Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Ekim 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Depremi önceden görebilen biri var mı?

Satır Arası / Deniz Sipahi

Herkesi çok iyi anlıyorum. Sarsıntılar hepimizin sinirlerini bozuyor. Özellikle perşembe gecesi yaşadığımız deprem şoku bizleri daha çok yıprattı.
Daha önceki depremler gün içinde olduğu için en azından korkunuzu yakın çalışma arkadaşlarınızla paylaşma şansına sahipsiniz.
Gece olunca ve hele hele yalnız iseniz o zaman korkunuz katlanıyor.
Deprem bu, kim korkmaz ki...
Türkiye'de yıkıcı çok deprem yaşadık; 17 Ağustos depremi ise Türkiye'nin kimyasını bozdu diyebilirim.
Ege'de, özellikle de İzmir'de son bir haftada Boğaziçi Kandilli Rasathanesi binin üzerinde irili ufaklı deprem tespit etmiş.
Belki da daha fazla...
Kandilli'nin web sayfasına girip baktığınızda bölgede hemen her gün bir deprem yaşadığımızı görürsünüz. Elbette son bir haftada sayısı ve gücü arttığı için dikkatler bu noktada yoğunlaşıyor.
Yetkililerimiz "İzmir depreme hazır..." diyorlar.
Ben bu görüşe kesinlikle katılmıyorum. Çünkü ben kurtarma çalışmalarında değil, İzmir'in yapısal açıdan sağlam ve güvenli olmasını tercih ediyorum.
Aslında bu gerçek sadece İzmir'in değil, Türkiye'nin yüzleşmekte zorlandığı bir konu.
* * *
Hiçbir denetim olmadan, yağmalanan devlet hazinelerine yapılan ve çoğu kaçak binalarda insanlarımız yaşıyor. Belediyeler bugüne kadar yanlış politikalarla bu yağmaya izin verdiler; oy uğruna kaçaklara göz yumdular. Hükümetler imar aflarıyla bu sürecin önünü açtılar.
17 Ağustos'un bize kazandırdığı tek tecrübe arama kurtarma açısından eğitimli bir kadroya sahip olmamız.
İstanbul'da 17 Ağustos depreminden beş yıl sonra "erken uyarı sistemi" tamamlanmış; ancak bu programı başlatacak sinyalin düğmesine basacak kimse bulunamadığı için projeye bir türlü başlanamıyor.
Ulusal Deprem Konseyi, yeni bir afet yönetim sisteminin kurulamamasına ve kurumsal yapılanmanın oluşturulamamasına ısrarla dikkat çekiyor.
İşte "Hazırız..." lafının arkasında bu gerçekler yatıyor.
* * *

Peki ya insanlarımız; İzmirliler...
Kendilerini "hazır" görüyorlar mı?
Gün içinde cepten cebe yayılan mesajlar sayesinde kent genelinde büyük bir panik havası yaratılıyor. İnsanlarımız nereden çıktığı belli olmayan, asılsız haberlerin peşinden koşuyorlar.
Telefonlar susmuyor, insanlarımız sokakta...
Bırakın iş verimini, koskoca kentin ruh hali yerle bir oluyor.
Gerçekten depremi önceden gören bir sistem var mı, bunu bulduğunu iddia eden bir bilim adamı tanıyor musunuz?
Eğer biliyor ve bu kişiyi tanıyorsanız; neden bu insana Nobel ödülü ya da bir başka liyakat madalyası verilmiyor. Bir başka detay daha...
Perşembe gecesi depremden hemen sonra telefonlar da, trafik de adeta kilitlendi.
Sokak ortasında kavga edenler, bağıranlar çağıranlar...
İnanılacak gibi değil.
Polis arabaları bile kuyruğu bozmamaya itina gösteriyor; kendini uyanık zannedenler ise yaptıkları birkaç hatayla trafiği kördüğüm haline getiriyorlar.
Panik...
Panik yaptığınızda kendinize hakim olmanız çok daha zor. Oysa sakin olmayı öğrenmek lazım, böyle bir ortamda kurallara çok daha fazla ihtiyaç duyulduğunu bilmek lazım.
* * *
İzmir'in gerçeğini iki hocamız çok güzel özetledi.
İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan, "İzmir'de meydana gelen küme depremler, sonrası artçı ve öncülerle değil de, tek bir depremle boşalsaydı depremin büyüklüğü 6.2, şiddeti de 8 olacaktı. 6.2'lik depremin dörde paylaştırılarak saatler aralığıyla oluşması İzmir'in şansıdır..." derken...
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi, Jeomorfolog Yrd. Doç. Dr. Lütfi İhsan Sezer ise "Bölgede meydana gelen şiddetli dört depremle 6.4 büyüklüğünde depreme eşdeğer enerji açığa çıkmıştır. Bu depremleri üreten iki fay, Gölcük - Düzce'de yaşanan büyüklükte deprem üretme kapasitesine sahip değildir..."
Kimse bir başka açıklamanın peşinde koşmasın.
İzmir, Türkiye'nin büyük çoğunluğu deprem tehlikesiyle karşı karşıyadır.
dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Depremi önceden görebilen biri var mı?
Deprem korkusuyla





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi
İsmail Sivri

© 2005 Milliyet