Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ekim 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dünyanın tanıdığı iki klarnet ustamız: Mustafa Kandıralı ve Hüsnü Şenlendirici
Sazına küs bir efsane ve klarnetin yeni '1 numara'sı

Nesillerinin en ünlü iki klarnetçisi Mustafa Kandıralı ile Hüsnü Şenlendirici buluştu

ASLI ÇAKIR


Hüsnü Şenlendirici 5 yaşından beri klarnet çalıyor. Kibariye'ye, Cengiz Kurtoğlu'na da eşlik ediyor Hande Yener'e de; sonra gidiyor İlhan Erşahin'le, Brooklyn Funk Essentials'la caz yapıyor. 12-13 yaşından beri konserler için dünyayı dolaşan Laço Tayfa'nın da kurucusu olan Şenlendirici henüz 29 yaşında ve artık dünya çapında bir klarnetçi.
Peki, "Yıllardır Türkiye'de klarnet denince akla gelen isim kimdi?" diye sorsak... Cevabı hemen gelir: Mustafa Kandıralı. Bayram sabahlarının, yılbaşı gecelerinin vazgeçilmez ismi Kandıralı da yurtdışında yüzlerce kez sahneye çıktı. Bugün
79 yaşında olan Kandıralı zamanında kendine doğru dürüst eşlik edemiyor diye bir sanatçının kafasında klarnetini kırmış.
Kandıralı "Hüsnü'yü çok beğeniyorum, yetenekli bir genç" derken, Şenlendirici de Mustafa Kandıralı dinleyerek büyüdüğünü söylüyor.
Son albümü "Hüsn-ü Klarnet" enstrümantal bir albüm olduğu halde müzik listelerinde bir numaraya kadar çıkan Hüsnü Şenlendirici ve anlattığına göre "şimdiye kadar 150'den fazla plak yapmış ama 24 yıldır klarnete, sanat dünyasına küsmüş olan" Mustafa Kandıralı anlatıyor...

Mustafa bey klarnetinize, müziğe küsmüşsünüz...
Mustafa Kandıralı: Benim Amerika'da da plağım var, biliyorsun değil mi? Almanya'da plaklarım var. Amerika'da ikinci sınıf müzisyenlerin bile çiftlikleri var. Ben niye küsmeyeyim bu memlekete! Ben emekli oldum, Mustafa Kandıralı olarak 460 YTL aylık alıyorum. Bu aylığı verenlere de teşekkür ediyorum ama. Tabii değer verenler de çok. Ben canım sıkıldığında atlarım Ayvalık'taki Yalı Pansiyon'a giderim. Sahibi Çetin Akkoç darbukada bir numaradır. O bana çok iyi bakar. Efe Tur da bana yolculuk kartı verdi. Otobüs, uçak, her yere bu kartla giderim. Bir de beni her zaman el üstünde tutan Kenan Küçükçağlayan bey var. Onlara teşekkürlerimi mutlaka yaz, unutma.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz Hüsnü bey? Değerinizin bilindiğine inanıyor musunuz?
Hüsnü Şenlendirici: Ben yıllardır söylüyorum, beni kaale almıyorlar. Yani ben başka bir ülkeye gidip oranın gücünü arkama alıp mı müzik yapacağım? Ben işimi çok iyi yaptığıma inanıyorum. Artık sırtımı devlete dayamak istiyorum. Ama şu saatten itibaren de ayağıma pranga vurdurtmam. Önümde çok iyi bir gelecek olduğuna inanıyorum. Sadece destek olduklarını bileyim.

Mustafa bey bana telefonda klarnetim yok dediniz.
Mustafa K.: Ben klarnetimi koydum, orada duruyor.

Hiç el sürmüyor musunuz?
Mustafa K.: Hayır.

Nasıl duruyorsunuz?
Mustafa K.: Küstüm ya. Klarnete de küstüm.

Mustafa bey siz manikürünüzü hiç eksik etmezmişsiniz.
Mustafa K.: Evet, 20 günde bir mutlaka manikür yaptırırım. Cila da sürdürürüm.

"Mendilim de Avrupa"
Bir de çok şıksınız her zaman. Çok kıyafetiniz var mı? Herhalde yüzün üzerinde kravatınız vardır.
Mustafa K.: 300 de sen. Gömleklerim yerli değildir benim. 40 sene önce buradaki terzilerin hepsi Rumdu. Şimdi Yunanistan'dalar. Üç-beş sene öncesine kadar ben hep Yunanistan'a gider, diktirirdim elbiselerimi.
15 gömlek ısmarlarım, gönderirler. Çoraplarım, afedersin külotlarım bile Avrupa'dır. Mendilim bile.
Hüsnü Ş.: Bir müzisyenin iyi giyinmesi, karizmatik olması iyi bir şey ama ben günlük giyinirim.

Ben ne zaman görsem takım elbiseli oluyorsunuz.
Hüsnü Ş.: İyi mi, kötü mü?

İyi de biraz daha yaşlı ve kilolu görünüyorsunuz.
Hüsnü Ş.: Beni yüz yüze görmeyenler hep 40'ın üzerinde zannediyor.

Oysa yakışıklı bir adamsınız. Kilolu da değilsiniz. Gittikçe kadın hayranlarınız artıyordur.
Hüsnü Ş.: Yavaş yavaş fark ediyorum. Müzikal olarak etkileniyorlar tabii ki ama şimdi konserlerde görsel olarak da böyle dalan kızlar görüyorum. Gülüyorum. Geçen Babylon konserinde ön sırada sanki televizyon programından seçilmiş gibi 20 tane hatun dizilmiş böööyle bakıyorlar.

"Kadınlar evime gelirdi"
Mustafa bey, sizin de herhalde kadın hayranlarınız olmuştur.
Mustafa K.: Olmaz mı? Matinede benim için kavga ederlerdi. Gündüz tıraş olsam da akşam bir daha tıraş olurdum. Çok güzel giyinirdim. Evime, kapıma dayanırlardı. Ama benim karım çok yakışıklıydı kızım. Arnavuttu benim karım.

Hep erkekler sevgiliye gitar falan çalarlar ama klarnet de herhalde sevgiliyi istese ağlatır.
Hüsnü Ş.: Klarneti sevgiliye çalarsanız var ya, off. Hiç şansı kalmaz.

Karınıza çaldınız mı böyle?
Hüsnü Ş.: Önceki gece konserde çaldım gözlerine bakarak.

Son olarak, şimdiye dek en beğendiğiniz solistler kimlerdi?
Mustafa K.: Zeki Müren.
Hüsnü Ş.: Benim de Kibariye. Bir de değeri çok bilinmese de Nuray Hafiftaş'ın sesini çok beğenirim.

Kandıralı: "Louis Armstrong'la da caz yaptım ama tek kare fotoğrafım yok"

Klarnetinizle sadece Türkiye'yi değil Amerika'yı, Avrupa'yı da büyülediniz. Neler yaşadınız yurtdışında?
Mustafa K.: Amerika'da caz yaptım. Louis Armstrong'la da çaldım. O dönemden birçok insanla çaldım. 46-47 sene evvel. Ama öyle kafasız adamım ki onlarla bir fotoğraf çektirmemişim. Hiç yok. Kızlarım da kızıyor buna. Tabii Amerika sayesinde çocuklarımı, torunlarımı okuttum ben.
Hüsnü Ş.: Yurtdışındaki konserlerimden birinde beni dinleyenlerden bir kadın "Acaba Tanrı bize onun klarnetiyle mesaj mı yolluyor?" demişti. Bu beni etkilemişti. Geçenlerde de biri tam hatırlamıyorum ama yaklaşık olarak şiir okur gibi çaldığımı söyledi. Bizi dinleyince büyüleniyorlar. Bizim tarzımız da daha duygusal ya.

Şenlendirici: "Şarkıcılıkta en çok üçüncü olurdum"

Galiba Türkiye'de ilk defa enstrümantal bir Türk albümü listede bir numaraya çıkmış. Çok ilginç değil mi?
İlginç tabii. Benim mevzuum "Aman, beğenilir mi, satar mı satmaz mı?" değil. Öyle bir kaygıya girdiğin zaman yanlışa düştün zaten. Kendim için müzik yapıyorum. Babamın bir lafı var: "İyi bir müzisyen sayılıyorsam, kendi müziğimi çaldığım içindir." Benim de albümüme bakarsanız Türk müziği makamları var ama sound dünyalı.
Türkiye'de virtüöz olan, "Allah için, konuşturuyorlar enstrümanları" diye anılan insanlar aslında hiçbir şey bilmeyen, müziğin m'sini yapmaya çalışan, sokaklardaki çocuklarımız kadar çalabilen adamlar. Herkesin "harikalar yarattım" dediği ülkelerde gidip düğünlerde çaldığını da biliyorum ben. Kimse sahtekarlık yapmasın. Benim ve benim gibi müzisyenlerin yanında aslında saygıyla durmaları gereken insanlar bunlar. Buraya nereden geldik?

Bilmiyorum.
Çok doluyum bu konuda ya.

Başka aletler de çalabiliyorsunuz.
Çoğu müzik aletini biraz çalıyorum. Şarkı da söylüyorum. Bir ara albüm yapacaklardı bana. Sonra dedim ki, "Bırakın ya. Şarkıcılıkta en fazla üçüncü adamlığa oynarım ben Türkiye'de." Ama klarnetle Türkiye bitti, dünyaya oynuyoruz.

Mustafa bey kıyafet düşkünü. Siz?
Hüsnü Ş.: Bende de araba ve motosiklet hastalığı var. Bir de ben hayatta iki kişilik yaşıyorum. Babam 38 yaşında vefat etti. Çok erken... Onun yerine de geziyorum, çalıyorum.
Hüsnü Şenlendirici'yi sahnede dinlemek isteyenler 28 Ekim akşamı Babylon'a gidebilir.





CUMARTESİ
Sazına küs bir efsane ve klarnetin yeni '1 numara'sı
Hafta sonu kaykay şöleni var
"Hevesi olmayan İngiliz de Türkiye turuna çıkacak"
"Ağrının dünyaya maliyeti yılda 60 milyar dolar"
Bugünlerde herkes aksesuvarlara takılıyor
En moda En yeni
Ortaköy'e modern tasarımlı, caz kulüplü otel
MİNİKLERİN DÜNYASI





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Donatella Piatti
Selda Uskan
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2005 Milliyet