Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Ekim 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bütçe demek vergi demek değildir


Bütçe demek, 'hizmet' demektir. Hükümetler halktan topladıkları vergilerle yıl boyunca halka ne hizmetler götüreceklerini, hangi alanlarda ne kadar para harcayacaklarını göstermek için bütçe yapar.
Bizde ise son yıllarda bütçeler, önceki yıllardan birikmiş borçlara nasıl para bulunacağını, IMF'nin faiz dışı fazla talimatının nasıl yerine getirileceğini ve AB'nin bütçe açığı sınırlamalarına nasıl uyulacağını, en sonunda da bu hedeflere uymak için vergilerin nasıl artırılacağını gösteren belgeler halini aldı.
İşte bunun içindir ki, halkımız "bütçe" gündeme geldiğinde, "Bütçe acaba ne hizmetler getirecek?" diyerek ümitlenmiyor da, "Acaba bu bütçe nedeniyle hangi vergiler ne kadar artacak?" diye korkuya kapılıyor. Adnan Başer Kafaoğlu Maliye Bakanlığı'nda görevliyken, vergi dairelerine, "Ödediğiniz vergiler size hizmet olarak dönecektir" diye levhalar asılmıştı. Sonra levhalar kaldırıldı. Çünkü görüldü ki 'halkın ödediği vergiler belli kişilerin cebine faiz olarak giriyor'.

Vergi faize gidiyor
Enflasyondaki gerilemeye paralel olarak bütçede faizin ağırlığı da azaldı ama, (1) İç borç stoku küçülemediği için, (2) Reel faiz (enflasyondan arındırılmış faiz) yüzde 8-10'larda dolandığı için, vergi gelirinin gene önemli bölümü faize gidiyor.
Tabii ki bütçe açığının küçültülmesi önemli, tabii ki denk bütçe önemli, tabii ki AB ve IMF talimatları önemli ama, onlardan da önemli bir şey var: Halka hizmet götürmek... Bir gerçek vardır... Hükümetler hiçbir zaman vergi gelirini yeterli bulmaz. Devamlı olarak vergi gelirini artırmak ister.
Bizde, vergiden kaçanların ve vergiden kaçınanların sayısı çoktur. Hükümetler (1) "Nereden buldun" kanunu çıkaramadıkları için, (2) Vergi sisteminde yapısal düzenlemeye cesaret edemedikleri için, "kaçanlardan ve kaçınanlardan" vergi alamıyor. İnsanların gelirinden alınan "gelir vergisi" ile şirketlerin gelirinden alınan "kurumlar vergisi" geliri çok çok düşük. Halbuki "doğrudan vergi" diye adlandırılan gelir ve kurumlar vergileri en adil vergilerdir. Çok kazanan çok, az kazanan az öder. Gelir arttıkça vergi de artar.

Gelir dağılımı bozuluyor
Hükümetler gelir ve kurumlar vergisi toplayamayınca çaresiz kalarak (dolaylı vergi diye adlandırılan) KDV ve ÖTV gibi vergilere yükleniyor. Bu tür vergiler adil olmayan vergilerdir. En zengin de, en fakir de harcama yaparken aynı vergiyi öder. Bu tür vergiler zaten bozuk olan gelir dağılımını rezil eder.
Bizde dolaylı vergiler toplam vergi gelirinin yüzde 70'ine ulaştı. Hükümetler gelirleri yetmeyince, dolaylı vergiye zam yapıyor. Bu vergileri artırmak için öyle önemli yasa ve sistem değişikliğine gerek yok. Vergi oranı artırılınca vergi geliri de hemen artıyor.
İşin kötü yanı şu: (1) Dolaylı vergilerdeki artış, genel gelir artışının üzerine çıkıyor. (2) Herkesin geliri aynı ölçüde artmıyor. Bazılarınınki düşüyor. KDV, ÖTV gibi vergiler artınca halkın geçime ayıracağı para azalıyor.
Gelelim 2006 bütçe tasarısında yer alan ve de halkı rahatsız eden rakamlara. 2006 ve onu takip eden iki yıl boyunca, hizmetlerde önemli bir değişiklik görülmüyor. Her yıl ekonominin yüzde 5 büyümesi bekleniyor. Buna karşılık yüzde 5'in çok üzerinde vergi geliri bekleyişlerine yer veriliyor.
Bütçeyi hazırlayanlar halka bu bütçenin getireceği hizmetleri, buna karşılık halktan ne tür ve ne oranda vergi alınacağını açık açık anlatmak zorundadır.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
YÖK ve hukuk
YÖK Başkan Vekili Prof. İsa Eşme rektör olayı...
Çetin ALTAN
Beylerbeyi'ne yağmur yağıyordu...
Yağmurla kar, ozanlarla yazı adamlarının yapı...
Melih AŞIK
Rektör ve iktidar
Rektörler bildirisinin dikkat çeken bölümleri...
Fikret BİLA
Rektörlerin itiraz gerekçeleri
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr...
Hasan CEMAL
En ciddi sınav!
Bu ülke, emeklisine, duluna, yetimine bakabil...
Güneri CIVAOĞLU
Ceza / Gözdağı mı?
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü'nün tutu...
Abbas GÜÇLÜ
Bandırma, tavuk ve rektörler
Genç Bakış için önceki gün Bandırma'daydık. B...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyon hedeflemesine geçilirken (2)
Enflasyon hedeflemesi (EF), basit anlatımıyla...
Sami KOHEN
Gerginlik çemberi
HAFTALARDAN beri AB'ye -bir anlamda Batı'ya- ...
Faik ÖZTRAK
Bütçe ve aktif yurttaş korkusu
Hükümet 2006 yılı bütçe kanunu tasarısını Tür...
Hasan PULUR
Dönenler belli, ya dönmeyenler?
ÇOĞU zaman olduğu gibi, yine solculara haksız...
Derya SAZAK
Çete, medrese savaşı
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Yü...
Meral TAMER
Erol Sabancı: Dolarlar havada uçuşuyor
Akbank Murahhas Azası Suzan Sabancı, Lüksembu...
Ece TEMELKURAN
Solun Bolu molası
Kestirmeden söyleyeyim: DİSK'in Bolu Dağı'nda...
Güngör URAS
Bütçe demek vergi demek değildir
Bütçe demek, 'hizmet' demektir. Hükümetler ha...
M. Ali BİRAND
Ah Volkan ah...
Çarşamba akşamı nefis bir maç izledik.

© 2005 Milliyet