|
 |
|
|
Davulcuların 'korsan' isyanı
Ramazan davulcuları da 'korsan'dan şikâyetçi. "Sokakları biz dolaşıyoruz, tokmak bizim elimizde ama paraları onlar topluyor" diye yakınıyorlar...
MEHMET GÜNDEM
Ramazanda çadırlar, kuyruklar, meydanlar, şenlikler ve buraları mekan tutan insanlar yazılır da, davulcu ihmal edilir mi? Peki ama hangi sokakta, hangi davulcu ile konuşayım diye düşünürken e-mail adresime düşen bir mesajı fark ettim.
Siyah-beyaz bir fotoğraf. İkisi ayakta geride, ikisi de kucaklarında davullarıyla oturuyorlar. Resmin üst kısmında bir cümle:
"Her sene olduğu gibi bu sene de Bağlarbaşı Mahallesi davulcularınız bizleriz. Lütfen yabancı davulculara dikkat ediniz, her türlü zarar gelebilir. Kimlik kartı görmeden bahşiş vermeyiniz."
Resmin altında da isimleri, Musa, Ethem, Muhammet, Tuna ve iki ismin karşısında cep telefonu numarası yazılı.
Gelen giden yok
Hemen aradım, telefon açılınca "Musa Bey" dedim. Karşıda bir şaşkınlık. Anlamadı ne dediğimi "ha.." diye bir ses geldi. "Musa Bey, Milliyet gazetesinden arıyorum. Ben Mehmet Gündem. Bir ilan geçti elime. Gece davula beraber çıkalım, konuşalım..." dedim. "Tabii abi... Ne zaman istersen gel." Cevabını alınca, o gece için Maltepe'de merkez karakolun önünde 04.00'te randevulaştık.
İstanbul uykudayken biz foto muhabiri arkadaşım Ahmet Dumanlı ile yola koyulduk. Maltepe'ye doğru giderken, aman bir sorun olmasın diye Boğaz Köprüsü'nden itibaren Musa'yı aramaya başladım. Bir, iki, üç... Musa'nın telefonları cevap vermiyor. Maltepe sokaklarında dolaşıyor, davulcu arıyoruz. Ne mümkün. Gelen yok, giden yok. Çaresiz dönüp geliyoruz...
İkinci randevu
Ertesi gün... Sabah davulcu Musa'yı tekrar arıyorum... "Ne oldu, dün gece gelmediniz?" diye biraz çıkışıyorum. "Abi dün davula çıkmadık... kalkamadık... Zaten bir arkadaşın da davulu patlamıştı. Biz ya dördümüz beraber çıkarız ya da hiç çıkmayız... Abi bu gece buluşalım..." diyor Musa.
İkinci randevu Maltepe Köprüsü'nün altında... Ben, Ahmet ve kaptanımız Faik'le yine yoldayız. Belirlediğimiz saate 25 dakika var. Bu sefer Musa arıyor: "Hani neredesiniz, gelmediniz, biz gidiyoruz, terimiz soğudu..." Güç bela ikna ediyorum.
Saat 04.30. Nihayet buluşuyoruz davulcularla... O siyah beyaz resimden iki kişi eksik. Birisi hastalanmış, birisi de oldukça eski gözüken Kartal marka otomobilin içinde oturuyor. Fotoğraf çektirmek istemiyormuş. Ama yine dört kişiler karşımda. Çünkü Musa oğlunu, Muhammet de yeğenini getirmiş...
Bu sefer tamam
Musa ve Muhammet anlatıyorlar: "12 yıldır Maltepe Bağlarbaşı Mahallesi'nin davulcularıyız. Sokakları biz dolaşıyoruz, tokmağı biz sallıyoruz, ama bahşişi başkaları kapıyor. Onun için vatandaşı uyarma ihtiyacı hissettik. Davulcuyum diye gelen herkese kapıyı açmayın. Kimlik, belge sorun, sonra bahşiş verin."
Korsan da olsa bahşiş toplayan davulcudan ne tür zararlar gelebilir diye sorduğumda, Musa dertli dertli konuşuyor: "Olur mu abi... Hırsızı var, haydutu var, ırz düşmanı var.. Ama bunlar sayesinde biz gerçek davulcuların da adı kirleniyor, imajımız bozuluyor."
Ramazan öncesi Okay Temiz'in davulculara verdiği dersi hatırlatıyorum. Musa'ya soruyorum: Eğitim şart mı?
-Şart abi. Biz babadan, dededen bu işi öğrendik. Davulcunun oğlu da, torun da davulcu olur. Bak yanımda benim oğlan da davulcu olacak. Ramazanın dışında düğünlerde çalarız. Ben şahsen ritim ustasıyım, ders veriyorum.
-Nerede ders veriyorsun?
-Neresi olursa orada.
-Kimlere ders veriyorsun?
-Kim isterse ona?
-Kaça?
-Ne verirlerse...
'Bahşiş alamıyoruz'
Muhammet, bir başka noktaya dikkat çekiyor: "Bazı apartmanlar site yönetimi adı altında bir şey oluşturmuşlar. Biz davulcuları oralara almıyorlar. İçeride en az 70-80 ev var. Bahşişimizi alamıyoruz oralardan. Önüne gelen kanun çıkarıyor. Bu işleri bir nizama koymak lazım... Bir de AB bahanesiyle bazı yerlerde davulcular yasaklanmaya başlanıldı. Öldürecekler bu mesleği."
Yeni bir soru: Mani biliyor musunuz? Ben üç tane bilirim diyor Musa: "Asmalarda olur üzüm / Salkımları dizim dizim / Benim beyim iki gözüm / Yoktur bahşişine bir sözüm" Muhammet de okuyor bin mani: "Davulumun ipi kaytan / Sırtımda kalmadı mintan / Atın ablalar beş on kuruş / Alayım sırtıma bir mintan" diyor ve ardından ekliyor:
"Bu geleneği yaşatmak lazım, davulu susturmamak lazım."
Davulcular bir ramazanın ortasında, bir de bayramda kapı kapı dolaşıp bahşiş topluyorlar. Bir ayda kişi başına ancak 600 YTL kazanabildiklerini söylüyorlar.
Başka bir iş yapsanız dediğimde, "Bize kimse iş vermez" cevabını alıyorum. Halk arasında yaygın olan, "Kızına sahip çıkmazsan" diye başlayıp "davulcu" ve "zurnacı" ile biten sözü hatırlatıyorum. İkisi de; "Çok doğru, yüzde 80 öyledir. Bizimkiler de bize kaçtılar..." diyorlar gülerek...
Konuşurken arada bir tokmağa asılıyor davulcular. Evlerin ışıkları teker teker yanıyor...
|
|
|

|