|
Kuleler, Pakistan ve vicdan:
Yaptın da bana mı yaptın!
Koluna eşini takıp yeni bitirilmiş inşaatların önünden geçen inşaat ustaları, "yabancılaşmaya" karşı insanoğlunun son direnme mevzileridir kanımca. Usta, eşine gururla gösterir:
"Nebahat, bu binayı ben yaptım!"
Ne bina ona aittir ne binadan bir daire alabilir. Ama yine de Nebahat o sırada, "Yaptın da bana mı yaptın!" demezse değme keyfine, bu dünyaya bir iz de o bırakmıştır.
Acaba İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş da, dün gazetelerde aynalı maynalı Dubai Towers çizimlerini görünce eşine dönüp, "Bak bunu ben yaptım" demiş midir? Kendisine ait olmayan bir şehirden, ona ait olmayan toprakların bir bölümünü, Suudi Arabistanlı petrol zenginlerine ait olacak ve insana "Bu kadar mağrur olma, senden büyük Allah var" dedirten yükseklikte binaların yapılması için verirken gururlanıyor mudur? En çok merak ettiğim ise şu:
İnsanlar, en yükseğin de yükseği binalar yaparken ne hissediyorlar? Daha büyük, daha güçlü olduklarını düşünüyorlar zaar. Nefsini terbiye etmek için gün boyu aç kalarak oruç tutan bu insanların, nefsin sadece yemek yememekle değil, maddi hırsları dizginlemekle ilgili olduğu hiç mi akıllarına gelmiyor?
Yoksulluğa mesafe...
Ya da tepelere çıkıp oralarda zengin adamlarla el sıkışan AKP'liler, tabanlarındaki yoksulluğa bu denli hızlı mesafe alırken, onları yoksullarla dayanışma propagandası için seçmiş olan insanları kaybedeceklerinden korkmuyorlar mı? Belki de Türkiye'nin celladına âşık olmasına güveniyorlardır onlar da.
Kameralar, Pakistan'da, geri bıraktırılmış, askeri rejimlerle sersemletilmiş bir halkın deprem felaketini nasıl darmadağın yaşadığını gösteriyor. Uluslararası organ mafyasının elleri çoktan girmiştir çocuk gövdelerinin içine, Avrupa'daki beyaz adam için çoktan sökülmüştür Pakistan'ın ciğerleri.
Başbakanımız da orada, dünyada en vicdanlı ülkenin Türkiye olduğunu gösteriyor uzaklardakilere. Ya yakındakilere? Kameralar aynı gayretkeşlikle baksalar bu ülkeye Pakistan'daki kadar beter görüntüler çekebilirler oysa.
Önceki gün 24 yaşındaki Özkan Şişman, Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğrencisi, intihar etmeden önce yazdığı mektupta "maddi imkânsızlık" diye yazmış merak edecek olanlara. Gözlerini tedavi ettirecek parası yokmuş, okul harcını ödeyememiş. Sağlığı ve eğitimi özelleştiren AKP'nin vicdanı bunları görmemek için mi Pakistan'a mı uçurulmuştu yoksa?
Vicdan Pakistan'da!
Ya bu vicdan, ülkede bir hafta içinde, kredi kartları borcunu ödemek için, fidye istemek için üç çocuk kaçırılırken neredeydi?
Bugünlerde internette Pakistan'a yardım fikirleri dolaşıyor. "Bağdat Caddesi'ne kumbara koyalım" diyenler var. Caddeye iki saat mesafede, Bolu yolundaki geçici deprem konutlarının önündeki sardunyalar kaçınca kez çiçek veriyor acaba?
Belki de uzaktaki yoksulları görmek daha emniyetli geliyor hükümetimize ve yalnızca iktidarın gösterdiklerine bakanlara.
Dubai Towers'ın televizyon reklamlarında şunu bunu buruyorlar bellerinden, yapılacak burgulu kulelere göndermeyle. "Yaşam anlayışını değiştiriyoruz" gibi bir cümle eşliğinde. Doğru, belimizden bura bura değiştiriyorlar "anlayışımızı". Sadece parası olanların daha çok kazanacağı kuleleri saplarken şehirlerimize Nebahat ilk kez haklı çıkıyor. Söyle Nebahat, "Yaptın da bana mı yaptın!" de! Biz de söyleyeceğiz seninle!
ecetem@hotmail.com
|
|