|
Irkçı!
İşsizlik! Yenmek istiyor musunuz? Çarşıda filenin dolmasını, mutfakta tencerenin kaynamasını istiyor musunuz? Bu ülkede insan gibi yaşanmasını istiyor musunuz? Çocukların geleceğini güvence altına almak istiyor musunuz?
Bir başka deyişle:
Aş ve iş sorununu çözmekten yana mısınız?
Yanıtınız evet mi?
O zaman lütfen 'özelleştirme'ye karşı çıkmayın. Yabancı sermaye ırkçılığı yapmayın. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına açılan kapıları kapatmaya kalkışmayın.
Bu ülke en çok işsizlikten çekiyor. Bu ülke her yıl 700-750 bin insanına iş bulmak zorunda.
Türkiye kendi kaynaklarıyla bunun ancak yarısını sağlayabiliyor. Öteki yarısı için dış kaynak, yabancı sermaye lazım. İşsizliği yenmek istiyorsak kapıları kapatamayız.
Hiç aklınızdan çıkarmayın:
İşsizliğe çare bulamayan Türkiye'de hiçbir şey dikiş tutmaz. Barış ve huzuru yakalamak, demokrasi ve hukuk çıtasını yükseltmek istiyorsak, enflasyon gibi işsizlik canavarının sırtını da mindere yapıştırmak zorundayız.
Elbette kurallar var.
Özelleştirmeye, yabancı sermayeye evet derken, üzerinde titizlikle durulması gereken kurallar... Haksızlığa ve yolsuzluğa kapıyı kapatan çerçevelerin korunması, rekabeti gözeten yapıların yerli yerine oturtulması gerekiyor.
Ama bunu yapayım derken yanlış olan, özelleştirme ve yabancı sermayeyi kısıtlayıcı tavırları savunmaktır.
Bazı muhalefet odaklarının, bizim siyasetin eski illeti olan muhalefet adına muhalefet zihniyetiyle bu yanlışa kaydıkları görülüyor. Kimileri de, çağı zaten ıskaladıkları için bu yanlışta ya da yalanda yaşamaya devam ediyorlar.
Başka yanlışlar da var.
Özelleştirmeye evet demek, yabancı sermaye ırkçılığından sakınmak yeterli değil. Aş ve iş sorununu çözebilmenin yolu Türkiye'yi istikrarlı bir ekonomik büyüme rayına oturtmaktan geçiyor.
Bunun için de ekonomiyi dışarı açmak ve ekonomiye rekabet gücü kazandırmak şart. Verimlilik denen kavramı hayata geçirmek şart. Teknoloji devrimine ayak uydurmak, araştırma ve geliştirmeye büyük fonlar ayırmak şart.
Bunları düşünmeye başladığın zaman, ister istemez, sosyal güvenlik reformu geliyor gündeme... İşçi-işveren ilişkileri, kamu sendikaları geliyor gündeme... Nasıl bir sosyal model sorusu geliyor gündeme... Kayıt dışı ekonomiyi kayda kuyda almak geliyor gündeme...
Avrupa Birliği de farklı değil.
AB'nin gündeminde de bu konular ya da sorunlar var. Bugün Londra yakınlarında toplanacak olan Hampton Court Zirvesi'nde AB liderleri, sosyal model ve ekonomik reform konusunu da tartışacaklar.
Çünkü Avrupa rahatsız.
Ekonomik büyüme, işsizlik, rekabet ve teknolojik gelişme alanlarında Amerika'yla Asya'nın gerisine düşmeye başladı. Örneğin 1000 şirketi temel alan bir rapora göre, geçen yıl araştırma ve geliştirme için ayrılan fonlar Avrupa'da yüzde 2, Amerika ve Asya'da yüzde 7 artmış...(Financial Times, 24.10.05, s. 2)
Bu arada Fransa ve Almanya'daki sosyal model bir başka eleştiri kaynağı. Ekonomik büyümeye köstek olduğu, bu yüzden işsizliğin yenilemediği belirtiliyor. Erken emeklilik, işsizlik yardımları, bazı sosyal haklardaki aşırılık ve işgücü piyasasındaki katılık gözden geçirilmeden kıta Avrupa'sında işsizlikten kurtulmanın mümkün olmadığı savunuluyor.
Bu açılardan Thatcher ve Blair dönemlerinde sosyal reformlarını gerçekleştiren İngiltere'nin işsizlikle mücadelede büyük mesafe aldığı, ama buna karşılık bu ülkede de gelir dağılımında bozulma gerçeğine dikkat çekiliyor.
İngiltere bugün Fransa ve Almanya'nın sosyal reformları daha ciddiye almasını savunuyor. Kıta Avrupa'sında 20 milyon işsiz varken, bu ülkelerdeki refah devleti modellerini savunmanın mümkün olamayacağını, işsizliği yenmek için önceliğin ekonomik büyümede olduğu, 'pastanın büyümesi'ne köstek olan engelleri kaldırmak için de özellikle Fransız ve Alman liderlerin reformları başlatmalarını istiyor Başbakan Blair...
Bu konularla ilgili olarak 'küreselleşme'yi ya da Avrupa'daki mali piyasalarda geçerli aşırı korumacılık eğilimlerini gündeme getirenler de var.
Bütün bu konular, Türkiye'yi de çok yakından ilgilendiriyor. Çünkü istikrarlı ekonomik büyüme, yani pastanın büyümesi bizim de en önemli sorunumuz.
Tekrarlamakta yarar var:
Pastayı büyütme rayına oturtmadan, yani işsizliği yenmeden, hiçbir şeyde dikiş tutturamayız.
Böylesi konulara daha çok zaman ayıran bir Türkiye'de yaşamak dileğiyle...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|