Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Ekim 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Eğitimin ticareti olur mu?


Eğitim, sağlık, yargı ve ulusal güvenlik gibi konularda çok dikkatli olmak gerekir. Diğer pek çok alanda özelleştirmenin, ticaretin her türlüsünü yapabilirsiniz. Ama söz konusu olan eğer eğitimse üzerinde biraz daha düşünmek mecburiyetindeyiz.
Özel okulculuğa karşı mıyız? Kesinlikle hayır. Karşı olduğumuz, herhangi bir kurumun özelleştirilmesi ya da ticarileştirilmesi ile eşdeğerde tutulması ve yatırımcılara, devlet olanaklarının sınırsız bir şekilde sunulmasıdır.
Siz devlet olarak arsasını, binasını, masraflarının bir bölümünü o da yetmedi öğretim kadrosunu da tahsis edeceksiniz, parayı ise onlar kazanacak. Üstelik hiçbir kalite kriteri koymadan. Bunun adı o zaman özel öğretime destek değil, başka bir şey olur.
Hükümet özel öğretim kurumları konusunda, önce kafasını netleştirmelidir. Bu konuda velilerden yana mı yoksa özel okul sahiplerinden yana mı? Önce buna karar vermelidir. Daha önceki uygulamalardan biliyoruz ki, yapılan iyileştirmelerin velilere hiçbir katkısı olmadı. Okul sahiplerine direkt yapılacak destekler, ücretlerin daha yükselmesinin ve özel okul sahiplerinin daha zengin olmasının ötesinde bir işe yaramaz. Nitekim bugüne kadar da yaramadı.
Eğer sektör büyütülmek isteniyorsa, ki büyütülmesi kesinlikle gereklidir, o zaman yapılacak iş, öğretim ücretlerini aşağıya çekmektir. Bunun yolu da özel öğretim kurumlarının üzerindeki tüm vergi yükünün kaldırılmasıdır. Söylendiğine göre öğrenciden alınan her 100 liradan 50 lirası, devlete vergi olarak gidiyor. Yani bu okullar vergiden muaf hale getirildiğinde ücretler otomatik olarak yarı yarıya düşecek. Böylece, çocuklarını özel okullara gönderen velilerin sayısı birkaç katına çıkabilecek. Ama sanki ortada bambaşka senaryolar dönüyor...
Bu konuda alınması gereken tedbirlerin başında, devlet desteğinin hangi koşullarda ve hangi kriterlere göre verileceği geliyor. Örneğin her özel okul desteklenecek mi? Örneğin kontenjanının üçte ikisi boş kalan özel okullara da mali destek ve vergi indirimi sağlanacak mı?
Vakıf üniversitelerine devlet yardımı belirli koşullara bağlandı. Yüksek kalite tutturamayan, destekten yararlanamıyor. Benzeri kriterler ilk ve orta dereceli okullar için de getirilecek mi?
Örneğin desteklenecek özel okulun taban puanının, en az, o ildeki anadolu liselerinin puanından daha düşük olmaması koşulu aranacak mı? Örneğin ÖSS'deki başarısı yüzde 50'nin altına düşen kolejlere destek verilecek mi?..
Çok önemli bir başka nokta ise üniversitelere yönelik. Yurtdışında parayı bastırdığınızda diploma alınan pek çok özel üniversite var. Bu yüzdendir ki YÖK, yurtdışındaki üniversitelerden pek çoğunun denkliğini sağlamıyor. Yani diplomalarını tanımıyor. İşte bu yüzden, özel okulları desteklerken, özel üniversite isterken, önce destek kriterlerini ortaya koymak gerekiyor.
Örneğin diploması dünyanın hiçbir yerinde kabul görmeyen özel üniversitelere destek sağlanacak mı? Örneğin, parayı bastıranın rahatlıkla girdiği üniversitelerden mezun olanlar, rahatlıkla hâkimlik, doktorluk, öğretmenlik yapabilecek mi? Bunlar ve diğer üniversite mezunları için hiçbir şekilde yeterlilik sınavı getirilmeyecek mi? Getirilmeyecekse böyle saçmalık olur mu?..
Özel okulculuğun gelişmesi ve devletin üzerindeki eğitim yükünün hafiflemesi elbette çok önemli. Ancak, 60'lı yıllarda yaşanan özel okul macerası bir daha yaşanmamalıdır...

Rektörler Genç Bakış'ta
Son günlerin en çok konuşulan konusu, bugün Genç Bakış'ta masaya yatırılıyor. YÖK ve üniversiteler ile hükümet arasındaki gerginlikte gelinen son nokta ne? Hep birlikte izleyeceğiz. Kocaeli Üniversitesi'nde gerçekleşecek programda günlük tartışmaların çok ötesinde, üniversitelerimizin AB ile müzakere sürecinde geldikleri noktayı irdeleyeceğiz.
Özetin özeti: Eğitim, hele hele üniversitelerimiz çok kutsaldır. Onları sulandırmaya, yıpratmaya ve başka noktalara çekmeye hiç kimsenin hakkı yoktur.

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yükselen milliyetçilik
GENERAL De Gaulle'ün oğlu Philippe de Gaulle ...
Çetin ALTAN
Asık suratlar senfonisi ve çağın kahkahası...
Sarhoşluğuyla ünlü Rusya Federasyonu Başkanı ...
Melih AŞIK
Neresi doğru ki?
İstanbul'u en iyi tanıyanlardan biri... Eski...
Fikret BİLA
Elekdağ'dan OYAK'a 'Axa'dan ayrıl' önerisi
OYAK son dönemde gündemin ön sıralarında. Kıs...
Hasan CEMAL
Apocu!
Hikmet Fidan cinayeti, geçen yaz 6 Temmuz'da ...
Güneri CIVAOĞLU
Siyasette iftar
Ramazanda gecekonduların yoksul sofralarında ...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitimin ticareti olur mu?
Eğitim, sağlık, yargı ve ulusal güvenlik gibi...
Nail GÜRELİ
Eğitimde imece coşkusu
Ayten Gözü emekli öğretmen. Meral Ayan Merkez...
Semih İDİZ
'Org. Özkök oruçlu'
Başbakan Erdoğan, Müsteşarı Ömer Dinçer'in ak...
Sami KOHEN
En iyisi, her ikisi...
İSTİKRAR mı, demokrasi mi?..
Hasan PULUR
Ali Kemal'i merak edenlere...
BAZILARININ ağızlarında sakızdır, bir şey öğr...
Meral TAMER
Eskilerinize talip olan bir binbaşı
17 Ağustos 1999 Körfez depreminin tam 1. yılı...
Ece TEMELKURAN
Yaptın da bana mı yaptın!
Koluna eşini takıp yeni bitirilmiş inşaatları...
Osman ULAGAY
AB liderleri 'samimi' ortamda kapışacak
İngiltere Kralı William III'ün 1689'da Fransa...
Güngör URAS
Margarin ve likit yağın çekirdeğinde dışa bağımlıyız
Bundan otuz yıl öncenin ramazan ayı hem halkı...
M. Ali BİRAND
AB'nin bu cinayetten haberi var mı?
İlk defa yazılmadı, ancak bu defa açıkça ve ...

© 2005 Milliyet