Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 27 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Aklınız Çatalca'da kalacak

"İstanbul Hatırası"nda hamamda şarkı söyleyen, aynı şarkıyla Altın Portakal'ın ödül gecesinde insanları büyülerken tartışmalara da neden olan Aynur'un ikinci albümü "Nûpel" çıktı. Albümde 13 Kürtçe, 1 Türkçe şarkı var

GEZMEK GEREK - Fatih TÜRKMENOĞLU

İstanbul'un ilçeleri konusundan Çatalca çıkıyor tozlu sandıktan. Yıllar önce bir kere gitmişliğim vardır ama hatırlamıyorum bile. Marmara bölgesinin Trakya topraklarında yer alan ilçesi Çatalca... Aslında o kadar yakın ki...
Şafakla birlikte yola koyuluyorum. Gerçi o kadar erken çıkmaya gerek bile yok belki de, zira insan uzun yola çıktığının farkına bile varamadan kendini Çatalca sapağında buluveriyor.
Merkeze giriş yolunda bir kısım outlet'lerden geçiyorum. Sabahın hâlâ çok erken saati; UKİ, Daniel Hechter ve diğer mağazaların hepsi kapalı.

2 bin 500 yıllık geçmiş
Merkezde ilk bakışta görülecek pek bir şey yok. Açıkçası, Çatalca'ya kötü yapılmış yüksek apartmanlar ve ruhsuz bir renk hakim. Elimde "görülecek cennetler" listesi olmasa, hemen geri dönebilirim. Nasıl oluyor da yaşadığımız yerleri bu kadar çirkin, bakımsız hale sokabiliyoruz; şaşıyorum.
16'ncı yüzyıldan kalma hamamı, sonradan yapılma Laz müteahhit marka apartman bozuntularının yanında bütün soyluluğuyla duran tren istasyonunu geziyorum. Güneş kendini iyice gösteriyor, tek tük insanlar sokaklarda yürüyor. Merkezdeki Ferhatpaşa Camii'ni hayran hayran seyrediyorum. Haftalardır sakal tıraşı olmamış bir adam, içinden son sigarasını aldığı paketi küt diye sokağa fırlatıveriyor.
Oysa bu topraklara böyle hoyrat davranılır mı? Vatan sevgisi, din sevgisi, insan sevgisi; önce temizlikten, gülümsemeden, çiçekten başlamaz mı?
2 bin 500 yıldır insanların yaşadığı bir bölgedeyim. MÖ 450'de Romalılar yerleşmiş. Bizans İmparatorluğu döneminde de büyük savaşlara sahne olmuş. Balta girmemiş ormanları, yüzyıllarca İstanbul'a yakacak odun sağlamış. Bir de, zamanın soylularının av partileri düzenlediği yer Çatalca'ymış. Evliya Çelebi, Çatalca'da bir hünkar sarayı ve av bahçesi olduğunu belirtmiş. Eski zamanlardaki ismi Matrai'ymiş. Osmanlılar Matrai'yi değiştirip Çatalburgaz adını vermiş. Günümüzde olduğu gibi geçmişte de İstanbul'un içme suyu buradan karşılanmış.

İnceğiz mağaraları
9'uncu yüzyıldan, Cenevizlilerden kaldığı zannedilen mağaralar, barınma ve ibadet amaçlı kullanılmış. Çatalca'ya
4 km. mesafede. Çok güzel bir piknik alanı ve hafif bir yürüyüş parkuru da var. Kemal Sunal filmlerindeki mağara sahneleri buralarda çekilmiş. Halk arasında "Kemal Sunal mağaraları" da deniyor. O kadar sakin ve dinlendirici ki, günümün önemli bir bölümünü İnceğiz'de geçirmeye karar verip şehirden aldığım ekmek ve peynirle bir masaya yerleşiyorum.
Yürüyüş, yemek ve mağara gezileri sonrasında, İhsaniye köyündeki İki Göz Mağarası'nı ve Kocakuyu Mağarası'nı ziyaret ettim. 1866'dan itibaren Kırım Tatarlarının yerleştiği İzettin köyünü gördüm. Civardaki at çiftliklerini ziyaret ettim. Üstelik kimseyi tanımadığım halde, zillerine basıp içeri girebildim. Ocak-nisan arası yeni doğan taylar olacakmış, "O zaman da gel, seversin bebeleri" dediler. Aklımın bir köşesine yazdım.
Havuzlu çiftlik evlerini seyrederek iki saate yakın araba kullandım. Her yola girip denize, göle ulaştım. Merkeze dönüp Sofram Restaurant'da yemek yedim. Akşam çöktü, outlet'leri yine kaçırdım.
Hava o kadar temiz ve tazeydi, ormanlar o kadar dinlendiriciydi ki, merkezin çirkinliği bile gözüme daha katlanılır göründü. Biraz profesyonel müdahale ile burası ne güzel bir hale gelebilir, hatta İstanbul paket turları içine ne çekici bir "bir günlük tarih ve doğa kaçamağı" olur diye düşündüm...

Nasıl gidilir?

Arabayla çok kolay ve civarda rahatlıkla dolaşabilmeniz açısından şiddetle tavsiye ederim. İstanbul'a sadece 60 km. Trafik yoksa, TEM'den ulaşmak oldukça rahat. Toplu taşıma araçlarıyla gitmeyi düşünürseniz, Çatalca otobüsleri Yenibosna'dan kalkıyor ve seyahat bir saat sürüyor. Bir kişi, tek yön bileti 4 YTL.

Ne yapılır?

  • Mağara ziyaretleri yapabilirsiniz. İnceğiz Mağaraları, İnceğiz köyünde, şehre 4 km. mesafede. Piknik alanı da çok güzel. Giriş 4,6 YTL. Ayrıca İki Göz, Kocakuyu, Elbasan, Gökçeali ve Kırkayak mağaraları da ziyaret edilebilir. Kocakuyu mağarasının içinde oldukça derin bir göl var, ilgilenenlere.
  • Civarda birçok şifalı su kaynağı var. Akalan köyüne gitmenizi öneririm. İhsaniye, Istıranca, Gümüşpınar, Çörtlen ve Ayazma kaynak suları burada gün ışığına kavuşuyor.
  • Çatalca öyle bir ilçe ki, hem plajları hem de gölleri var. Yalıköy, Çilingöz, Karaburun, Ormanlı ve Evcik plajları şu anda yüzmek için olmasa da, yürüyüş için çok güzel.
  • Kırım Tatarlarının 19'uncu yüzyıl sonunda yerleşmeye başladıkları İzettin köyünü ziyaret edin.
  • Merkezde Tarihi Çatalca Hamamı, Ferhatpaşa Camii ve Çatalca Tren İstasyonu'nu mutlaka görün.
  • Benim aklım outlet center'larda kaldı. Alacağım bir şey yok, sadece nasıllar diye merak ediyorum. Bir dahaki sefere, ucuz oldukları rivayet edilen alışveriş merkezlerini ziyaret edeceğim.


  • Nerede kalınır?

    Merkezde otel yok. 10 dakika mesafede, Subaşı köyündeki Kleopatra Otel, kaçamaklarını uzatmak isteyenlere iyi bir imkan sunuyor. İki kişi, oda kahvaltı 60 YTL. Tel: (0212) 795 04 44
    Durusu Park Otel biraz daha uzakta, ama çok güzel olduğunu duydum. İki kişi tam pansiyon hafta içi 180, hafta sonu 230 YTL. Çatalca'ya yarım saatlik mesafede, o yüzden İstanbullular için, evleri Kartal'da değilse veya şiddetle bir otelde kalmayı özlememişlerse pek cazip değil. Tel: (0212) 767 90 20

    Ne yenir?

    Sofram Restaurant: Çatalca'nın içinde. Balık, et, kuzu tandır var. Tandır 8, rosto 8, köfte 5 YTL. Tel: (0212) 789 34 50
    Ekmek fırınları: Nedense Çatalca'daki ekmekler çok güzel. "Trabzon ekmeği" tabir edilen o büyük ekmekleri şiddetle tavsiye ederim. Belki kullandıkları unun kalitesinden, bilemiyorum ama kesinlikle bizim İstanbul'da aldıklarımızdan farklı.

    YOL müziği kitabı
    Şansıma hava da çok güzeldi. Mis gibi bir mesirede, Epsilon'dan çıkan "Hayata Yön Veren Öyküler"i okudum. Akın Alıcı derlemiş, 100 bin baskıyla piyasaya çıkmış. Leonardo da Vinci'nin "son yemek" tablosunu 10 yılda yaptığını, Michael Jordan'ın lise basketbol takımına kabul edilmediğini falan öğrendim. Bana çok eğlenceli geldi.
    Yol boyunca Deniz Arcak'ın "Kıpır Kıpır" abümünü dinledim. Gerçi albüm çok yeni değil, ama ben yeni aldım ve pek beğendim. Özellikle "Rüzgarın Lafı Yok" şarkısına bayıldım.



    PAZAR
    "Üniversitede yaşadığım acı ve tatlı olaylar, beni önce felsefeye sonra dine yönlendirdi"
    "Asıl başarı, önemli haber olmadığında da çarkı çevirmektir"
    Adını Vikinglerden alan restoran
    Bu albümün sürprizi Zuhal-Bülent düeti
    "İyi hissetme" merkezi
    Hukuku toplumla buluşturan dergi
    Camın ötesine geçin
    Bülent Erkmen'e ödül getiren afişler
    "Şovdan kaçınmak lazım"
    "Bu sahneye kamyon bile iner"
    Aklınız Çatalca'da kalacak
    Depeche Mode için hasat mevsimi
    11 fotoğrafla bir kadının hikayesi
    Bir saatte nikotin isteğinden kurtulun
    Tek yol tüp geçit!
    Pamuk'la yatıp kalkan Amerikan gençleri
    Merhaba... Ben Çelik... Tarumar Çelik...
    2012-2015 Uranüs / Pluto krizi
    Ortaköy meydanında dört dörtlük bir kafe
    UNESCO'nun 60'ıncı yılı
    Ege mutfağı vücudu koruyor
    Manikürde edebiyat, pedikürde resim
    Yakın tarihimizden yeme-içme manzaraları
    Arkadaşım Gündağ Kayaoğlu





    Ahmet Turhan Altıner
    Yasemin Çongar
    Can Dündar
    R. Hakan Kırkoğlu
    Ali Rıza Kardüz
    İlber Ortaylı
    Taylan Kümeli
    Tuba Akyol
    Ülkü Tamer
    Yalvaç Ural

    © 2005 Milliyet