Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ekim 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ceza / Gözdağı mı?


Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü'nün tutuklanışı için 3 varsayım:
1- Elini irticanın arı kovanına sokmuş olan rektörün cezalandırılması...
2- Ona odaklanan bu "ceza" tavrıyla aynı çizgideki diğer rektörlere gözdağı verilmesi...
3- Bunun gene de yorum farklılıkları nedeniyle doğru ya da yanlış ama bir "salt hukuk" süreci olduğu...
...................
Rektör Prof. Dr. Yücel Aşkın yurtdışındayken, evi basılmıştı.
Gazete manşetlerine, TV ekranlarına "rektörün kaçak tarihi eserler bulundurduğu" yolunda "tutanak" haberleri yansıtılmıştı. "Tarihi eser kaçakçısı" imajı çizilmişti.
Ayşegül Nadir ile örtüşen bir imaj tasarımıydı bu.
Yargısız bir infazdı.
Sonunda, "iddia konusu eserlerin hepsinin kayıtlı ve meşru oldukları" ortaya çıktı.
Rektör, yurtdışındayken neden böyle bir baskın yapıldı?
Kimler böyle bir ihbarda bulundu?
Rektörün evinde gizli bölmeler, yeraltı galerileri yok.
"Ele geçirildi" diye açıklananların hepsi uzun süredir eve gelen tüm konukların gözleri önündeydi.
Demek ki rektör, birilerinin ayağına basıyordu. Yıpratılmalı, aşındırılmalıydı ki, daha sonraki saldırılarda saygınlık gardı düşmüş olsun.
.................
Bu "tarihi eser kaçakçısı" iddialarını dikkate almadan, şu son tutuklanma olayı tek başına yorumlanamazdı.
Bu olayın da özü nedir?
Prof. Dr. Aşkın, daha rektör olmadan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne alımlar yapılmış.
Soruşturma, bu bağlamda yapılan ve Dr. Aşkın'ın rektörlük dönemini de kapsayan ödemeler nedeniyle başlatılmış.
Yürütülmüş.
Aradan 91 gün geçmiş. Rektör ansızın gözaltına alınıyor. Gerekçe işte bu soruşturma... "Milyonlarca dolarlık yolsuzluk..."
Ne savcıyız, ne yargıç...
Ancak...
Şu soruları yöneltebiliriz...
Anayasa ve YÖK Yasası gereği rektörün "kısmi muafiyeti" vardır. Savcının bu yolsuzluk iddialarını YÖK'e göndermesi ve YÖK'ün yaptığı araştırma sonrasında, gerekli görürse, savcılığa yeşil ışık yakması, hukuk devletinin ve pozitif hukukun gereği değil midir?
Sırf bu nedenle iktidarın, sayıları hiç de az olmayan bürokratları için savcıların hukuki süreçleri başlatamadıkları gerçek midir?
...................
Seçilmişlerin "tam dokunulmazlık" (muafiyet) statülerine karşılık, atanmışların, "kısmi dokunulmazlık" (muafiyet) haklarını aşmanın yolu, tutuklamak mı olmuştu acaba?
Tutuklamanın koşulları, CMUK'ya göre, "çete kurmak" ve "delilleri karartmak..."
Rektör, çete kurduysa ve o nedenle tutuklandıysa, nerede çetenin diğer elemanları?
Hangisi tutuklandı?
Yok eğer amaç "delilleri karartmaksa", soruşturma açıldığından tutuklamaya kadar 91 gün geçmiş bulunuyor.
Delilleri 3 ay sonra mı karartacak?
Elbette yargıya saygılı olmamız gerek.
O nedenle bu ve benzeri sorulara hukuk çizgisindeki aydınlatıcı açıklamalar, kamuoyu vicdanına sunulacaktır inancını korumak istiyoruz.
...................
Aksi halde YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in çağrıları daha da ağırlık kazanacaktır.
Ayrıca... Sayıları 50'yi bulan üniversite rektörlerinin "ittifakla" tavır koyma kararları iyi düşünülmelidir.
Onların hukuk bilgisinden yoksun olduklarını kim düşünebilir?
Öte yandan...
Prof. Dr. Yücel Aşkın'ın tıpkı bir mafya babası, banka hortumcusu gibi bu yaşta ve bu bilimsel sıfatıyla 10 saat ayakta tutularak sorgulanması, bitkin hale getirilmesi olacak şey midir?
Bu bir kişisel ceza mı?
Cezanın ötesinde diğer laik/Atatürkçü rektörlere de "Dikkat edin, ayağınızı denk alın, sıra size gelebilir" mesajı da mı var?
Tüm böyle kuşkulardan yargımızı arındırmayı yürekten isteriz.
Siyasetçiler gelir geçerler...
Adalet hepimize lazım.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
YÖK ve hukuk
YÖK Başkan Vekili Prof. İsa Eşme rektör olayı...
Çetin ALTAN
Beylerbeyi'ne yağmur yağıyordu...
Yağmurla kar, ozanlarla yazı adamlarının yapı...
Melih AŞIK
Rektör ve iktidar
Rektörler bildirisinin dikkat çeken bölümleri...
Fikret BİLA
Rektörlerin itiraz gerekçeleri
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr...
Hasan CEMAL
En ciddi sınav!
Bu ülke, emeklisine, duluna, yetimine bakabil...
Güneri CIVAOĞLU
Ceza / Gözdağı mı?
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü'nün tutu...
Abbas GÜÇLÜ
Bandırma, tavuk ve rektörler
Genç Bakış için önceki gün Bandırma'daydık. B...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedeflemesine geçilirken (2)
Enflasyon hedeflemesi (EF), basit anlatımıyla...
Sami KOHEN
Gerginlik çemberi
HAFTALARDAN beri AB'ye -bir anlamda Batı'ya- ...
Faik ÖZTRAK
Bütçe ve aktif yurttaş korkusu
Hükümet 2006 yılı bütçe kanunu tasarısını Tür...
Hasan PULUR
Dönenler belli, ya dönmeyenler?
ÇOĞU zaman olduğu gibi, yine solculara haksız...
Derya SAZAK
Çete, medrese savaşı
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yü...
Meral TAMER
Erol Sabancı: Dolarlar havada uçuşuyor
Akbank Murahhas Azası Suzan Sabancı, Lüksembu...
Ece TEMELKURAN
Solun Bolu molası
Kestirmeden söyleyeyim: DİSK'in Bolu Dağı'nda...
Güngör URAS
Bütçe demek vergi demek değildir
Bütçe demek, 'hizmet' demektir. Hükümetler ha...
M. Ali BİRAND
Ah Volkan ah...
Çarşamba akşamı nefis bir maç izledik.

© 2005 Milliyet