Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 20 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Kıskanacağınıza gurur duyun...


Toplumumuzun bir bölümü, iki konuda garip bir kıskançlık içinde... Birincisi, zengin olan insan sevilmiyor. Yolsuzluk filan değil, eğer namusunuzla çalışmış, emek vermiş, ekmeğinizi taştan çıkartıp zengin olmuş olsanız dahi, bir kesim var ki sizden nefret eder. Dikkat edin, zenginleşmiş kişiler için "aferin diyene" zor rastlanır. Tam aksine hep işin içinde bir iş aranır. Dedikodusu yapılır, kuşkulu gözlerle bakılır. Diğeri de, başarılı olmuş, şöhret kazanmış insanlara yönelik kıskançlıktır.
Son örneklerinden biri de Orhan Pamuk.
Sosyetik hanım, Avrupa veya Amerika'da uyduruk bir dergi veya gazetede resmi çıkarsa şöhret olur... Bir gazeteci kimselerin adını bilmediği bir Avrupalı derneğin konferansına katılır ve başarı öyküleri anlatılır... Bir iş adamı veya bir siyasetçi tanınmış birkaç kişinin bulunduğu bir toplantıya girer ve kahramanlar gibi muamele görür... Bunca pespayelik içinde, Orhan Pamuk dünya'nın en prestijli gazetelerinde görünür, söyleşiler verir, ancak yerden yere vurulur.
Nedenini anlamaya çalışmayın. Orhan Pamuk'un başarısını bir türlü kabullenemiyoruz: "Nasıl oluyor da, o başarıyor ve biz başaramıyoruz". İşte işin özü bu kadar basit...
Ne güzel bir deyişimiz vardır: Kedi uzanamadığı ciğere mındar (kötü-pis) dermiş...
İşte bizi en iyi anlatan, bu cümlenin içinde saklı duran derin kıskançlıktır...

YİNE, IRAK'I UNUTUVERDİK, OYSA...
Irak'ta referandum yapıldı ve tahminlerin ötesinde sakin geçti. Amerikan ve Irak güvenlik kuvvetleri durumu kontrol altında tutmasını bildiler. Seçim sandıklarını korumayı başardılar.
Daha da önemlisi, şu ana kadar gelen sonuçlara bakılacak olursa, anayasa onaylanmış gibi görülüyor. Bu da, kendi başına son derece önemli.
Bizler sürekli Kuzey ırak'a baktığımızdan dolayı, resmin tamamını göremiyoruz. Oysa asıl tehlike Kuzey Irak'ta değil, asıl tehlike ülkenin orta ve güney bölgelerinde yaşanıyor.
Direniş hareketi sürüyor, ancak Sunni'ler yavaş yavaş devreye girmeye başladılar. Irak'taki sağ duyulu çevreler, adam öldürüp, kafa kesip bir yere varılamayacağını anlıyorlar. Tutumlar değişiyor. Belki daha çok gidilecek yol var, ancak ülkeyi bölmemek fikri ağırlık kazanıyor.
Bu anlamda en önemlisi de, insanların sandığa gidip oy kullanmaları. Oy vermenin insanlara getirdiği heyecan ve sorumluluğu Irak'ta açıkça görüyoruz.
Irak'ta istikrarın kurulması en çok bizler için önemli. Bundan dolayı da, olumlu yöndeki gelişmeler hepimizi memnun etmeli.
Şimdi diğer önemli adım, Aralık ayındaki seçimlerde atılacak. Seçim sonrasında ortaya çıkacak mecliste en geniş şekilde yer tutabilmek için, en radikal Sunni'ler ve Şiiler kolları sıvamış durumdalar. Zira biliyorlar ki, parlamontoda kim söz sahibi olursa, geleceğin Irak'ı onun sözünü dinleyecek.
İşte demokrasinin güzelliği de bu değil mi?

MAŞALLAHINIZ VARMIŞ...
Meğer milletvekillerimizin içinde Holigan sayısı epey yüksekmiş. Baksanıza, CHP'li Haşim Oral'a destek mesajları yağıyor.
AKP'li Yüksektepe "Dayanılacak şey değil. (futbolcu Yılmaz'ı kastederek) Yakınında olsam boğazını sıkardım. Klüp yöneticisiyim, yapamadım" demiş.
Vah vah... Hani sanki klüp yöneticisi olmanın dezavantajlarından söz ediyormuş gibi bir hali var.
Hele bağımsız milletvekili Süleyman Bölünmez'e ne demeli?
Mardinspor- Antalya maçında sahaya inip hakemi tokatlamış, küfür etmiş.
Bravo doğrusu...
Hepsinin gerekçesi aynı.
CHP'li Haşim Oral gibi, onlarda "Tahrik olduk. Kendimizi tutamadık" diye yaptıkları çirkinlikten kurtulmaya çalışıyorlar.
Beyefendiler yanlışsınız. Uygar insan tahrik olmaz... Ardından şişe atmaz veya futbolcuyu boğazlamaya kalkmaz, hakem tokatlamaz.
Eğer kendinizi bu kadar da olsa kontrol edemiyorsanız, evinize kapanın dışarı çıkmayın. Hiç değilse çocuklarımıza kötü örnek olmayın...

KÜRTÇE BROŞÜRE JANDARMA MÜDAHELESİ(!)
Okuduğum zaman önce şaka sandım.
Sonra baktım ki SABAH'taki haber doğru.
TEDAŞ'ın kullandığı, SET Elektrik isimli bir özel firma, Diyarbakır'daki kaçak elektrik kullanımını önlemek amacıyla kürtçe broşür bastırmış. Amacı son derece basit: Kürtçe'den başka bir dil bilmeyenlere ulaşmak ve kaçak elektrik kullanmanın sakıncalarını anlatmak.
Sanki, ülke'nin toprak bütünlüğüne tehdit yaratıyorlarmış gibi, Jandarma müdahelesi ile karşılaşmışlar. Broşürler toplatılmış, soruşturma açılmış.
Neden Kürtçe'ye alışamıyoruz acaba?
Hemen müdahele... Hemen soruşturma...
Acaba bu ne oranda etkili bir yöntem? Bu yaklaşımla insanlarımızı fazla bir baskı altına almıyor muyuz? İşin bu yanlarını hiç düşünüyor musunuz?

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Devlet ve 'özel'
DEVLETÇİLİK genlerimize işlemiş. Şimdi de öze...
Çetin ALTAN
89 yaşındaki Fasiha Hanım'ın 25 yıl gecikmiş mektubu...
Artık bu yıl da lokanta bahçelerinde oturma m...
Melih AŞIK
Atatürk Nobel'de
Nobel Ödülü için belirli yetkin kuruluşlar No...
Fikret BİLA
Ankara'nın Irak beklentileri gerçekçi mi?
Irak, anayasa referandumunun sonuçlarını açık...
Hasan CEMAL
Köprü ama...
Bu bir klasik köprü yazısı değil! İstanbul Bo...
Yılmaz ÇETİNER
Taha Toros, Nâzım Hikmet'i, geçmiş yılları anlatıyor
Taha Toros üstadımız bilgileriyle, belgeleriy...
Güneri CIVAOĞLU
Ukalalık
Saddam'ın "kendisini yargılayan mahkemeyi meş...
Can DÜNDAR
Bu horonu bana lütfeder misiniz?
Dans etmeyle horon tepmeyi aynı yaşlarda öğre...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedeflemesine geçilirken (1)
Önümüzdeki yıl Merkez Bankası (MB) enflasyon ...
Doğan HEPER
Solda yeni girişim ve CHP
DİSK'in önderliğinde bazı kişiler bir araya g...
Semih İDİZ
Öymen ve Elekdağ'dan yanıt
'CHP bir masalı yaşatmakta ısrarlı' başlıklı ...
Sami KOHEN
Bağdat'ta adalet
DEVRİK Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'in d...
Hasan PULUR
Tesadüf mü, yoksa sürekli hal mi?
TESADÜFÜN böylesi... diye bir deyim vardır. ...
Erdoğan SAĞLAM
Vergi düzenlemesi eksik
Özel Okullar Kanunu değiştiriliyor. Tasarı, ü...
Derya SAZAK
Saddam davası
Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin, mahkeme...
Meral TAMER
AB'nin kuş gribi sınavı: Patent mi, insan hakları mı?
ÖSS, OKS sınavlarından kalma alışkanlıkla, şı...
Yaman TÖRÜNER
Borsaya denetim
Son günlerde, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SP...
Güngör URAS
'Köprüye hayır' diyenler haklı çıktı
Ben "Köprüye hayır" diyenlerdenim. "Hayır" de...
Serpil YILMAZ
Kayseri ve İslami Kalvinistler
Merkezi Berlin'de bulunan European Stability ...
M. Ali BİRAND
Kıskanacağınıza gurur duyun...
Toplumumuzun bir bölümü, iki konuda garip bir...

© 2005 Milliyet