Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ekim 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Genç solcunun" (!) toplantı notları:
Solun Bolu molası


Kestirmeden söyleyeyim: DİSK'in Bolu Dağı'nda, kendini solda tarif eden akademisyenler, siyasetçiler ve gazetecileri davet ederek düzenlendiği, "arayış" toplantısında ben de vardım. En genç katılımcıydım. Kendi adıma değil, ama sol adına üzülerek söylemeliyim ki otuz iki yaşında biri olarak o kadar da genç sayılmam.
Hele toplantıya katılanların çoğunluğunun yirmilerindeyken sol hareket adına kararlar alan, eylemler örgütleyen insanlar olduğu düşünülürse bu memlekette muhalif "gençliğin" epey ihtiyarladığı sonucuna varılabilir.
Velhasıl toplantı boyunca, kimi kritik anlarda, hiç istemesem de üzerime "gençliğin temsilcisi" yükü bindi. Ama bu yazıyı kendi adıma yazıyorum. Yani sonra "Vay gençlik şöyle! Vay gençlik böyle!" denmesin. Önce toplantı notları...

Solcu olmamak ayıp değil!
Birinci mesele şu: Toplantıya göre, solun en yumuşak karnı özelleştirme meselesi. Bilkent Üniversitesi'nden, anti-kapitalist küresel hareketi yakından izleyen Prof. Erinç Yeldan'ın "Özelleştirmeye cepheden karşı durmalıyız" diye bitirdiği sunuşunun ardından ortaya çıkan buydu.
Kimi katılımcılar özelleştirmeyi neredeyse savunan öyle şeyler söylediler ki Başbakan Erdoğan'ın, "Benim görevim bu ülkeyi pazarlamak" cümlesi de gayet solcu bir açıklama olarak görülebilir bundan böyle. Özelleştirmeden başlayan tartışma giderek "Sol anti-kapitalist midir? Neo-liberalizm karşıtı mıdır?" sorusunun bile ciddi ciddi sorulduğu bir vaziyet aldı.
Kanaatime göre ikinci mesele, "halkla ilişkiler" meselesiydi. "Halk" sözcüğü toplantının üzerinde bir bilinmezler bulutu ve cümlelerin edilgen nesnesi olarak dolandı durdu hep. Geçmişte eylemlerde, örgütlerde o "halkla" iç içe olmuş insanlar şimdi uzaktaki bir kıyıdan, artık içinde olmadıkları bir "bilinmezden" bahseder gibiydi.
Böyle düşünüyorum: Sol için en ciddi ve en engelleyici tabu, halk için, bilhassa darbenin ardından ne hissettiği ve ne düşündüğüdür.
Sol, halka ilişkin hissiyatını netleştiremezse, 80 sonrasında başlayan ve kendi üzerinde, kendini kadavralaştırarak sürdürdüğü "sorgulama", "kendini dövme" sürecini sonlandıramayacaktır.
Bu sorgulamanın da bitmeyen psikanaliz seanslarına benzediğini, psikanalizin insanı rezil de vezir de edebileceğini, yapılan analizin solu vezir etmediğinin ortada olduğunu belirtmeliyim.
Gençlere gelince... Onlar, kendileri doğmadan önce başlayan bu seanslardan artık çok sıkılmış durumdalar.

Ellerde var da bizde yok mu?
DİSK'in iş kolu temsilcilerinden Çetin Uygur, toplantının sonunda bir konuşma yaptı. İşçilerden söz ederek şöyle dedi:
"İşçiler artık kendi hayatlarını, tıpkı geceleri izledikleri diziler gibi izliyorlar."
"Halkın" vaziyetini anlatmak için kurulan cümle, aynı anda "aydınları" da anlatıyordu. Bence hepimiz orada "halkı" izliyorduk, tıpkı bir dizi izler gibi. Latin Amerika'daki "eller" bu yüzden yapıyordu, biz yapamıyorduk. Biz yapamazken "halkın" gözü nerede peki?
Söyleyeyim: İnsanlar net cümleler arıyorlar. Yaşadıklarını anlatan, ne yapabileceklerini söyleyen, net cümleler. Evleri yıkılırken, işten atılırken, çocuğu eğitimsiz kalırken bütün bu sisteme "cepheden" karşı duracak cümleler. Biz söylemekten korkmazsak onlar o cümlelerin arkasında durmaktan korkmayacaklar!
Bu cümlelerin bu tür toplantılardan çıkmasına hazır olun!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
YÖK ve hukuk
YÖK Başkan Vekili Prof. İsa Eşme rektör olayı...
Çetin ALTAN
Beylerbeyi'ne yağmur yağıyordu...
Yağmurla kar, ozanlarla yazı adamlarının yapı...
Melih AŞIK
Rektör ve iktidar
Rektörler bildirisinin dikkat çeken bölümleri...
Fikret BİLA
Rektörlerin itiraz gerekçeleri
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr...
Hasan CEMAL
En ciddi sınav!
Bu ülke, emeklisine, duluna, yetimine bakabil...
Güneri CIVAOĞLU
Ceza / Gözdağı mı?
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü'nün tutu...
Abbas GÜÇLÜ
Bandırma, tavuk ve rektörler
Genç Bakış için önceki gün Bandırma'daydık. B...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedeflemesine geçilirken (2)
Enflasyon hedeflemesi (EF), basit anlatımıyla...
Sami KOHEN
Gerginlik çemberi
HAFTALARDAN beri AB'ye -bir anlamda Batı'ya- ...
Faik ÖZTRAK
Bütçe ve aktif yurttaş korkusu
Hükümet 2006 yılı bütçe kanunu tasarısını Tür...
Hasan PULUR
Dönenler belli, ya dönmeyenler?
ÇOĞU zaman olduğu gibi, yine solculara haksız...
Derya SAZAK
Çete, medrese savaşı
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yü...
Meral TAMER
Erol Sabancı: Dolarlar havada uçuşuyor
Akbank Murahhas Azası Suzan Sabancı, Lüksembu...
Ece TEMELKURAN
Solun Bolu molası
Kestirmeden söyleyeyim: DİSK'in Bolu Dağı'nda...
Güngör URAS
Bütçe demek vergi demek değildir
Bütçe demek, 'hizmet' demektir. Hükümetler ha...
M. Ali BİRAND
Ah Volkan ah...
Çarşamba akşamı nefis bir maç izledik.

© 2005 Milliyet