Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ekim 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sahte içki korkutuyor

Rixos otellerinin sahiplerinden Fettah Tamince'nin "Her şey dahil otellerde yüzde 90 sahte içki yapılıp sunuluyor" iddiası, rakamları abartılı olsa da bir gerçeği yansıtıyor. Daha da kötüsü, Arnavutluk mafyasının ürettiği sahte içkiler de kapıda

myalcin@turk.net


Yaz tatilinde birkaç günümü geçirdiğim "Beş yıldızlı" tatil köyünün barı hayli zengin görünüyordu. İstanbul'daki şık bir barda görecebileceğiniz içkilerin çoğu vardı. Gerçi arada tek-tük hiç aşina olmadığım, Doğu Bloku havalı şişeler de gözüme çarptı ama, 40 derece sıcakta süt beyazı Malibu şişelerini görmek bile insanı ferahlatıyordu. Oldum olası sevdiğim bu romlu hindistancevizi likörünün tadını tam hissetmek için, barmenden hiçbir şeyle karışmadan, sadece biraz buzla istedim. Bir yandan da "Bu ucuz tesis bu pahalı içkiyi nasıl böyle 'limitsiz' sunuyor?" diye içimi kemiren kurdu yatıştırmak istiyordum. Ama aynen kuşkulandığım gibi çıktı... Malibu şişesinin içinden kadehe konan, Malibu'dan başka her şeye benziyordu. Kokusu alışıldık hindistancevizi kokusuydu ama Malibu zenginliğinde değildi. Görünümüne baktım, buz eridikçe şeffaf içki bulanmaya başlamıştı. Ardından bir yudum aldım, tadı, içine hindistancevizi şurubu damlatılmış ucuz bir votkayı andırıyordu. Belli ki, cevval barmenler tarafından tesiste "imalat" yapılmıştı"!

Böylesini ilk kez gördüm
Ege ve Güney'deki bu tip tesislerde Campari şişesinin içine Tekel'in Bindallı likörünün konmasına, Cointreau diye yine Tekel'in portakal likörünün, Amaretto yerine de Acıbadem'in sunulmasına alışmıştım ama bu kadarını da ilk kez görüyordum. Dolayısıyla Rixos oteller zincirinin sahiplerinden Fettah Tamince'nin Antalya'daki bir toplantıda "Her şey dahil tesislerde yüzde 90 sahte içki sunuluyor" itirafını hiç yadırgamadım. İçkideki vergileri aşırı yükselterek bu duruma yol açan hükümet son zamanlarda iyice sırıtan otoriter tavrıyla hemen Rixos'lara Tarım Bakanlığı'ndan görevliler gönderip kaçak içkiler buldurdu ama, bu Tamince'nin söylediklerinin vahametini azaltmadığı gibi, gümrüksüz satış mağazalarından çıkartılıp satılan orijinal içkideki vergi kaçırma olayı başka, turiste kendi imalatı sahte içkiyi içirip onu dolandırmak ve sağlığını tehlikeye atmak başka...

Zehirlenmeler an meselesi
Turistik tesislerde yapılan sahte içki imalatı, daha çok barmenlerin bilgi ve becerileri çerçevesinde oluyor ve kremaya viski karıştırıp Baileys benzeri bir içki uydurma, votkaya aroma damlatma, orijinal şişeye ucuz taklidini koyma gibi kurnazlıklar çerçevesinde kalıyor. Ama bunun bir adım daha ötesi var ki, onun sonuçları ölüm dahi olabilir. Metil alkol kullanarak sahte rakı yapanların yeraltı atölyelerinde bulunan metil alkolle doldurulmuş viski şişeleri, bu tehlikeyi ortaya koyuyor. Şimdiye dek sadece rakının sahtesini yapanlar, kâr marjı daha yüksek olan bir alana, viskiye de el attılar. Öte yandan, Türkiye Arnavutluk'ta üstlenen sahte içki mafyası için de cazip bir pazar haline geldi. Zira Arnavutluk, bir zamanların Bulgaristan'ının rolünü üstlenmiş durumda. AB ile flörtü başlamadan önce Bulgaristan, sahte sigara cennetiydi ve devlet fabrikalarında sahte Marlboro üretilirdi. Sonra bunu korsan CD kopyalamaya çevirdiler, ama AB korkusuyla bu alandan da çekildiler.

Gerçeğinden ayırt etmek zor
Uluslararası sisteme dahil olmayan Arnavutluk, şimdi bu konuların uzmanı. Dünyaca ünlü markalı içkilerin normal bir tüketici tarafından asla ayırt edilemeyecek taklitleri bu ülkede yapılıyor ve nüfusa oranla sert içki tüketimi en yüksek ülke olan Yunanistan'a sevkediliyor. Yunanlı barmen ve lokantacı dostlarımız, "Atina'da temiz içki bulmak zorlaştı" diye yakınıyorlar. Hangi alkolden yapıldığı belli olmayan bu sahte içkiler, İstanbul'un bazı Rus pazarlarında da göze çarpmaya başladı bile.
Her şeyi "Babalar gibi satan", vergiyi de şahin gibi toplayan maliye bakanımız, "Kaçakçılığı önlemek için bütün içkilere hologram koyacağız" buyurmuş. İçkiye konan Avrupa ortalamasının üzerindeki vergiler makûl oranlara çekilmezse, bilyalı kapağın içine rakı enjekte etmeyi beceren sahteciler bunlara da çare bulacaklar. Ancak sahte içkiler yüzünden turist ölümleri yaşanır da Türk turizmi çökerse, hükümet de bunun altında kalacak. Bizden söylemesi...



PAZAR
"İstanbul'da kalmam Roger'ı mutlu ederdi"
Yeni bir hayata doğru
"İktidarın bir süre için verildiğini bilen biriyim"
"Aşkı hangi dilde anlattığınızın önemi yok"
Alfred Nobel'in 104 yıllık özürü
"Ülkemiz defolu çok Alman çoban köpeği var"
Şampiyonların geri dönüşü
Kahkaha dolu bir festival
"Elektronik spor" seçmeleri yapıldı
"Siz hiç hayatınızda 'Şu kadının kaburgası olmasa ne güzel olurdu' diyen birine rastladınız mı?"
Az dolaşmadım kasabalarında
"Babamız bu hamburgeri bulmak için 20 sene uğraştı"
Yürüyüşçülerin gözdesi: Kıyıköy
Uygun ilaç peşinde
Seks serbest sevda yasak!
Jüpiter Akrep'te
Lüks lokantalarda iftar modası
Çarmıha gerilen Kate
İlhan görevini yapmıştır
Karadenizliler daha çok iyotlu tuz tüketmeli
Talih kuşu grip oldu
Şiirinin içinde güneş duruyordu
Sahte içki korkutuyor





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet