Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 25 Ekim 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kamuoyu savaşları ve kaçan fırsat!

FRANKFURT

Alman gazetelerine göz gezdiriyorum dün sabah. Bild, Almanya'nın en çok satan gazetesi. Günlük tirajı 3,5 milyon.
Orhan Pamuk haberini birinci sayfadan fotoğraflı vermiş, Türk romancısına barış ödülü diye. Orhan Pamuk'un Türkiye için AB üyeliğini savunduğunu belirterek, Alman Yayıncılar Birliği'nin Orhan Pamuk seçimini şöyle yorumlamış:
"Akıllı tercih!"
Frankfurter Allgemeine Zeitung, Almanya'nın önde gelen ciddi gazetelerinden biri. 500 binle 600 bin arasında günlük satışı var. Yelpazenin merkezinde hem liberal, hem muhafazakâr kanatlara açılan, Alman elitinin okuduğu bir gazete.
Orhan Pamuk haberini birinci sayfaya koymuş. İç sayfalardan birinde yorum var. Ayrıca, Orhan Pamuk'un konuşmasını bir tam sayfasında olduğu gibi yayımlamış, fotoğraflı olarak...
Die Welt, Almanya'nın muhafazakârlara yakın ciddi gazetesi. Günlük satışı 300 binle 400 bin arasında değişiyor.
Dün birinci sayfasına, Orhan Pamuk'la kızı Rüya'nın büyük fotoğrafını koymuş, ödül haberiyle birlikte. Sanat-kültür sayfasında uzun bir değerlendirme, yorum-makale sayfasında ise Pamuk'un konuşmasının geniş özetini yayımlamış, fotoğraflı olarak.
Süddeutsche Zeitung Münih'te yayımlanan, 500 bin civarında satan, daha çok Alman elitine hitap eden liberal bir gazete.
Orhan Pamuk haberini dün birinci sayfadan vermiş. Sanat-kültür bölümünde de bir sayfasını, Orhan Pamuk'un konuşmasına tam metin olarak ayırmıştı.
Bütün bu haber ve yorumlarda bazı ortak noktalar dikkati çekiyordu:
(1) Orhan Pamuk'un değerli bir Türk romancısı olduğu...
(2) Adının Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında geçtiği...
(3) Ve Türkiye'nin AB adaylığını savunduğu... (Dünkü yazımda belirttiğim gibi, Orhan Pamuk'un pazar günkü konuşması, Türkiye'nin AB üyeliğini akıllı bir çerçeveye oturturken, Avrupa ruhu ve değerleri açısından bu üyeliğin önemini sergiliyordu)
Bu benim özetlediğim tablo, sadece dünkü Alman basınının Orhan Pamuk açısından durumuydu. Pazar günü Alman televizyonları da geniş yer ayırmıştı Orhan Pamuk'a...
Niye yazıyorum bunları?
Herhalde Orhan Pamuk'un basın müşaviri olduğum için değil...
Amacım, Türkiye açısından önemsediğim birkaç noktayı belirtmek.
Türkiye'nin AB üyeliğine giden yolda belki de en önemli mücadele bundan sonra kamuoylarında verilecek. Alman kamuoyunda, Fransız kamuoyunda, Hollanda kamuoyunda vs... Türkiye bu ülkelerin kamuoylarını kazandığı ölçüde, Avrupa'ya yaklaşacak.
Ankara bu gerçeğin farkında.
Sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde 3 Ekim'e kadar bunun gereği bir ölçüde yapıldı. Kamuoyu savaşları açısından önümüzdeki dönemle ilgili hazırlıklar da var Ankaar'da, biliyorum.
İyi güzel! Ama bir soru var.
Dün de sormuştum:
Türkiye Cumhuriyeti, Orhan Pamuk'un ödül törenine hiç olmazsa Berlin'deki büyükelçisini gönderemez miydi?.. Ya da Ecevit hükümetinin 1997'de yaptığını yapamaz mıydı?
Hatırlıyorum, Yaşar Kemal'in o tarihteki törenine hem Kültür Bakanı İstemihan Talay, hem de Berlin Büyükelçisi Volkan Vural katılmışlardı.
Orhan Pamuk'u böyle bir platformda devlet ve hükümet olarak yalnız bırakmak, Türkiye'nin AB yolunda vereceği kamuoyu savaşları açısından yanlıştı. Bunun gibi, Türkiye'deki demokrasi kültürü konusunda devlet ve hükümet açısından da yanlış oldu.
Çünkü o demokrasi kültürünün içinde, devlet ve hükümetin, kendilerinden farklı düşünen değerli yurttaşlarına da sahip çıkması ve saygı göstermesi de vardır.
Bu bakımdan Ermeni Konferansı'yla ilgili olarak iyi bir sınav vermiş olan Erdoğan- Gül ikilisi, bu sefer hem bu konuda, hem de Alman kamuoyu ve yeni Alman hükümeti bakımından ciddi bir fırsat kaçırdılar.
Dipnot:
Orhan Pamuk'un Ankara'ya tepkisine gelince... Aşırı kaçmış, şerefli-şerefsiz nitelemesi... Daha serinkanlı, daha ölçülü veya daha yukarıda kalınarak verilecek bir tepki daha yakışırdı, daha etkili olurdu diye düşünüyorum.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Dubai Towers
DUBAI International Properties (DIP), İstanbu...
Melih AŞIK
Ne adalet ama...
CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, bi...
Fikret BİLA
YÖK Başkanı'nı aramak ayıptır
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Van Yüzü...
Hasan CEMAL
Kamuoyu savaşları ve kaçan fırsat!
Alman gazetelerine göz gezdiriyorum dün sabah...
Güneri CIVAOĞLU
Kulelerin Efendileri
Yüzüklerin Efendisi filminin fon müziği ile g...
Can DÜNDAR
Erbakan'ın laik kararı
Bazen Araf'ta asılı kalır insan...
Abbas GÜÇLÜ
Ağrı, Kars, Başbakan'ın iftarı ve Çelik
Baba Beni Okula Gönder kampanyası çerçevesind...
Hurşit GÜNEŞ
TAM, 20 yaşını geçti
Geçen hafta bir gazeteci grupla birlikte Esse...
Sami KOHEN
Suriye krizi büyümeden
TÜRKİYE, dış politikasında sıkıntı yaratabile...
Derya SAZAK
Orhan Pamuk'a ödül
Alman Yayıncılar Birliği'nin 'Barış Ödülü' bu...
Meral TAMER
Kızların gözlerindeki ışıltı
Milliyet olarak 23 Nisan'da Baba Beni Okula G...
Güngör URAS
Soyadan dizel yakıt (biodizel) üretiyoruz
Ne günlere kaldık... Biz bir zamanlar yemekli...
M. Ali BİRAND
Yardım edin yoksa PKK'lı olacaklar...
Hafta sonu bir mesaj aldım Dr. Muzaffer Çetin...

© 2005 Milliyet