|
 |
|
|
Vazgeçmedi ki, yenilsin!
"...Tutar sıfırdan başlarsın
Yoksa bu ilişkiler, bu zaaflar
Seni yiyip bitirir,
Seni yiyip bitirir
Dirhem - dirhem azalırsın..."
Yusuf Hayaloğlu
Evvel zaman içinde kalbur da saman içinde falan değildi. 15-20 sene önceydi en fazla. Forma aşkı, kazanma hırsı, takım ruhu gibi kavramlara; modern futbolun gerekleri, endüstriyel kulüp işletmeciliğinin rasyonel kaçınılmazlıkları gibi şatafatlı kelamlar henüz şimdiki zamanlar kadar galebe çalamamıştı.
Ne güzel günlerdi...
Bizim kolej takımımız, hiçbir sezona çevredeki arkadaşlarımıza, ailede başka takımları tutanlara caka satacağımız dev, flaş, süper şeklinde örnekleri bulunan transferlerle girmez, biz de yaz aylarımızda transfer muhabbetlerinde hafif mahcup kalırdık. Lakin maçlar başlayınca "bizim çocuklar" mahcup etmek bir yana, göğsümüzü kabartan maçlar oynamaya, yenilseler de (çok nadir olurdu o da zaten) savaşmaya, formalarını terletmeye başlarlardı. Diğer iki "büyük" takımın taraftarından genelde az sayıda olan biz, çok zaman gururla ve hafiften farklılığımızı hissettirerek, sevinçle sona erdirirdik derbi haftalarını.
Okuldaysa arkadaşlarım sıralara sevgililerinin adını kazırken, ben Beşiktaş'ın kadrosunu yazardım: Metin, Ali, Feyyaz, Ulvi, Kadir, Ziya, Gökhan, Zeki... Ama en başta da onun adı, hem de büyük harflerle; RIZA. Ezberlediğim ilk kadronun Beko yazılı formasının 8 numarası, efsane kadronun kaptanı RIZA ÇALIMBAY. Mütevazı, gösterişsiz (bizim için yeterince gösterişliydi o ayrı konu), mücadeleci, uyumlu, pek çok sezonun fair-play birincisi kolej takımımızın kaptanı, sınıfımızın hiç kırmızı kart görmemiş başkanı RIZA. Çalışmanın, alınterinin, azmin yani Beşiktaş'ın bize göre birincil özelliklerinin vücuda gelmiş hali, sahadaki Beşiktaş idi o.
Belki de o yüzden o kadar sevdik, benimsedik onu. Yıllar sonra yuvasına döndüğünde zorlamayla, torpille falan değil düpedüz başarılarıyla geri döndü. Beşiktaş halkın takımıysa, halkın çocuğu olan Rıza Hoca'dan iyisi yoktu bizim için. Çok umutlandık; ancak ol(a)madı. (Bence de Ronaldo'nun gönderilmesi hataydı, Koray ön liberoda daha başarılı olurdu... vs. Fakat bunlar teknik konular, oysa bu yazı öyle bir yazı değil).
Bir gün mutlaka!
Şimdilik bir "Hoşçakalın" dedi, şimdilik en iyisi de buydu zaten; ve biliyoruz ki "hoşçakalın" elveda demek değildir. Biraz daha pişmiş, sinirleri sağlamlaşmış olarak geri döndüğünde gönlümüzün kapıları O'na ve en çok O'na ardına kadar açıktır. Takımımızın kapıları ise, bizim sevgimizden dahi açılmayacak kadar çok korunaklı değil henüz, şükür ki! O yüzden de, bulunduğu yerin önemini unutup, yeraltı dünyasının "menajerliğine" soyunarak, Beşiktaş'ın alnında kocaman bir "imaj" yarası açanların; takıma vereceği zararı düşünmeyerek tekrar göreve gelmek isteyenlerin, istedikleri olmayınca savaş baltalarını çıkarıp Rıza Hoca'nın aldığı parayı dillerine dolamaları ve onu kötü gidişin tek sorumlusu ilan etmeleri bizleri güldürüyor sadece...
Şimdilik güle güle Büyük Kaptan! Şimdilik biraz siyah, sonra kocaman bir beyaz. Yani hayat gibi biraz. Bugün belki olmadı; ama bir gün mutlaka olacak. Bu veda, Beşiktaş'a daha güçlü olarak dönülecek bir "merhaba"nın ilk adımı olsun! Çünkü biz hâlâ aşkın ve emeğin birlikte olduğunda neleri değiştirebileceğini biliyoruz. İyi ki biliyoruz...
Ben hayatım boyunca boğa güreşindeki matador olmayı kendime hedef seçtim; deliler gibi koşan, sonra da şişlenen boğa olmayı değil. Tabii bunlar benim felsefem ve hayatım. Herkesinki de kendine.
Fransız futbolcu Bixente Lizarazu
Foto-jenerik
Formula 1'in önemli isimlerinden Ferrari'nin usta pilotu Michael Schumacher, yarış arabalarından fazlasıyla sıkılmış anlaşılan. Bundan sonra ginger yarışlarında şampiyonluğu hedefleyecekmiş.
***
Seninki de laf yani!
Ertem Şener: Önder, 3 tane % 100'lük golü önledi.
Christoph Daum: Bizdeki defans oyuncuları o yüzden var zaten.
(Fenerbahçe-Schalke 04 maçı sonrası, Star TV)
Komplo teorisinin hası!
20 bin taraftarın Cem Papila'nın Fener maçında Bordo-Mavili takımı katletmesinden sonraki protestosunun ardından, Trabzonspor'u küme düşürme kararı verilmiştir. Bunun için düğmeye basılmıştır!..
(Muhittin Öztürk - Star)
Bu kafayla, onu da yaparlar!
Bir sürü isim geçiyor Beşiktaş teknik direktörlüğü için. Demirören, Belçika'ya gitmiş teknik direktör bulmak için. Sanırsınız ki hale gittiniz, karpuz seçiyorsunuz.
(Bilal Meşe - Geri Dörtlü, Expo channel)
Bravo bravo bravo!
Ankaragücü maçı da mübarek günlere rastladı. Programımı ona göre ayarladım. Önce Mahmut dedeye uğrayıp Fenerbahçe'nin yalnız Ankaragücü değil, Schalke maçının başarısı için de duamı edip mumumu yaktım.
(Hulki İlgün - Fanatik)
Bir dahaki maça oynatır!
Gordon Milne, bavulunu unutmuş havaalanında. Bavulunu unutan, ısınanı da unutur.
(Levent İnanır - Geri Dörtlü, expo channel)
Bak şimdi Vedat Abi!
Koca bir 90 dakika seyrettim. Şu maçtan bir şey anladıysam Kuran çarpsın. Bir anlayan varsa parmak kaldırsın, bu inanan ne dediyse inanacağım.
(Vedat Okyar - Hürriyet)
Süperrr benzetme!
Beşiktaşlı futbolcular, kazanmak için gerekeni yapmıyor. Deyim yerindeyse; Kartal kuş gribi olmuş, kolunu kanadını kıpırdatamıyor.
(Turgay Demir - Pas Fotomaç)
Kim istemez?
Valla yukarda iyiyiz. Aşağı inmek gibi bir niyetimiz yok. Yukarda kalmak istiyoruz.
(Kayserispor Başkanı Recep Mamur)
Özlü söz 16!
Sayın Çalımbay... Demesinler baybay
(Ali Sami Akış - Star)
yakantop@gmail.com
|
|
|

|