Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 25 Ekim 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Muhteşem esere yalnızlık yakışmıyor

Mimar Sinan'ın şaheseri ramazanda yalnızlık çekiyor. Süleymaniye'yi görmeye gelenlerin çoğu yabancı. Yerli turistler ise Süleymaniye'nin yanındaki kuru fasulyecilere daha çok ilgi gösteriyor

Mehmet Gündem

Şu dünya mülkü Kanuni Sultan Süleyman'a da kalmadı. Ondan geriye namı ve bir de Süleymaniye Camii kaldı.
Eyüp, Sultanahmet gibi tarihi yer ve camilerde ramazan şenlikli geçerken Süleymaniye buruk bir yalnızlık yaşıyor. Sinan'ın bu muhteşem eserine turistlerden daha fazla ilgi gösteren kimse yok.

Yapımı 57 yıl sürdü
İrade Sultan Süleyman'ın, eser Mimar Sinan'ın. Temele ilk taşı padişahın isteği ile koyar Şeyhülislam Ebussuud Efendi. 1550'de başlar cami ve onu saran büyük kompleks. Tam 57 yılda tamamlanır. Dört minaresi, on şerefesi vardır. Minareler İstanbul'un fethinden sonra gelen ilk dört sultanı, şerefeler ise onuncu padişahı temsil ediyor. O da Kanuni'nin kendisidir.
Külliyenin inşasında hem Müslümanlar hem de gayrimüslimler görev almış.
Evliya Çelebi, inşaatın uzun sürmesiyle ilgili dikkat çekici bilgiler vermektedir: "Bütün Osmanlı ülkesinde ne kadar usta mimar, yapıcı, amele, taş yontucu, mermerci varsa toplandı. Üç bin esir tam üç sene çalışarak temelini yerin dibine indirdiler. Dağ delenlerin balyoz sesini dünyayı yüklenmiş olan öküz işitirdi...
İran Şahı Tahmasb, Süleyman Han'ın cami yapmayı bıraktığını işiterek, acele bir büyükelçi hazırlayıp bin çanta mal ve bir kutu kıymetli çeşit çeşit mücevher göndererek şu mektubu yazmış: 'İşittik ki, camiyi tamamlamaya kudretiniz kalmamış ve yarıda bırakıp vazgeçmişsiniz. Size, dostluğumuza dayanarak birçok para, hazine ve mücevher gönderdik. Bu mücevherleri satıp ve bu malı harcayarak camiyi bitirmeye gayret ediniz.'

Harca mücevher
Kanuni Sultan Süleyman, bu elçinin gelmesine ve mektuba çok kızdı. Gönderilen paranın tamamını Yahudilere dağıttı. Mücevherleri ise Mimar Sinan'a verdi. 'Bu mücevherler benim camimin taşları yanında kıymetsizdir. Çabuk bunları başka taşların yanına katarak kullan' dedi. Bu cevabı alan elçinin şaşkın bakışları arasında Mimar Sinan bu mücevherleri harcın içine katmış. Bu harçlar caminin sol tarafındaki üç şerefeli minarede kullanıldı."
Mimar Sinan iş bitince anahtarı Kanuni'ye teslim eder. Temelini bir bilim adamına attıran Sultan Süleyman açılışını da Sinan'a yaptırır. O gün büyük şenlikler düzenlenir, imparatorluğu dört bir yanından insanlar toplanırlar.
Camii 61 m x 70 m boyutlarında, kareye yakın bir planda yapılmış. Caminin 138 penceresi vardır, vitrayları İbrahim Efendi'nin elinden çıkmıştır.

Duvarlardaki küpler
Akustik bakımından da olağanüstü başarılıdır Mimar Sinan. Mihraptaki en küçük ses dahi caminin en uzak yerlerinden duyuluyor. Mimar Sinan, bu ses düzenini sağlamak amacıyla duvarların içine küçük küpler yerleştirmiş.
Mekânın bütün elemanları uyumlu bir armoni içerisindedir Süleymaniye'de. Statik bakımından da güçlüdür. Öyle ki, İstanbul zaman içinde pek çok depremle sarsılırken Süleymaniye'de tek bir çatlak bile oluşmaz.

Fasulyecileri ünlü!
Zengin bir koleksiyon gibidir İstanbul'da Süleymaniye. Caminin kıble tarafında türbesinde yatar Süleyman. Türbeye eşlik eden küçük mezarlıkta yatar büyük usta Sinan.
Ramazan da olsa buruktur Süleymaniye. Muhteşemliğine denk bir ilgi görmez çünkü. Önünde sıra sıra tüter kuru fasulye kaynatan ocaklar. Neredeyse ünleri geçecek Süleymaniye'yi.
Şimdi tam vaktidir Mehmet Akif'ten şu mısraları mırıldanmanın: "Yıkmak, insanlara yapmak gibi kıymet mi verir? / Onu en çolpa herifler de emin ol, becerir / Sâde sen gösteriver 'İşte budur kubbe!' diye, / İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye... / Ama gel kaldıralım dendi mi, heyhât o zaman, / Bir Süleyman daha lâzım yeniden, bir de Sinan!.."





GÜNCEL
Böyle uğurlandı
'Siyaset Belgesi' MGK'dan geçti
'Agop'un heykeli dikilsin'
Pulur'a anlamlı ödül
'Onlar da bu ülkenin vatandaşı'
'Biz bu dünyayı yapmadık, bulduk'
Muhteşem esere yalnızlık yakışmıyor
Bakanın oğlunu şikâyet ettiler
Mesajlar Pakistan için
İntihar eden erin ailesine tazminat
Katırcıoğlu'nun yeni öyküleri
Dinçer: YÖK'e dava açacağım
Taşınabilir okul açtı
'Hangi Doğu?'
Sema Aslan'a ödül
Çocukların halleri
'İslamcı' mahkûmlar ölüm orucunda






Melih AŞIK
Ne adalet ama...
CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, bi...
Can DÜNDAR
Erbakan'ın laik kararı
Bazen Araf'ta asılı kalır insan...


 2003 yılında neler oldu
 2004 yılında neler oldu

© 2005 Milliyet