|
Taha Toros, Nâzım Hikmet'i, geçmiş yılları anlatıyor
Taha Toros üstadımız bilgileriyle, belgeleriyle, Nâzım Hikmet'i önce Cumhuriyet'te yayımlanan ve sonra çıkan kitabında öyle tatlı, öyle akıcı bir üslup ile anlatıyor ki... yakın tarihimizin merak edilen ünlüleriyle beraber yaşamış gibi oluyorsunuz.
Kendi anlatışına göre, Taha Toros 1912 doğumlu. Pek çok hastalık geçirmiş, o devrin röntgen tekniğine göre, kalbi büyük olduğu için jimnastik derslerine katılmamış, ip atlayamamış, koşamamış! Ayrıca "Ben dört böbrekliyim. Hem de dört böbreğimin ayrı ayrı olmak üzere 4 yolu var" diyor...
Taha, "Kuranıkerim'in ortasına rastlayan surenin adıymış.
Taha Toros, kitaplarında 1930'lar ile günümüz arasında adeta köprü kuruyor. Daha çağdaş deyimle DVD'ye çekmiş de şimdi bizlere, renkli, canlı ve de ruhuyla geçmişi tanıştırıyor.
Geçmişi bilmeyen bugünü nasıl değerlendirebilir ki?..
Yakın tarih hazinesi
Bir kez daha hatırlatayım. Toros üstadımız "arşiv hastası". Biyografi için sistematik şekilde uzun yıllardır malzeme topluyor. Paris'e iki yıllığına görevli olarak gidiyor, otomobil filan getireceğine 7 bavul belge ile dönüyor Türkiye'ye. Zengin arşivi bir müze gibi. Topladığı bilgi ve belgeleri zamanı gelince yazıyor.
Bakınız hocam Burfan Felek ne diyor:
- Taha'nın yaptığını bir heyet yapamaz.
Cihat Baban ise:
- Bizi bize tanıtan adam, diye tanımlıyor.
Ref'i Cevat Ulunay'ın övgüsü şöyle:
- Yakın tarihimizin bir hazinesi.
Şimdi tekrar Nâzım Hikmet'e dönelim.
Büyük şair Yahya Kemal'in Nâzım Hikmet'in annesi Celile Hanım'a âşık olduğunu bilmeyen yok. Ama bir de olayın ilginç detayları var.
Celile Hanım eşinden yıllar önce ayrılmıştır. Genç ve çok güzel bir kadındır, birkaç dil bilir. Nâzım, Deniz Harp Okulu'na gitmektedir. (1917-18) Yahya Kemal, Nâzım'a edebiyat dersi vermek için hafta sonra Celile Hanım'ın köşküne gelir. Ders bittikten sonra Nâzım bahçeye çıkar, annesi de şairle beraber salonda oturur çay içer. İkisi de birbirine âşıktır, şair evleneceği havasını vermektedir.
Genç bahriyeli kızar bu ilişkiye. Yine de dersler devam eder, Yahya Kemal Nâzım'ın şiirlerini beğenir, ona yol gösterir, hatta bazılarını dergide yayımlatır. Her şeye rağmen Nâzım içerlemektedir şaire ki, bu uzun yıllar devam etmişti!
'Babam olamazsınız'
Bir hafta yine aynı şekilde dersten sonra çaylar içilir, sohbet edilir, şair kapıdan çıkarken Celile Hanım'ı öper. Nâzım bu sahneyi de görmüştür. Sonraki hafta ise pardösüsünü giyip kapıdan çıkarken Yahya Kemal bir pusula bulur cebinde.
- Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz!
Fena halde bozulur büyük şair. Ailede bir mesele haline gelir Nâzım'ın pusulası! Evlenmeleri hatırlatılır ama Yahya Kemal verdiği sözü tutmaz! Sonra Celile Hanım ne der, şair ne der? Neler olur bilinmez ancak bir daha buluşamazlar! Fakat şair, Celile Hanım'ı unutamaz şiirler yazar onun için.
Elinize sağlık üstat. Allah sıhhat afiyet versin.
|
|