|
Tesadüf mü, yoksa sürekli hal mi?
TESADÜFÜN böylesi... diye bir deyim vardır. Tam Hıfzı Topuz'un "Tavcan"ını okuyup bitiriyoruz, masada Rahmi Saltuk'un "Elde Hüzün Kaldı" CD'si ve ekli dosyası var.
"Tesadüf, rastlantı bunun neresinde?" diyeceksiniz.
Anlatalım, biz öyle dedik, belki siz demezsiniz...
* * *
HIFZI Topuz, 1940'lı savaş yıllarında Türkiye'deki kültür devrimini "Tavcan ile Sadi"nin aşkıyla anlatır. (x)
Köy Enstitüleri kurulur, dünya klasikleri yayımlanır, Devlet Konservatuvarı açılır, başta Anayasa, eğitimde ve kültürde dil Türkçeleştirilir. Bunların hepsi 1940'lı yıllarda olur. Hıfzı Topuz bunlara "devrim" der. Lakin aynı yılların sonunda "karşı-devrim" güçlenir. "Devrim"in Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel istifa eder, Köy Enstitüleri kapatılır, çevrilen klasik eserlere saldırı başlar. Çevrilen kitapların çoğu "Rusların komünist yazarlarıdır", hatta onlara göre, bu kitapları Türkçeye çevirenler de komünistlerdir!
Hıfzı Topuz isimleri sıralar: Puşkin, Dostoyevski, Gogol, Turgenyev, Tolstoy... "Bunlar komünist miydi?" diye sorar. Komünizme karşı olanlar olduğu gibi, Sovyet devriminde yıllarca önce ölenler bile vardı.
Ya bunların kitaplarını Türkçeye çevirenler?
"Karşı-devrimciler"e göre onlar da solcudur.
Hasan Âli Yücel, çevirileri solculara yaptırmıştır.
Hıfzı Topuz yine sıralar:
"Reşat Nuri Güntekin, Hilmi Ziya Ülken, Ali Süha Delilbaşı, İsmail Hami Danişmend, Suut Kemal Yetkin, Hamdi Varoğlu...
Bunlar da mı solcu, bunlarda mı komünist?..
Çeviri çalışmalarında 200 kişi görev almış, elbette içlerinde solcular da vardır. Sağcıların olduğu gibi, solcular da bu memleketin insanı değil mi?
* * *
İŞİN hazin tarafı, "devrim"in de, "karşı-devrim"in de İnönü'nün gözleri önünde, onun iktidarında oluşudur.
Hasan Âli Yücel'in istifadan sonra, "Ne Kadar Benzemezmişim Bana" adlı şiirinin iki dizesi ona ve "devrim"e karşı yapılan saldırıların hüzünlü bir ifadesidir:
"Bu şaşkınlar gözünde olmuşum ben sosyalist
Hem komünist, hem faşist, hem antinasyonalist"
* * *
"BU anlatılanların Rahmi Saltuk'un CD'siyle, türküleriyle ilgisi ne?" diyeceksiniz.
1940'larda bunları yapanlar, 1980'lerde Rahmi Saltuk'u ve şarkılarını yasaklıyor, mahkemelere gönderiyor.
Hem de kaç kere...
Hele bir olay var ki!
Rahmi Saltuk, 11 Ocak-17 Şubat 1985 tarihleri arasında türkülerini tek başına söyleyecektir, izin için polise başvurulur, gelen cevap, "Vilayet bu konsere Rahmi Saltuk'un geçmiş kayıtları" nedeniyle izin vermez.
* * *
PEKİ, neymiş Rahmi Saltuk'un "geçmiş kayıtları" denilen yuvarlak laf?
İdari mahkeme de bunu sorar...
Gelen cevap mahkemeyi tatmin etmez, Rahmi Saltuk'un geçmiş kayıtları, böyle bir konsere engel değildir, üstelik okuyacağı türküler de devletin emniyet ve siyasetine zarar olacak nitelikte değildir.
Mahkeme yasaklama kararını iptal eder.
* * *
HEP aynı hikâye, hep aynı gerekçe...
"Komünistler!" ya da geçmiş kayıtlar...
Köy Enstitülerini de böyle kapattılar, klasik eserlerin çevirisini de...
40 yıl öncesi ile 40 yıl sonrasının birden karşınıza çıkması tesadüf, rastlantı değil mi?
O günler gerilerde kaldığı için, bugün tesadüf diyoruz, doğrusu "sürekli hal" demek olmalı...
(x) Tavcan (Remzi Kitabevi)
(xx) Elde Hüzün Kaldı (Saltuk Plak)
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|