Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Ekim 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP gerçeği (1)
AB hedefi aslında takiyye mi?


Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Erol Sabancı'nın, geçen gün benim de bulunduğum bir toplantıda söylediği sözleri önceki gün Meral Tamer yazdı. "Ben hayatımda hiç böyle bir dönem görmedim. Dolarlar havada uçuşuyor. Telekom, Tüpraş, Ereğli ve çimento ihalelerinde çıkan fiyatlara baksanıza. Bir yıl önce hayal bile edemezdik bunu. Eskiden sadece Amerikalı, Alman, Fransız, İngiliz gelirdi. Şimdi bakıyorum; Körfez'den, Hindistan'dan, Rusya'dan, her taraftan yatırıma geliyorlar," diyordu, yarım yüzyıla dayanan iş deneyimiyle Erol Bey.
Bugünlerde iş dünyamızın kremasını oluşturan, dünyadaki gelişmeleri ve Türkiye'nin dış dünyadaki görünümünü yakından izleyen kesimden kime rastlasanız buna benzer laflar duyabilirsiniz. Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) tam üyeliğine giden yola girmiş olması da, ortaya çıkan bu şaşırtıcı tabloyla ilişkilendiriliyor ve Türkiye'nin bu noktaya gelmesinde, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) ve özellikle Başbakan Erdoğan'ın oynadığı rolün önemi vurgulanıyor bu kesimde.

'Onuncu Köy'ün gerçeği
Türkiye'nin bugün geldiği noktaya bakarak AKP'ye olumlu not verenlerin çoğunun, Ak Parti'nin diğer alanlardaki icraatıyla ve tasavvurlarıyla ilgili kaygıları var aslında ama şimdilik bunu öne çıkartıp iktidara sorun yaratmak istemiyorlar.
Ancak Türkiye'ye dışardan para akmasını ve yabancı sermayenin her alana girmesini olumlu bir gelişme olarak görmeyen, AKP'nin AB'ye yönelişini takiyye ya da aldatmaca olarak değerlendiren ve Türkiye'deki bazı gelişmelerden fevkalade tedirgin olan bir kesim de var ülkemizde. Bekir Coşkun, 'Onuncu Köy' başlıklı köşesinde sıralamıştı bu tedirginliğe yol açan uygulamaları. 20 Ekim tarihli Hürriyet'ten özetleyerek aktarıyorum:
"Tüm kamu kurumlarında içki yasağı sürüyor. Harem selamlık kent otobüsleri, Cumhuriyet tarihimizde ilk kez sefere konuldu. Dinci sermaye büyüyor. Dinci eğitim yayılıyor. Atatürkçü yöneticilerin başına neler geliyor görüyorsunuz. Kamu kuruluşlarında görevlendirile görevlendirile, camilere gönderilecek imam kalmadı. Taşradaki müdürlerin çoğu artık imam.Yerel yönetimlerde memurlar, sekreterler türbanlı... Kentlerin kenarında köşesinde değil, şehirlerin en lüks bölgelerinde 'Müslüman mahalleleri' kuruyorlar. Örnek çok, hızla değişiyor Türkiye."
Bekir Coşkun, "Tüm bunlar size 'AB yolu' gibi geliyor mu? Bu çağdaşlık ve uygarlığa doğru bir yol olabilir mi?" diye soruyor ve ardından şu suçlayıcı saptamayı yapıyor: "Türkiye, tarihinin en büyük tuzağı ile karşı karşıyadır. Özelleştirmeler keyif veriyor, yabancı sermaye geliyor, gökten dolar yağıyor. Mutlu olabilirsiniz. Hatta AB'ye girme çabalarına bile inanabilirsiniz. Ama bu kadar saf olacağınıza ben inanamam. Bence sizler Türkiye'ye kıyıyorsunuz."

AKP'nin planı ne?
AKP'nin çeşitli alanlardaki tutumunun AB hedefiyle çelişip çelişmediğini yarınki yazıya bırakarak, Başbakan Erdoğan'ın AB ile bütünleşme hedefine yönelmesini "takiyye" olarak nitelemenin doğru olup olmadığını tartışmak istiyorum.
Erdoğan 3 Kasım 2002 gecesi, AKP'nin seçimi kazandığının belli olduğu saatlerde, birinci önceliğinin AB yolunda ilerlemek olduğunu açıkladı. AB hedefi, Erbakan'ın mirasını reddeden Erdoğan'ın, iktidarını sağlamlaştırma ve birkaç dönem Türkiye'yi yönetme planının ayrılmaz bir parçası bence. Erdoğan, bugün ortaya çıkan ve kendisine içerde ve dışarıda puan kazandıran tablonun, AB yolunda atılan adımlarla bire bir ilişkili olduğunu da biliyor. Bu yoldan çıkmanın ve Türkiye'yi bir İslam devletine doğru yönlendirmenin, kendisi ve partisi için intihar anlamına geleceğinin de çok iyi farkında. Dış dünya da, bu analizi yaparak Erdoğan'a prim veriyor zaten.

oulagay@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Tut kelin perçeminden...
900 yıllık bir gecikmeyle, bir deprem bölgesi...
Melih AŞIK
Börek sigaret...
Kışı köyünde geçirip yazın kıyılara inen ve t...
Fikret BİLA
Ya üniversite ya yargı mahcup olacak
Yargı da, üniversite de demokratik, laik, sos...
Hasan CEMAL
Hayata dair...
Dostlarla birlikteyim.
Güneri CIVAOĞLU
Gelinler / Siyah Yahudiler
İstiklal Savaşı tarihinde "İzmir'den Amerika'...
Can DÜNDAR
Merhaba... Ben Çelik... Tarumar Çelik...
Yıllar önce bir "Yerli Süpermen" filmi izlemi...
Abbas GÜÇLÜ
Başbakan'ın iftarı, Van ve rektörler
AKP İstanbul İl Başkanlığı, bu akşam Başbakan...
Hasan PULUR
Ali Kemal, Orhan Pamuk, Hrant Dink, Yağmur Atsız...
OKUDUKLARI haberlere heyecan katmak isteyen t...
Derya SAZAK
Beşiktaş nereye?
İnönü'ye çıkmaktan korkan futbolcular, 'kuş g...
Meral TAMER
Büyük Birader sizlere ömür!
Çiçeği burnunda bir gazeteci olarak Cumhuriye...
Tamer HEPER
Acaba kabahat kimde?
Nasıl bir anlayış çözemedim.
Osman ULAGAY
AB hedefi aslında takiyye mi?
Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Erol Sabancı'nı...
Güngör URAS
Van'da "savat" sanatı canlanıyor
Savat, gümüş işlemeciliğinde bir süsleme sana...
Serpil YILMAZ
İlk dalga, ikinci el piyasası
İstanbul İhracatçı Birlikleri'nin (İİB) Beyti...

© 2005 Milliyet