|
Malatya faciası
FACİA... 0-6 yaş arasındaki kimsesiz çocukları "devlet yurdu"na teslim etmişsiniz. "Devlet görevlisi" unvanına ve imtiyazına sahip "bakıcı anneler" iki yavruyu kulaklarından tutup birbirine çarpıyor! Kaldırıp yere fırlatıyor, tekmeliyor! Kız-erkek topluca banyoya sokuyor, banyo suyunun sıcaklığını ayarlamadığı için, zavallı çocuklar kaynar su ile haşlanıyor!
Çocuklar çığlık çığlık...
Tekil bir olay değil. Birçok "çocuk yurdu"nda yıllardan beri böyle.
Ergenlik çağındaki çocukların kaldığı yurtlarda da başka türlü facialar yaşanıyor. Bakanlık yetkililerinden öğrendiğime göre, ırzına geçilen "özürlü kız" faciası bile olmuş! Yargı ne yapmış? Bu ayrı bir yara, "Rızaen olmuş" diye karar vermiş!
"Devlet yurdu" denilen kamu kurumlarının müdürleri, yöneticileri bunları bilmez olabilir mi?
* * *
DEVLET Bakanı Nimet Çubukçu, CNN Türk'te Çiğdem Anad'ın sorularını cevapladı. Tabii Nimet Hanım da fevkalade üzgündü ve çaresizliğini dile getirdi:
- Bazı personel ve müdürler var ki, bu kuruluşlarda asla görev yapmamalı. Bunları tespit ediyoruz, müfettiş raporlarıyla ortaya koyuyoruz, görevden alıyoruz... Ama bir ay sonra yargı kararıyla geri dönüyorlar!
Sayın Nimet Çubukçu ile ben de konuştum. "Uzun süre görev yapanlarda bu tür olaylar karşısında duyarsızlık, kanıksama oluşuyor" dedi. "10-15 sene aynı kuruluşta yöneticilik yapan görevliler var!"
İstisnalar olmakla birlikte, genelde kanıksıyorlar, vicdanları körleşiyor! İki yaşındaki bebeği tokatlayarak "susturuyor, uyutuyor!"
Malatya'daki gibi canavarlaşanlar da var.
Bakan Çubukçu, "Bu konuda yargı ve biz aynı duyarlığı paylaşmalıyız" diyor. Haklı.
Bizde adeta gelenektir, yargı 1950'den beri seçilmiş iktidarlara karşı "Cumhuriyet bekçiliği" duygusuyla politik tavır alabiliyor. Ecevit yargının bu tavrını, "Yargı devrimcilerin elinde" diye alkışlamıştı.
Bu iş başkadır. "Kadrolaşma" saplantısına kapılmadan, bu kuruluşların tepeden tırnağa elden geçirilmesi, 'temizlenmesi' ve sıkı bir denetim mekanizmasının geliştirilmesi lazım!
* * *
TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış anlattı. Amerikalı bir insan hakları kuruluşu, 2 yıl süreyle bakanlığın izniyle Türkiye'de çalışarak, bir rapor hazırlamış! "Kapalı Kapılar Ardında: Türkiye'de Psikiyatri Kurumları, Rehabilitasyon Merkezleri ve Yetimhanelerde İnsan Hakları İhlalleri."
Bizim hangimizin aklına geldi böyle bir inceleme?! İnsan Hakları Derneği PKK sözcülüğünden vakit bulabildi mi?!
İşte raporda yer ve isim belirtilerek tespit edilen olaylardan bazıları:
Çocuklar aç bırakılıyor!Kusan çocuklar bakımsızlıktan ve açlıktan kusmuklarını yiyor!Çocukları bağlıyorlar, dövüyorlar.Sadistçe davranışlar yaygın!
'Elin gâvuru' feryat ediyor ve "Türkler ilgisiz" diye de yakınıyor:
"Ankara'da çeşitli yaşlardan 723 kişinin kaldığı Saray Rehabilitasyon Merkezi'nde gönüllü çalışanların yüzde beşi Türk, yüzde 95'i diplomat, öğretim üyesi veya şirket yöneticisi gibi yabancıların eşleri!"
Utanmalıyız! Hem geleneksel hayırseverlik ve iyilik duygularımızı kaybettiğimiz için hem modern insan hakları bilincimiz gelişmediği için!
* * *
MALATYA faciası örnek olmalı; yasaların izin verdiği en ağır idari ve adli cezalarla "ibret-i âlem" olacak bir yaptırım uygulanmalı.
Malatyalılar da örnek olmalı, sadece protesto ederek değil, sivil "gönüllü" hizmeti geliştirerek, yavrulara şefkat sunarak... En büyük sevap, en aziz insan hakkı bu kimsesiz çocuklara şefkat sunmaktır.
İdare ve yargı, el ele, tepeden tırnağa bu milli utancımızı temizlemelidir.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|