|
 |
|
|
Apocu!
Hikmet Fidan cinayeti, geçen yaz 6 Temmuz'da Diyarbakır'da işlenmişti. Belirtiler, cinayetin köklerinin PKK'ya uzandığına işaret ediyordu.
Gelişmeler de farklı olmadı.
Milliyet'te yer alan son haberlere göre, cinayetteki PKK gölgesi büyümüş durumda... Hikmet Fidan'ın PKK'ya karşı bir örgütlenme içinde olması, cinayete yol açan temel neden olarak su yüzüne vuruyor.
Tutuklanan bazı kişilerin verdikleri ifadelerde, "PKK'nın dağ kadrosundan bir tetikçi" suçlanıyor. PKK'nın bu cinayetle, kendisine karşı faaliyetlere gözdağı vermek istediği öne sürülüyor.
Olabilir.
Kuliste cinayetle ilgili olarak değişik senaryolar da yazılmıyor değil.
Geçelim bunları.
Çünkü asıl sorun bir başka yerde yatıyor. Ve bu sorun çözülmeden Hikmet Fidan cinayeti aydınlansa da değişen bir şey olmayacak.
Bu asıl sorunla ilgili olarak iki anahtar sözcük var:
(1) Apoculuk...
(2) Şiddet...
Bir başka deyişle:
Kürt siyasal hareketi, Apo ya da 'İmralı gölgesi'nden kurtulacak mı? Siyaset aracı olarak silahtan vazgeçip şiddet ve teröre son verecek mi?
Güncel konunun çerçevesini bu sıcak sorular çiziyor.
Ve bu soruları, en başta, Demokratik Toplum Hareketi'ni şu günlerde partiye dönüştürmek için en ön safta çalışanların yanıtlaması gerekiyor.
"Apoculuk"tan vazgeçecekler mi?
Silaha karşı çıkacaklar mı?
Asıl sorun burada düğümleniyor.
Leyla Zana ve arkadaşları son bir buçuk yıldır Demokratik Toplum Hareketi içinde yeni partiyi kurmak için uğraşıyorlar.
Ama beklentileri gerçekleşmedi.
İkna edici olamadılar çünkü.
Dar bir çevrede tıkandılar.
Çünkü "İmralı'nın gölgesi" vuruyor harekete... Öcalan'ın avukatları aracılığıyla götürülen bir hareketin dar bir alana sıkışıp kalması sürpriz değil.
Barış diyorlar.
Bu sözcük kulaklara çok çalınıyor.
Ama o kadar.
"Silahlı mücadeleye destek yok!" diyemiyorlar. "Silahlar önşartsız gömülsün!" diye çağrı yapamıyorlar. Hikmet Fidan cinayeti konusunda apaçık tavır alamıyorlar, alamadılar.
Bu nedenle de inandırıcı olamıyorlar.
Apocu kalıyorlar!
Oysa, PKK'nın kayıtsız şartsız silah bırakması lazım. Şiddet ve teröre son verdiğini hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıklaması lazım.
Hiç kuşkunuz olmasın:
Zana'lar, kamuoyu önüne ancak bu taleplerle çıkarlarsa, yeni parti inandırıcı olabilir.
Yoksa geçiniz!
Yazın bir kenara:
Her ölüm, bu topraklarda barış ve çözümü biraz daha uzaklaştırıyor, düşmanlık çemberini biraz daha büyütüyor.
Bu acı gerçeği hiç unutmayın.
Onun içindir ki:
Apoculuktan vazgeçin!
Silah ve şiddete karşı çıkın!
Çıkış yolu budur.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|