Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ekim 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ATV | CINE-5 | CNBC-E | CNN-TÜRK | KANAL 7 | KANAL D | LİG TV | NTV | STV
SHOW | STAR | TGRT | TRT 1 | TRT 2 | TRT 3 | TV 8
Kısır değilmiş, oh!


DREAM TV'nin "Yüxexes"inde keyifli konserler yer almaya başladı. Bir konserin keyfi izleyicinin görsel ve işitsel zevkini tatmin etmesine bağlı. İkisini de halletmişler.
* * *
"AVRUPA Yakası"nda karışık bir bölüm izledim. O dingin bölüm geçişleri yerini telaşa bırakmıştı.
* * *
"YANIK Koza"da Galip doktora gidiyor. Dizilerde erkekler genelde niye doktora gider? Ya kanser durumu vardır ya da kısırlık mevcuttur. Hiç sedef hastalığı için doktora gidilmez ya da kaç derece miyop olduğunu öğrenmek için. Galip de bu kısırlık olayından musdarip, neyse ki olmadığını öğrenir. Ama başka doktorlar tersini söylemiştir, bunu nakleder gittiği doktora. Geçici olabilirmiş. Neyse hepimiz rahatladık!
* * *
GÜLBEN Ergen ve Mehmet Ali Erbil, Digitürk reklamlarında (Sinan Çetin de oynuyor). Mesaj özetle şu; televizyonlar çok sıkıcı, çeşidi bol Digitürk'ü izliyoruz. Sıkıcı olan televizyonların en bir baş kahramanlarından iki isim acaba özeleştiri mi yapıyor? Yok galiba iyi para kazanmış oluyorlar!
* * *
DIGITURK'ten söz açılmışken burada yayında olan bir kanaldan bahsedeceğim: Kanal B. Ankara'dan yayın yapıyor. Özellikle sözel programları dikkat çekiyor. Bizim mesleğin saygın isimlerinden Nahit Duru'nun programını takip eder oldum. Ses tonu, konuya hakimiyeti ve "kısa yorumları" (bizde hastalıktır gazeteci kökenli program yapanlar, köşe yazısı gibi yorum yaparlar) kendini izlettiriyor. Eli yüzü düzgün, vitrin isimlerin sultasından kurtulmak isteyen tartışma programı meraklılarına tavsiye edebilirim.
* * *
Ertem Şener ile Daum arasındaki buzlar eridi. Genelde maç sonrası röportajlarda biraz "abicim" biraz "el pençe divan" durumları vardır. Ertem Şener Milano'daki maçta biraz "sivri" sorular sorunca Daum tepki göstermişti. İstanbul'daki Shalke maçı sonrası yine karşı karşıya geldiler. "Havanın yağışlı olması, oyunlarını etkilemiş miydi?" diye sordu Şener. Daum, "Havadan da ben mi sorumluyum?" diye sordu. Neyse durumu fark eden Şener "barışalım" dedi ve rahatsız etmeyen sorularla işi bağladı. Bence kişilik haklarına saldırı olmadığı müddetçe teknik direktörlerin biraz sıkıştırılmaya alışmaları gerekiyor.

s.kologlu@milliyet.com.tr






  Sina
  KOLOĞLU
Kısır değilmiş, oh!

© 2005 Milliyet