Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 20 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Borsaya denetim


Son günlerde, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nı (borsa) denetimi sonucunda hazırlanan rapor gündemde. Raporda eleştirilen en önemli konu, borsa yönetiminin tasarruf genelgesine uymamış olması. Yönetim Kurulu'ndan şimdiden bir üye istifa etti. Önümüzdeki genel kurulda, yönetim kurulunun yeniden seçilmek istemeyeceği de aşikâr. Zaten, on yılı aşkın zamandır yönetim kurulu üyeliği yapan Yavuz Canevi de olacakları görmüş, yönetimden ayrılmıştı.
Borsa ilk kurulduğu günlerden beri SPK tarafından denetlenir. İlk yıllarda, çok dengeli ve yapıcı bir denetim yapılırdı. SPK müfettişleri raporlarını hazırlar, borsa yönetimine gönderir, borsanın görüşlerini de içeren raporlarını SPK'ya ve borsaya sunarlardı. Eksiklerin çoğu bu denetim sırasında tamamlanır, üzerinde anlaşma sağlanamayan hususlar için SPK'nın talimatı beklenirdi. Borsa yönetimi, bu talimatın gereğini yapar ve sonucu SPK'ya bildirirdi.
1991 yılına kadar borsada teftiş kurulu yoktu. İlk teftiş kurulunu ben oluşturdum. Bu kurul, daha SPK müfettişleri işe el atmadan tüm işlemleri teftiş ediyor ve borsa bütün eksiklerini tamamlıyordu. Alınan bu tedbirler sonucunda, 1992 yılında ilk kez SPK, borsaya yaptığı teftişi takiben hiçbir eksik bulamadı ve "teşekkür mektubu" yazdı. Bu, SPK'nın o zamanlar ne kadar yapıcı, katılımcı ve kendine güven içinde olduğunu gösteriyordu. Gerçekten de, müfettişler için "teşekkür mektubu" yazmanın ne kadar zor olduğunu bilirim. Ama, bu mektubu alan için de, sonuç bir o kadar mutluluk vericidir. Ben de, birçok durumda böyle mektuplar yazdım ve teftiş kurullarını bu biçimde yönlendirdim.
1993 yılından itibaren, borsada "dışarıdan denetim"i de başlattım. SPK'nın dış denetim için yetkili kıldığı özel denetim firmalarından biri her yıl borsayı denetler ve rapor hazırlardı. Amacım, hesap verilebilirliği artırmaktı. Sonradan bu uygulama devam etti mi? Bilmiyorum.
Ben başkanlıktan ayrıldıktan sonra, benden sonraki başkan, rahmetli Tuncay Artun zamanında, SPK'nın, borsaya karşı olan tutumu tamamen değişti. SPK'nın yeni başkanı Ali İhsan Karacan, Tuncay Artun'un tavsiyesi ile göreve getirildiği halde, Artun'a karşı inanılmaz tavırlar sergiledi. İşe, borsanın özerkliğini kaldırıp onu "kamu kurumu" yapmakla başladı. Bu amaçla, yeni değişmiş olan yasayı, yeniden değiştirdi. Artun ve ekibi o zamanlar yapılanların fazla karşısında olamadılar. İşte, bugün borsanın başına gelenler o günkü değişiklikler nedeniyle geldi. Karacan, bütün teftiş sistemlerini rafa kaldırmış, müfettişlerin raporlarında iddia ettikleri konularda, borsanın ve yöneticilerin hiçbir savunmasını almadan "suç duyurusu"nda bulunmaya başlamıştı.
SPK'nın yazdığı son rapor zaten bekleniyordu. SPK yönetiminin, yasa değişmediği sürece yapacak bir şeyi yok. Ama, artık Ali İhsan Karacan yöntemleri de uygulanmıyor. Haksızlık yapılmıyor. En azından, borsanın savunma yapmasına izin veriliyor. Sonra, soruşturma ve kurul kararı ile bazı başvurular gündeme gelebilir. Ama, SPK yönetiminin şu anda da, ilk günlerdeki gibi yapıcı, katılımcı ve kendine güven içinde olduğunu biliyorum.
Sorun, yasada. Yasa değiştirilip borsa bağımsız yapılmadıkça da sorunlar sürer.

ytoruner@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Devlet ve 'özel'
DEVLETÇİLİK genlerimize işlemiş. Şimdi de öze...
Çetin ALTAN
89 yaşındaki Fasiha Hanım'ın 25 yıl gecikmiş mektubu...
Artık bu yıl da lokanta bahçelerinde oturma m...
Melih AŞIK
Atatürk Nobel'de
Nobel Ödülü için belirli yetkin kuruluşlar No...
Fikret BİLA
Ankara'nın Irak beklentileri gerçekçi mi?
Irak, anayasa referandumunun sonuçlarını açık...
Hasan CEMAL
Köprü ama...
Bu bir klasik köprü yazısı değil! İstanbul Bo...
Yılmaz ÇETİNER
Taha Toros, Nâzım Hikmet'i, geçmiş yılları anlatıyor
Taha Toros üstadımız bilgileriyle, belgeleriy...
Güneri CIVAOĞLU
Ukalalık
Saddam'ın "kendisini yargılayan mahkemeyi meş...
Can DÜNDAR
Bu horonu bana lütfeder misiniz?
Dans etmeyle horon tepmeyi aynı yaşlarda öğre...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedeflemesine geçilirken (1)
Önümüzdeki yıl Merkez Bankası (MB) enflasyon ...
Doğan HEPER
Solda yeni girişim ve CHP
DİSK'in önderliğinde bazı kişiler bir araya g...
Semih İDİZ
Öymen ve Elekdağ'dan yanıt
'CHP bir masalı yaşatmakta ısrarlı' başlıklı ...
Sami KOHEN
Bağdat'ta adalet
DEVRİK Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'in d...
Hasan PULUR
Tesadüf mü, yoksa sürekli hal mi?
TESADÜFÜN böylesi... diye bir deyim vardır. ...
Erdoğan SAĞLAM
Vergi düzenlemesi eksik
Özel Okullar Kanunu değiştiriliyor. Tasarı, ü...
Derya SAZAK
Saddam davası
Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin, mahkeme...
Meral TAMER
AB'nin kuş gribi sınavı: Patent mi, insan hakları mı?
ÖSS, OKS sınavlarından kalma alışkanlıkla, şı...
Yaman TÖRÜNER
Borsaya denetim
Son günlerde, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SP...
Güngör URAS
'Köprüye hayır' diyenler haklı çıktı
Ben "Köprüye hayır" diyenlerdenim. "Hayır" de...
Serpil YILMAZ
Kayseri ve İslami Kalvinistler
Merkezi Berlin'de bulunan European Stability ...
M. Ali BİRAND
Kıskanacağınıza gurur duyun...
Toplumumuzun bir bölümü, iki konuda garip bir...

© 2005 Milliyet