun Şii ve Kürt oylarıyla "evet" çıktığı gayri resmi ilan edildi, sonradan, "kuşku" nedeniyle resmi açıklama ertelendi. Sonuçta halkın anayasayı onayladığı açıklanacaktır.
Kuşku boyutu ne olursa olsun bilinen şu ki, Şiiler ve Kürtler "evet" derken Sünniler "hayır" dedi.
Ankara'nın referanduma sunulan anayasadan çok memnun olduğu söylenemez. Daha önce yürürlükte olan geçici anayasa hükümlerine göre referanduma sunulan anayasanın Türkiye'nin beklentilerinden daha uzak olduğu söylenebilir.

Türkiye'nin bakışı
Türkiye'nin Irak'la ilgili olarak kilitlendiği iki temel hedef olduğunu söyleyebiliriz:
1- Irak'ın bütünlüğü,
2- Kerkük'ün Kürt yönetimine verilmemesi.
Birinci hedefi açısından baktığımızda, Ankara, Kürt lider Talabani'nin Irak cumhurbaşkanı olmasını ve Sünnilerin de referanduma katılmasını olumlu görüyor. Cumhurbaşkanlığı alan Kürtlerin, hemen bağımsızlığa yönelmeyecekleri beklentisi içinde. Keza, referanduma katılmayı önce reddeden Sünnilerin hayır oyu kullansalar da irade beyan etmiş olmaları olumlu görünüyor. Sünnilerin Arap olarak etnik yönüyle Şii Araplar ve Sünni olarak dini yönüyle Kürtler arasında bir "çimento" rolü oynayabilecekleri hesabını yapıyor Ankara. Devreye girmelerini, referanduma ve seçime katılmalarını bu nedenle istiyor.
Saddam sonrası yönetime gelmeyi bekleyen ve bu nedenle fazla direniş göstermeyen Şiiler ile ABD'nin en yakın işbirlikçisi konumundaki Kürtlere karşı, büyük ölçüde Saddam yönetiminin tabanını oluşturan Sünnilerin bir "köprü, kaynaşma" işlevi görmelerini beklemek ne kadar gerçekçi? Irak'taki direnişin beslendiği kaynak olarak, böyle bir işlevi üstlenmek isteyecekleri de tartışma götürür kuşkusuz.

Kerkük ve Türkmenler
Ankara, Kerkük için özel statü öngörüyordu. Irak'ın doğal kaynaklarının tüm Iraklıların olduğu teziyle de bu bakışını güçlendiriyordu. Kürtlerin yönetimine verilmesine itiraz ediyordu. Ancak referanduma sunulan anayasa Kerkük için 2007'de Kerkük'te referandum öngörüyor. Kerkük'ün demografik yapısının Kürtler lehine değiştirildiği de biliniyor. Bu durumda yapılacak bir referandumda Kerkük'ün Kürt yönetimine bağlanması gibi bir sonucun çıkmasını tahmin etmek zor değil.
Ankara'nın Kerkük'le ilgili yeni hedefi ise Aralık 2005'te yapılacak seçimler sonrasında oluşacak yeni parlamentonun anayasa değişikliği yapması...
Ankara, kaygılarının bir anayasa değişikliği ile giderilmesi beklentisi içinde ki, bugünkü koşullar ve gidişe bakıldığında bu beklentinin de ne kadar gerçekçi olduğu tartışılır.
Türkmenlerle ilgili olarak ise Ankara'nın bakışı, bir "hedef birliği" oluşturulması. Aynı parti veya teşkilat altında olmaktan çok Türkmenlerin çeşitli parti ve örgütlerde olsalar bile aynı hedef için çalışmaları. Aralık seçimlerine asılmaları. Değişik partilerden de olsa parlamentoya mümkün olduğunca fazla sayıda girmeleri ve anayasa değişikliği için çaba göstermeleri.
Bu koşullar ve bu beklentiler içinde Ankara'nın Irak'la ilgili hedeflerini tutturması zor, çok zor görünüyor.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Devlet ve 'özel'
DEVLETÇİLİK genlerimize işlemiş. Şimdi de öze...
Çetin ALTAN
89 yaşındaki Fasiha Hanım'ın 25 yıl gecikmiş mektubu...
Artık bu yıl da lokanta bahçelerinde oturma m...
Melih AŞIK
Atatürk Nobel'de
Nobel Ödülü için belirli yetkin kuruluşlar No...
Fikret BİLA
Ankara'nın Irak beklentileri gerçekçi mi?
Irak, anayasa referandumunun sonuçlarını açık...
Hasan CEMAL
Köprü ama...
Bu bir klasik köprü yazısı değil! İstanbul Bo...
Yılmaz ÇETİNER
Taha Toros, Nâzım Hikmet'i, geçmiş yılları anlatıyor
Taha Toros üstadımız bilgileriyle, belgeleriy...
Güneri CIVAOĞLU
Ukalalık
Saddam'ın "kendisini yargılayan mahkemeyi meş...
Can DÜNDAR
Bu horonu bana lütfeder misiniz?
Dans etmeyle horon tepmeyi aynı yaşlarda öğre...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedeflemesine geçilirken (1)
Önümüzdeki yıl Merkez Bankası (MB) enflasyon ...
Doğan HEPER
Solda yeni girişim ve CHP
DİSK'in önderliğinde bazı kişiler bir araya g...
Semih İDİZ
Öymen ve Elekdağ'dan yanıt
'CHP bir masalı yaşatmakta ısrarlı' başlıklı ...
Sami KOHEN
Bağdat'ta adalet
DEVRİK Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'in d...
Hasan PULUR
Tesadüf mü, yoksa sürekli hal mi?
TESADÜFÜN böylesi... diye bir deyim vardır. ...
Erdoğan SAĞLAM
Vergi düzenlemesi eksik
Özel Okullar Kanunu değiştiriliyor. Tasarı, ü...
Derya SAZAK
Saddam davası
Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin, mahkeme...
Meral TAMER
AB'nin kuş gribi sınavı: Patent mi, insan hakları mı?
ÖSS, OKS sınavlarından kalma alışkanlıkla, şı...
Yaman TÖRÜNER
Borsaya denetim
Son günlerde, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SP...
Güngör URAS
'Köprüye hayır' diyenler haklı çıktı
Ben "Köprüye hayır" diyenlerdenim. "Hayır" de...
Serpil YILMAZ
Kayseri ve İslami Kalvinistler
Merkezi Berlin'de bulunan European Stability ...
M. Ali BİRAND
Kıskanacağınıza gurur duyun...
Toplumumuzun bir bölümü, iki konuda garip bir...

© 2005 Milliyet