Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Ekim 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
En çok işlenen çocuk suçu gasp

Çocuk Mahkemesi Başkanı İbrahim Altıtaş, sadece yargılayıp ceza vermiyor, toplumsal yaranın çözümüne ışık tutuyor, gönüllü çalışıyor. İşte bir hakimin gözüyle, gaspcı, tinerci, kapkapçı çocuk...

Banu Şen


Hiçbir çocuk suçlu doğmaz. Çocuktan suçlu olmaz. Onları suça iten bir aile ya da toplum olabilir belki. Ekonomik yük ağırlaştıkça cinayetler, hırsızlıklar, gasp olayları arttıkça artıyor. Bu durumdan önce çocuklar etkileniyor. Ya ailelerinin ya arkadaşlarının ya da başka nedenlerin etkisiyle suç işliyorlar. 18 yaş altındaki suçların cezai uygulamaları daha az ve farklı olduğundan çoğu zaman zorla suça itiliyorlar. Bu zamanla onların kaderi oluyor, işi oluyor, alışkanlığı oluyor. Belki de bu yüzden en zor davalar çocuk mahkemelerinde görülüyor. Kendileri de birer baba, anne olan hakimler, savcılar günde onlarca çocuk suçluyla gözgöze geliyor kimi zaman onların kaderini belirliyor. Bu hafta konuğumuz İzmir 3. Çocuk Mahkemesi Başkanı Hakim İbrahim Altıtaş. Altıtaş, son yıllarda çocuk suçlarıyla ilgili rakamların inanılmaz boyutlara vardığını söylüyor. Bu röportajda belki de içinizin sızlayacağı; bir çocuğa nasıl ceza ya da nasihat verildiğinden, yeni Türk Ceza Kanunu'nun getirdiklerine, "çocukları suç işlemekten nasıl koruyabiliriz"e kadar birçok sorunun cevabını bulacaksınız.

En önemli sorumluluk ailenin

Çocuk nasıl suça açık hale geliyor?
- Çocukların hiçbiri doğuştan suçlu olmaz. Her çocuk aynı şekilde, eşit doğar. Bu farklılıklar ailesel, çevresel, eğitim faktörleriyle ortaya çıkıyor. Yani aşırı sert aile, aşırı yumuşak aile, parçalanmış aile, ekonomisi bozuk ailede büyüyen eğitim alanında da öğretmenlerin ilgisizliğine maruz kalan çocukların gelişimi tamamlanamıyor. Suça açık hale geliyor. Dışarıda kötü arkadaşlar edinip suça karışıyor. Suç olgusu böyle ortaya çıkıyor. Eğitim, iş ortamı, aile ortamı ve arkadaşlık grubu önemli faktörler. Bunların ağırlığı çocuğu menfi yönden etkilerse çocuk risk altına girer. Suça katılır, sürüklenir. Eğitimini ruhsal gelişimini tamamlamamış, meslek edinememiş, iyi huylar kazanamamış çocuklar suç işliyor. Yapacağı başka birşey olmadığı için bunu meslek edinip hayatlarının sonuna kadar topluma yük haline geliyorlar. Hem kendileri hem de pek çok insan mağdur oluyor.
Çocuğun yetişmesinde en önemli sorumluluk ailenin. Bütün yasalar, uluslararası literatürler çocuğun yetişmesinde aileye önem veriyor.
Aileye destek verildiğinde bu çocukların yüzde 75'inin kurtarılabilir olduğunu görüyoruz. Bu durumda ailenin de ele alınması hatta çocuğun aile ile ele alınması lazım. Önleyici tedbirlerde, kuruma yerleştirme en son husustur. Önemli olan çocuğu ilgi şefkat ortamı içinde geliştirmek ve büyütmektir. Çocuklarımızı gelecekten ümidi olan, kaybedecekleri birşeyleri olan insanlar olarak yetiştirmemiz lazım.

Önlem almadıkça rakam artacak

Son rakamları öğrenebilir miyiz?
- 2004 yılında çıkan hesaplara göre İzmir'de 7 bin 500 çocuk yargılaması, yani dosya var. Bunların bir kısmı mükerrer. Bizim tespitlerimize göre her yıl 5 bin çocuğumuz suça itiliyor. 12 yaşın altına dava açılamıyor ama haklarında yapılan işlemlerle onları kayıt altına alıyoruz. Her yıl 5 bin çocuğu kaybetme tehlikesindeyiz. Önlem alınmadıkça bu rakam üst üste biniyor.

Yaralama ikinci sırada

En çok işlenen suçlar neler?
Belirttiğimiz sayıların yüzde 75-80 oranı mala karşı olan suçlar. Bunların işlenme nedeni yüzde 70'inde ekonomik yetersizlik. Yüzde 35'i ise kazançlı insanların çocukları. Yani bir yerden geliri olan insanlar. Ancak yoksulluk sınırının 1.5 milyarın üzerinde olduğunu düşünürsek. Geliri olan ailelerin de sıkıntı çekmediğini düşünemeyiz. En çok işlenen suç gasp. Bunun yanında yaralamalar da artma eğilimi gösteriyor.

Toplum bilinci oluşturmak şart

Bu durumda çocuk suçlarını en aza indirmek için aileleri de içine alan çalışmalar yapılması ön plana çıkmıyor mu?.
Ailenin eğitimi, ekonomisi, sosyal ve kişisel yapısı yeterli değilse o takdirde ana babaya destek vermek suretiyle çocuğu önce ailenin içinde ele almak gerekiyor. Bu çalışmalara girilmeli. Bu yönde bir toplum bilinci oluşturmalıyız. Bu ülkenin geleceği olan çocuklar her şeyin üstündedir. Uzun vadeli politikalar, stratejiler oluşturmak gerekiyor. Medyaya görev düşüyor. Çocuk suçları yalnızca gasplar, kapkaç olayları ile gündeme gelmemeli. Sürekli işlenmeli. Önlemler konusunda gönüllüler, dernekler, adli-idari kurumlar ayakta tutulmalı.

Reform gibi düzenlemeler geliyor

Bir de yasalar var... Aslında yasalardan hep kamuoyu şikayetçi. Yeni düzenlemleri nasıl yorumluyorsunuz?
- Yasalarımız gün geçtikçe istenilen düzeye getirilmeye başlandı. Adalet Bakanlığı 2 yasa hazırladı. Biri Çocuk Koruma Kanunu, diğeri de Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri Kanunu. Bu yasalarda reform niteliğinde düzenlemeler var. Çocuk suçları ile ilgili 5 tedbir öngörülmüş. Bunlar danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barındırma tedbirleri... Yasa her tedbirde hangi kurumun sorumlu olduğunu belirtmiş. Örneğin çocuk ve ailenin ihtiyacına göre eğitim ve danışma Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, bakım tedbiri Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından alınacak. Yasada "Kurumlar 6 ay içinde kendi teşkilatlarını hazırlayacaklardır" deniyor. Bu yasa Temmuz'da kabul edildi, Ocak'ta 6 aylık süre doluyor. Yeni Türk Ceza Yasası'nda da çocukları koruyan hükümler var. Azmettirenler, çocuklara karşı suç işleyenler, çocukları kullanan çetelere de cezalar getirildi. Biz çocuğu korumaya, ıslah etmeye çalışıyoruz. Ceza uygulaması, çocuk hukukunda daima en son düşünülecek şeydir. Karar verirken hem çocuğa hem aileye dikkat etmeniz lazım. Çocuğu ihmal ve istismar eden suça sürükleyen ailelere cezai müeideler getirildi.Birinci görev aileye düşüyor.
Yasa böyle bir çocuğu olup da haber vermeyen, görüp de haber vermeyen; aile, idari - yerel yönetimler, kolluk eğitim ve sağlık kuruluşları ile benzeri kurumlarıa bilgilendirmede, takipte cezai müeide getirdi. Eskiden bir temenni olan ilgi, şimdi yasal hale getirildi. O çocuk hakkında sorumluluk sahibi olan kişiler de en yakın Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu'na bildirip ihmal etmemek durumunda. 18 yaşına kadar olan tüm insanlar çocuk yani korunmaya muhtaç kabul ediliyor. Artık bu çocuklar ne aileye ne de avukata teslim edilmeyecek. Sosyal Hizmetlere teslim edilip 3-5 gün içinde çocuk hakkında tedbir kararı alınacak. Bu yeni yasayla öğretmenler de sorumlu tutulabilir. Ayrıca bu yasayla çalınan zarar verilen eşya geri ödenecek. Zarar aileden en son icra yolu da dahil olmak üzere alınacak. Bu yeni yasa güzel imkanlar getirdi. Herşeyi düzgün. "O güne kadar hiç suç işlememiş bir çocuk savcıyla mahkemeyle yüz yüze getirilmesin" deniyor. Basit bir kavga ya da benzeri bir olaysa iki taraf anlaştırılıyor. Savcı davayı erteleyebiliyor.

Bizde hasihat ve tembih var

Çocuk mahkemelerini diğerlerinden ayıran uygulamalar neler?
Çocuk mahkemelerinde işleyiş ağır ceza mahkemeleri gibidir. Adam öldürmeden, hırsızlığa kadar her duruşma yapılır. Üç hakim bir de savcı bulunuyor mahkemede. Bizde her seferinde nasihat ve tembihat var. Duruşmaya aileyi de çağırırız. Çocuğa ilgi ve şefkat göstermelerini söyleriz. Öğretmenleriyle sürekli konuşun, kimlerle arkadaşlık ettiğini takip edin, gece belli bir saatten sonra sokağa çıkmasına izin vermeyin deriz.Burası çocuklara ceza vermek için kurulmuş mahkemeler değil. Bizim amacımız çocuğu kendisine topluma yararlı birey haline getirmek. Ceza ile birlikte ıslah önemli.

Çocuk kurtulursa mutlu oluyoruz


Duruşmalar sırasında çok etkileniyor musunuz?
- "Yavrum neden bunu yaptın" dediğinde sebebini de öğrenmiş oluyorsun. Bunlar da insanı etkiliyor. Her dosya bizim için ilginçtir. Özeli yok. Bizi en çok sevindiren sonuç almaya başladığımız çocuklar. Özellikle uyuşturucu tedavisinde yönlendirme yaptıklarımız. Tedavi başarılı olduysa, okula başlayıp o gruptan sıyrıldıysa bunu görünce mutlu oluyoruz. Bizim için en büyük kıvanç bu. Onların içinde bulundukları durumdan kopup aile kurmaları. Çoğu ile görüşüyoruz. Teşekkür ediyorlar. Onları diğer çocuklara örnek gösteriyoruz.
Çocuklar hep ilgi bekliyor. Bu yaştaki çocuklar hiçbir zaman kendilerinin itelenmesini artık ümitsiz bir vaka olduğunu kabul etmiyor. Onun için yasa; çocukları kuruma koymak en son çare diyor. Bir suçun yanında erteleme tedbiri de var. Çocuğa "Eğer çalışmayı, okula gitmeyi kabul ediyorsan bir daha yapmayacağının sözünü veriyorsan cezanı erteleyeceğiz" diyoruz. Kabul ediyorlar. Genelde çocukların hepsi üzülüyor. Pişmanlık duyuyor. Yeniden yapmayacaklarının sözünü veriyor.

Hafta sonları bile gelip çalışıyorum


Ceza Mahkemeleri'nde hakimlik yapmak ile Çocuk Mahkemeleri'nde hakimlik yapmak arasında arasında ne gibi farklılıklar var?
- 26 yıllık hakimim. Siirt'ten İzmir'e kadar Türkiye'nin birçok yerinde çalıştım. Ceza mahkemelerinin içinde oldum. 2 senedir çocuk mahkemesindeyim. Çocuk sorunları mesleğimin başından beri beni çok etkiledi. En kötü suçları işleyen çocuklar bile içlerinde çocuksuluğu, masumluğu taşıyor. Mutlaka hepsi pişmanlar. Ve kendilerine uzanan bir el beklemekteler. En büyük vatanseverliği bu yönde çalışmak olarak görüyorum. Çocuk suçlarında en büyük çözümü işbirliği olarak görüyorum. Bir tek kurumun insiyatifi ile olmaz. İdari, adli, yerel, dernek, vakıf, medya... Tüm kurumlar işbirliği yapmalı. Bunun yanında bir de dosyalar artıyor. Günde 30 ila 60 arası duruşma oluyor. Bu dosyaları incelemek için hafta sonları bile gelip çalışıyoruz. Bir de bazı projelerimiz var. Hafta sonları da onlara zaman ayırıyoruz.

Bıçak taşıma oranı arttı


Bunlar kendi isteğinizle bulunduğunuz projeler mi?
Çocuk hakimleri çocukların risk faktörlerinden uzaklaştırılması ve rehabilitasyonda etkili rol oynar. Kendi isteğimle bu projelerde yer alıyorum. Geçen yıl Aralık ayında faaliyete geçen Çocukları ve Aileleri Destekleme Merkezi'nin çalışmalarını gönüllülerle birlikte geliştirmeyi amaçlıyoruz. Buradan seçip gönderdiğimiz dosya sosyal hizmetler uzmanına veriliyor. Çocuğun evine gidiliyor. Çevresi araştırılıyor. Neden suça sürüklendiği, neye ihtiyaçları olduğu rapor ediliyor. Ailenin hangi tedbirlere ihtiyacı olduğu saptanıyor. Uyuşturucu tedavisi, ekonomik katkı gibi...
Çocuk daha sonra spor, güzel sanatlar gibi aaliyetlerle ilgileniyorsa o nlara teşvik ediliyor. Tüm bunlar Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından karşılanıyor. Belediye başkanımız, ilçe belediye başkanları, üniversiteler, valimiz, kamu kurumları katkıda bulunuyor. Gönüllü sayısı yeterli değil. Gözetmene denetmene daha çok ihtiyaç var. Takibi gönüllüler yapacak. Bu güne kadar 500 aile ve çocuk incelendi. 26 Eylül'de yaptığımız genel kurulda istatiskii sonuçlara göre suça karışan bin çocuğun yüzde 75'i ilköğretim terk.
Çocuğun durumu ailenin durumu ne olursa olsun okula adım atıyor ama bir noktada terk ediyor. Okul dışına kayıyor. Hazırlanan projelerde çocuk aile öğretmen ilişkisi kuruluyor. Öğretmenlere de büyük görev düşüyor. Çocuğun dışarıya kayma eğilimini anladıktan sonra girişimlere başlaması gerekiyor. Hazırladığımız maddeler var. Bunlar valilikte. Çoğu okula gönderildi, gönderilmeye devam ediyor.
Burada tehlike belirtileri olan çocuklarla ilgili bilgiler var. Öğretmenler için hazırladık. Artık hapların ilköğretim önlerinde bile satıldığı gerçeği var. Görmedim ama okullarda sürekli atılmış bali kutuları bulunduğu söyleniyor. 1 YTL'ye bali satılıyor. Çocukların alabileceği küçük boylarda bali yapılmasını istemiyoruz. Bir de çocuklarda bıçak taşıma oranı artmaya başladı...

Çocukları suça iten tüm bu durumlarda şiddet, silah, kan içeren dizilerin etkisi nedir? Bir çocuk neden bıçak taşısın ki?
- Psikolojik olarak kendilerini ayırt etme, güçlü hissetme duygularını da taşıyorlar bıçakla birlikte. Çocuk en küçük bir şiddete maruz kaldığında, basit bir yaralanma ile sonuçlanan kavganın sonu ölüme kadar gidiyor.
Sadece bıçak taşıma değil; medya da çocuklarımızı menfi ya da müspet etkileyebiliyor.
Bir dizi ,bizim yaptığımız tüm çalışmaları ortadan kaldırabilmekte. Bu dizilerde iyinin vurgulaması iyinin kazanması lazım. Eskiden hep galip iyilerdi.Erdemdi... Bunların bir kıymeti vardı. Şimdi ise mafyavari örgütlenmelere itiliyorlar. Sadece yasalarla olmaz. Toplum bilincinin içinde medya da var. Bu televole dizileri, kaynana dizileri yayınlanmak zorundaysa en azından geç vakitlere alınmalı. Gençleri şiddete itiyor.








EGE
En çok işlenen çocuk suçu gasp
CHP milletvekilleri çarşıda dert dinledi
Şeker gibi bayram için
Bürokrasi isyanı
Tasarımcı öğrenciler mankenleri aratmadı
Antik kentin minik ziyaretçileri
CHP'nin hırsız isyanı
Üretici oy deposu değil
Manavdan telif alınır mı?
Bu yavrucuklar ölmesin
Büyüleyen müze
Medyadan tekstile
İzmirli, sanat, kütür ve edebiyat İLE buluştu
Belediyeye siyah çelenk
Eski Ramazanları onlar da yaşadı
Avrupa Filmleri Festivali İzmir'de
Manisa EÇEV'de nöbet değişimi
Yeşil gönüllüsü aranıyor
Pınar'dan Ramazan hediyesi
İZMİR REHBERİ





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Yörük

© 2005 Milliyet