|
 |
|
|
Düşündürücü fotoğraf
Satır Arası / Deniz Sipahi
Üniversite sınavlarında aldığı başarılarla dikkat çeken İzmir, birkaç yıldır sonuçlar karşısında hayal kırıklığına uğruyor. Bunda elbette tek bir neden yok.
İzmir'e gelen insandan sayısında hala artış var; göç bu kentin en büyük sorunu olmaya devam ediyor. İkincisi insanımızın bilgiye ulaşma becerisi ve hızı giderek artıyor; böyle olunca oturduğunuz yerin önemi giderek azalmaya başlıyor.
Ancak İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü Araştırma Geliştirme bölümünün yapmış olduğu bir çalışmanın raporlarındaki detayları da iyi okumak lazım.
Ankete 28 ilçede görev yapan, farklı tür ve düzeylerde eğitim veren 8 bin 742 öğretmen katılmış. Öğretmenlerin yüzde 81.5'i evli, yüzde 13.9'u bekar, yüzde 4.6'sı ise eşinden ayrılmış.
Öğretmenlerin eşlerinin yüzde 75.3'ü çalışırken; evli öğretmenlerin yüzde 41.8'i iki çocuk, yüzde 38.6'sı bir çocuk, yüzde 4.2'si üç çocuk, yüzde 0.9'u dört ve daha fazla çocuk sahibiymiş. Yüzde 14.5'i ise çocuk sahibi değilmiş.
Bu veriler şundan önemli...
Bir milyarı, yeni Türk lirasıyla bin lirayı bulmayan bir maaş ortalamasıyla bu profile sahip olan öğretmenlerimizin aile geçindirmesi oldukça güç.
Her şeyi ekonomik nedenlere bağlamamak lazım ama bu da önemli bir göstergedir.
Öğrenci profilinin ekonomik durumu da benzer bir tabloda aslında.
Ailelerin yüzde 33'ü 360 YTL, yüzde 5'i bin 500 YTL ücretle geçindiği saptanmış.
* * *
Düşündürücü olan; ilköğretim öğrencilerinin yüzde 13'ünün, orta öğretimde eğitim görenlerin ise yüzde 25'inin kazanç getiren bir işte çalıştığının belirlenmiş olması.
Eğitim için en verimli çağlarında olan çocuklarımızın ister aile bütçesine katkı, isterse bir başka nedenden dolayı çalışıyor olması gerçekten üzerinde durulması gereken bir konu.
Araştırmayla ilgili rakamlara devam edelim.
Öğretmenlerin yüzde 59.7'si görevle ilgili ödül, yüzde 12.8'i ceza almış, yüzde 85.6'sı mesleklerini bilerek ve isteyerek seçmişler.
Öğretmenlerin yüzde 47.1'i çocuğunun öğretmen olmasını istemiyormuş.
Yüzde 7.6'sı günlük gazete okumadığını, yüzde 10'unu hiç kitap okumadığını, yüzde 27.1'i meslekleriyle ilgili yayınları takip etmediğini söylemiş.
Yüzde 11.5'inin sadece bilimsel yayını bulunurken; yüzde 21'inin hizmet içi kurslara katılmadığı saptanmış.
Öğretmenlerin yüzde 59.2'sinin ev, yüzde 65'nin araba, yüzde 74.2'sinin evinde bilgisayar olduğu da notlara düşülmüş.
* * *
Yazımın başında da söylemiştim; öğretmenlerimizin zor ekonomik şartlarda görev yaptığını dikkate alarak eleştirilerimi sıralıyorum.
Ama önümüzdeki bu fotoğrafın başarısızlığın kaynağını ortaya koyduğunu zannediyorum.
Günlük gazete okumayan, hiç kitap okumamayı tercih eden, meslekleriyle ilgili yayınları takip etmeyen bir profil...
Oranlar bana göre hiç de küçük değil.
Yüzde 30'larda mesleğiyle ilgilenmeyen bir kitleye yüzde 65'lik araba oranı bir çelişki yaratmıyor mu sizce?
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|