Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 27 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tuz kokunca


Futbol koktu; Tahkim'i kurdular... Şimdi Tahkim de "kokunca" bakalım ne yapacaklar?
O kadar vahim durum... O kadar ümitsiz.
Acaba nasıl geldik bu durumlara biz?
Bir iki başkan, birkaç yöneticinin "çıkarcılığı" yüzünden mi?
Komik olmayın!.. Hangimizin içinde yok ki kocaman bir "nalıncı keseri"?.. Hangimiz fırsatını bulsak köşeyi dönmeyi reddederiz?
Önemli olan "bu fırsat"... Kişiler, kurumlar, müesseseler öylesine sağlam duracak ki, fırsat yaratılmayacak.
Bunun için var federasyonlar, tahkimler. Fırsat değil, adalet dağıtmak için.
Lakin adalet dağıtması gereken kurum ve kişiler, bir kere -evet sadece bir kere bile- o "ahlaki anayasayı" delerse, görün bakın ne hale geliyor mesele.
Et kokuyor, tuz koyuyor, yama tutmuyor adalet.
Peki başkalarında olmuyor da, niye bizde oluyor?
Çok basit;
"demokrasiyi hazmedemeyişimizden" ve "yağma düzeni geleneğimizden"...
* * *
Evet, biz demokrasiyi çiğnemiş, yutmuş, ama henüz hazmedememiş bir coğrafyanın bireyleriyiz. Tarihçi Cemal Kutay'ın bir cümlesi vardır; bilir misiniz?
"Her musibetin başı seçim sandığıdır" der.
Seçim gibi "insan onuruna en yakışan bir demokratik uygulamadan" nefret ettiği için değil. Seçmenin oyunu ülke çıkarı yerine, "kendi çıkarı" doğrultusunda kullanmasını içine sindiremediği için... Bunu bilenlerin oy avcılığında, türlü çeşitli "yemler" kullanmasını kınadığı için.
Yani, sandıkta başlayan sevimsiz ilişkiden, "sevimli sonuçlar çıkması çok zor" ona göre.
Tıpkı federasyon seçiminde olduğu gibi...
Tıpkı tahkimin seçimle oluşturulması gibi.
Yanlış anlaşılmasın... Tahkimdeki hukuk adamlarının hiçbirinin kişiliklerine, mesleki tecrübelerine lafım yok. Seçime hiç yok...
Ama aynı kişiler adalet dağıtmak için girdikleri tahkimde her türlü futbol adaletine daha ilk satırdan engel olan takım formalarını sırtlarından çıkaramadılar.
En azından, sırtlarını bazı yöneticilere, bazı kulüplere dayayarak girdiler tahkime.
Hadi hepsi iftira diyelim!..
Dile getirenleri reddetmediler. Duymazdan geldiler.
Ondan sonrası çok zor.
"Destek"le seçim kazananların "diyet" ödemesine geldi sıra.
Hangi kararı verseler bir dip not düşüldü eylemlerine:
"Filanca kulübün baskısı"...
Futbol adaletine güven kalmayınca ne olur?.. Herkes kendi kartlarını koyar oyun masasına. Kimin "kavı" güçlüyse o çeker resti.
Oyun biraz daha kızışırsa; kavga, tehdit.
Çünkü birinci vazifemiz; yönetenleri kendi çıkarlarımız doğrultusunda yönlendirmemiz. Bunun için seçtik onları.
Biz, seçime dayalı bir yağma düzenini kanıksamış, demokrasi özürlüleriyiz.
Amacımız adalet değil, kaos... Kaos olacak ki, en büyük parçayı biz götüreceğiz.
Bu arada demokrasi yaralanmış, futbol yerin dibine batmış; kimin umurunda.
Bakmayın herkesin üzgün görüntüsüne, işler tıkırında... Bu durum idealdir onlar için.

Yanıt verin!..
Türkiye'de "spor" deyince çoğunluğun aklına "futbol" gelmesi, "futbol" deyince her beş kişiden ikisinin "şiddet ve şike" düşünmesi nasıl yorumlanabilir?
Ben düşündüm içinden çıkamadım.
Değerli kulüplerimizin değerli başkanları ve yöneticilerine sormaya karar verdim.
Lütfen siz yanıt verin.
Spor futbol mudur, futbol şike ve şiddet midir?
Şayet doğru ise sizlerin fahri olarak meşgul olduğunuz bu mesleğe ne isim verilir?
Ben bulamadım... Yanıt verin.

Futbol diplomasisi

Durum tespiti böyle olur işte.
Sitem böyle...
Talep böyle...
"Fenerbahçe bizi geçti" diye değil.
İnce ince Gerets'çe:
"Şükürler olsun ki seyirci gol atamıyor. Aksi halde Fenerbahçe hep şampiyon olurdu"
Buna futbol diplomasisi denir.
İçinde durum tespiti de vardır, sitem de, talep de.
Lakin ince ince.
Anlayana sivrisinek saz. Anlamayana Gerets bile az.

Bekirağa Bölüğü

Beşiktaşlı futbolcular "Kartal gol gol" tezahüratını baskı olarak algılıyorlarmış!..
Hemen aklıma "Bekirağa Bölüğü" geldi.
Eşimin Osmanlıca hatıralardan derlediği bir kitap... Henüz yayınlanmadı ama ben okudum son dönem Osmanlı İmparatorluğu'nun "işkencehanesi" Bekirağa Bölüğü'nde hapsedilenlerin "çektiklerini".
Okudum ve bir yüzyılda işkencede çağ atladığımızı görüp hayret ettim.
Mesela bir Bekirağa "konuğu" şöyle dert yanıyordu anılarında:
"O gardiyanın küstah bakışları işkencelerin en kötüsüydü. Ruhum eziliyor, manevi acılarım tarif edilmez boyutlara varıyordu. Geceler boyunca gözüme uyku girmiyordu."
Bir başkasını "sırtından iteklemişti" zalim işkenceci!
Gençliği 12 Eylül dönemine denk gelen ve "Filistin askıları, tırnak sökme, cop ve kola şişeleri" hikayeleri ile büyüyen biri için ne kadar çocukçaydı.
Demem o ki, Beşiktaşlı futbolcular bu kadar hassasiyeti bıraksınlar. Tribün baskısı nasıl olurmuş diye merak ediyorlarsa Galatasaray'a baksınlar.

Taraftarın tercihi!

Sayın Ergun Gürsoy, yirmi binlik stadı dolduramayan seyirciden yakınmış ve "elli binlik stada ne gerek var" demiş.
Lakin, seyirciden yola çıkarak hesap yapılamaz her zaman.
Neden mi?
Aksi halde "Galatasaray yönetimi"ne de gerek olmadığı sonucu çıkar da, o yüzden.

"Futbolda var bu goller"

Koyu Fenerbahçeli yorumcu, ekranda Volkan'ın Schalke'den yediği golü yorumluyor. Hani, ceza sahasında beklese, kucağına gelecek topa çıkıp ıskaladığı gol...
"Bu futbol... Futbolda var bu goller"!
Doğrudur. Mesleki risklerdir bunlar. Hata yapılır, karşılığında bir bedel ödenir. Lakin takımın kazanamaması yetmez. Mutlaka kişisel bir bedel de olur.
Ya, Volkan trapezci olsaydı?

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Mehmetçik nöbette: 2-3
Fiks mönü: 1-1
Aslan fena kükredi
Daum şaşırdı!
Kürsüde kapışma
PFDK'ya üç yeni yolcu
Eve huzur geldi: 2-0
Avrupa Güneş'i: 3-2
Halk gösterisi: 3-0
Samsunspor tecrübesiyle: 2-3
Malatya'nın doğuşu: 0-1
Derbi yasağı kalktı
İsviçre maçı hakemi Michel
Tahkim karmaşası
Haber turu...
Günahlar ve sevaplar
Tuz kokunca
Bundan iyisi...
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Günahlar ve sevaplar
Fenerbahçe bu maçı kaybetse ne olurdu? Bu yıl...
Ercan GÜVEN
Tuz kokunca
Futbol koktu; Tahkim'i kurdular... Şimdi Tahk...
Bilal MEŞE
Bundan iyisi...
Bu takımın ahı - gitmiş, vahı kalmış, yedeği ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet