Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 20 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ukalalık


Saddam'ın "kendisini yargılayan mahkemeyi meşru bulmaması" üzerine bir soru:
"Saddam meşru bir devlet başkanı mıydı?"
Açayım...
Hukukta "Normlar Teorisi" meşruiyetin kaynağını sorgular.
Hepsi zincirin halkaları gibi birbirinin meşruiyetini oluşturan normlar şöyledir:
"Sözlü ya da yazılı emirlertüzükyönetmelikyasabağlayıcı içtihatlaranayasa..."
Yargı organları da bu hukuk normları içinde meşruiyet kazanır.
Saddam'ı yargılayan mahkeme, gücünü son Irak anayasasından almaktadır.
O halde... Meşru olması gerekir.
..................
Ancak... "Normlar Teorisi" kolay pes etmez.
Daha da kurcalar.
Örneğin...
"Bu anayasa, meşruiyetini nereden alıyor?"
Cevap:
"Halkoylamasıyla kabul edilen anayasadan..."
Yani, ulusal irade olduğuna göre "meşru."
..................
"Normlar teorisi" hâlâ direnir.
"Bu anayasayı hangi meclis hazırladı da halkın oyuna sundu?"
Cevap:
"Kurucu Meclis."
Soru:
"Kurucu Meclis nasıl oluştu?"
Cevap:
"Omurgasını ABD silahlı kuvvetlerinin oluşturduğu Irak'ı işgal eden kuvvetlerin dayatmasıyla."
Soru:
"O işgal kuvvetleri, Irak'a hangi meşru gerekçeyle girdiler?
Birleşmiş Milletler kararıyla mı?"
Cevap:
"Tam tersine Birleşmiş Milletler kararı olmadan ve Birleşmiş Milletler'in 'işgali kaldırın' çağrılarına rağmen oradalar."
O halde...
Bu ülkeyi Birleşmiş Milletler'in onayını bile almadan, tek taraflı irade beyanıyla işgal etmiş ve işgali sürdürmekte olan yabancı güçlerin dayatmalarıyla oluşan Kurucu Meclis'in anayasası meşru olabilir mi?
Buna "EVET" yanıtını verebilecek hiçbir ciddi hukukçu olamaz.
..................
Peki Saddam'ın dünkü savunmasında ortaya attığı "Ben Irak'ın meşru cumhurbaşkanıyım. Beni yargılayabilecek meşru bir güç değilsiniz" söylemi, bu durumda gerçeği yansıtıyor mu?
Yukarıdaki satırlarda da ortaya koyduğum gibi, mahkemenin meşruiyeti "Normlar Teorisi'nin" geniş anlamlı yorumuyla hayli tartışma götürür.
Buna karşılık... Saddam'ın "Irak'ın meşru cumhurbaşkanı olduğu" iddiası da "Normlar Teorisi" ile gerçekdışı kalıyor. Çünkü... Saddam da, Irak devlet başkanlığına seçim, ulusal irade gibi meşru yollarla değil, "darbe yaparak" gelmiştir.
Devletin başında cürüm işleyerek, yurttaşlarına kitle kıyımları yaparak, insan haklarını çiğneyerek, işkencelerle, zehirli gaz gibi insanlık suçlarıyla kalabilmiştir.
Devletin başına darbe ile gelen, ulusal iradeye rağmen ve ulusal iradeyi tehdit altında tutarak yönetimde kalan bir başkanın "meşru olmak" iddiası gülünçtür.
..................
Bu durumda hukuk dünyası çifte standart yanlışından kurtarılmalıdır.
Saddam, tıpkı Miloşeviç gibi Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılanmalıdır.
Saddam bir canidir.
Dünyanın başını derde sokan Hitler, Mussolini, Miloşeviç gibi insanlık suçlusudur.
Kesinlikle yargılanmalı ve cezasını çekmelidir. Ama... 21. yüzyılın eriştiği, küresel hukuk standartlarında...
...................
Bu aşamada...
"Normlar Teorisi", "pes etmez" sanılsa da galiba "tam" öyle değil.
Yoksa...
Irak'ta öldürülen masum bebelerin, çocukların, kadınların, yapılan işkencelerin de hesabının sorulması gerekirdi.
Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılanan bir ABD Başkanı küresel hukuk standartları ve Normlar Teorisi'nde bile olacak şey mi?
Hukukta "olması gerekenler" ile "olabilenler" ne yazık ki her zaman örtüşmüyor.
Bize de hukuk ukalalığı yapmak düşüyor.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Devlet ve 'özel'
DEVLETÇİLİK genlerimize işlemiş. Şimdi de öze...
Çetin ALTAN
89 yaşındaki Fasiha Hanım'ın 25 yıl gecikmiş mektubu...
Artık bu yıl da lokanta bahçelerinde oturma m...
Melih AŞIK
Atatürk Nobel'de
Nobel Ödülü için belirli yetkin kuruluşlar No...
Fikret BİLA
Ankara'nın Irak beklentileri gerçekçi mi?
Irak, anayasa referandumunun sonuçlarını açık...
Hasan CEMAL
Köprü ama...
Bu bir klasik köprü yazısı değil! İstanbul Bo...
Yılmaz ÇETİNER
Taha Toros, Nâzım Hikmet'i, geçmiş yılları anlatıyor
Taha Toros üstadımız bilgileriyle, belgeleriy...
Güneri CIVAOĞLU
Ukalalık
Saddam'ın "kendisini yargılayan mahkemeyi meş...
Can DÜNDAR
Bu horonu bana lütfeder misiniz?
Dans etmeyle horon tepmeyi aynı yaşlarda öğre...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedeflemesine geçilirken (1)
Önümüzdeki yıl Merkez Bankası (MB) enflasyon ...
Doğan HEPER
Solda yeni girişim ve CHP
DİSK'in önderliğinde bazı kişiler bir araya g...
Semih İDİZ
Öymen ve Elekdağ'dan yanıt
'CHP bir masalı yaşatmakta ısrarlı' başlıklı ...
Sami KOHEN
Bağdat'ta adalet
DEVRİK Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'in d...
Hasan PULUR
Tesadüf mü, yoksa sürekli hal mi?
TESADÜFÜN böylesi... diye bir deyim vardır. ...
Erdoğan SAĞLAM
Vergi düzenlemesi eksik
Özel Okullar Kanunu değiştiriliyor. Tasarı, ü...
Derya SAZAK
Saddam davası
Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin, mahkeme...
Meral TAMER
AB'nin kuş gribi sınavı: Patent mi, insan hakları mı?
ÖSS, OKS sınavlarından kalma alışkanlıkla, şı...
Yaman TÖRÜNER
Borsaya denetim
Son günlerde, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SP...
Güngör URAS
'Köprüye hayır' diyenler haklı çıktı
Ben "Köprüye hayır" diyenlerdenim. "Hayır" de...
Serpil YILMAZ
Kayseri ve İslami Kalvinistler
Merkezi Berlin'de bulunan European Stability ...
M. Ali BİRAND
Kıskanacağınıza gurur duyun...
Toplumumuzun bir bölümü, iki konuda garip bir...

© 2005 Milliyet