Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Ekim 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sultanların güvercini: Hünkari


Herkesten habersiz, bir yerlerde sevdikleriyle yaşayan güvercinler...

Hünkârî güvercinlerinin, öteki adıyla sultan güvercinlerinin çok ilginç bir öyküsü var. Sultan güvercinleri kültürümüz içinde unutulmuş, birkaç seveninin, hatta bir seveninin özverisiyle tarihin sayfalarından günümüze yetişip gelmiş bir canlı. Bizim bildiğimiz kadarıyla bugün yaşamını, Tayfun Küçükoğlu gibi incelikli insanların çabalarıyla sürdürmeye çalışıyor. Tayfun Küçükoğlu, bu işe gönül koymuş, neredeyse yaşamının bir parçası haline getirmiş Hünkârî güvercinlerini. O ve onun gibi düşünenler olmasaydı Hünkârî güvercinlerini bugün fotoğraflarda bile göremeyecektik. Yalnız güvercin ailesinin değil, belki de kuşlar dünyasının en sevimli canlıları içinde sayacağımız Hünkârî güvercinlerini tanımamak gerçekten bizler için büyük bir ayıp olurdu.
Tayfun Küçükoğlu, sultan güverciniyle ilgili bakın neler söylüyor: "Güvercin beslemek, Osmanlı toplumunun bir aile geleneğidir. Halkın güvercin sevgisi zamanla saray yaşamına da yansımış, sarayın emriyle üç kıtaya yayılmış, Osmanlı topraklarında yetişen çok farklı ırk ve nitelikteki güvercinler Manisa'da toplanmıştır. Hepimizin bildiği gibi Manisa, şehzadelerin padişahlık eğitimi gördüğü ve ülkeyi yönetmek üzere yetiştirildikleri sancaklardan biridir. Belki de bu yüzden güvercin koleksiyonu, çeşitleri burada oluşturulmuştur. Padişahların kendine has özel bir güvercin ırkı yaratma isteği üzerine yapılan çalışmalar sonucunda Hünkârî güvercinleri türetilmiştir. Estetik açıdan dünyada en nitelikli ırk olarak kabul edilen Hünkârîler, doğal bir ırk olmadıkları için yetiştirilmeleri ve üretilmeleri de özel bilgi, ilgi, beceri ve yöntem gerektirmiştir.
Osmanlı yönetimi 1860'lı yıllardan itibaren değer verdiği yabancı konuklarını onurlandırmak için Hün- kârîleri hediye etmeye başlamıştır. Böylece imparatorluk sınırları dışına çıkmış, Avrupa'ya yayılmış, Amerika'ya kadar ulaşarak tüm dünyada büyük ilgi görmüştür."
İşin ilginç olan yanı, Hünkârî güvercinlerini saray ye- tiştirdiği için halkın hiçbir şekilde yetiştirmesine, beslemesine izin verilmemiştir. Bu da onun halk arasında yaygınlaşmasını önlemiştir. Böyle olunca da artık günümüzde yok olma noktasına gelmiş ırkı, bugün Avrupa ülkelerindeki güvercinsevenler koruma altına almıştır. Ama bu da onun tüm dünyada "Orientall Frill" adıy- la anılmasına neden olmuştur. Hünkârîler iki gruba ayrılıyor: Blondinette ve Satinette. 12 renk çeşidi olan Hünkârî'nin Amerika ve Avrupa'da bu adları taşıyan dernekleri var.

Hünkârîlerin özellikleri
Gagaları kanaryadan küçük olduğu için Hünkâriler kendi yavrularını büyütemiyorlar. Üremeleriyse özel bir ilgi ve teknik gerektiriyor. Hünkârî ile sütanne olacak güvercinlerin aynı zamanlarda yumurtlaması sağlanıyor ve Hünkârî'nin yumurtaları sütannenin altına konuluyor. Sütanne ise Hünkârî yumurtalarından çıkan yavruları kendi yavrusu olarak büyütüyor. Sütanne olan güvercinlerin hiç- bir zaman kendi yavrusunu büyütmesine izin verilmiyor. Çünkü büyük gagalı yavru büyütmeye alışan sütanne bir daha küçük gagalı Hünkârî yavrusunu büyütmenin zorluğuna katlanmıyor. Hatta bununla da yetinmiyor, yavrularını öldürüyor. İşte bu yüzden, yavruların kendi yavrusu olduğuna inandırılıyor.
Tayfun Küçükoğlu bu konuda şöyle bir yorum yapıyor: "Güvercinsevenler olarak içimize sinmese de, bize has ırk olarak dünyada ünlenen Hünkârî ırkının korunması ve geliştirilmesinin başka bir yolu yoktur."
Meraklıları için not: Çok yakında Giller takvimleri içinde "2006 Hünkârî/ Orientall Frill" olarak sevenlerinin karşısına çıkacak olan güvencinlerimizi 12 farklı çeşidiyle daha iyi tanıyacaksınız.
Hünkârî güvercinlerini saray yetiştirdiği için halkın hiçbir şekilde yetiştirmesine, beslemesine izin verilmemiştir. Bu da onun halk arasında yaygınlaşmasını önlemiştir. Günümüzde yok olma noktasına gelmiş ırkı, bugün Avrupa ülkelerindeki güvercinsevenler koruma altına almıştır.


yural@milliyet.com.tr



CUMARTESİ
"Şanslıyım, bu şansı paylaşmak istiyorum"
Bu çanta kapkaççıyı üzecek
"Şampiyon oldum ama ralli camiası beni kabullenemedi"
Bot ve çizme sezonu açıldı
"Eskiden mesleğim sorulduğunda doktor derdim ama artık müzisyenim"
Manzaralı yemekler
İlk sarışın James Bond
Küçüklere özel site





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet