Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 27 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Van'ın su yüzüne çıkardığı


SAPTAMA şu:
  • Türkiye'de yargı bağımsız değil.
  • Türkiye'de hakiki bir demokrasi yok.

  • Bunları bilelim ve Van olayını ona göre yorumlayalım. Daha doğrusu Van olayı ışığında bu saptamaların değişmesini sağlayıcı çalışmalara bir an önce başlayalım.
    "Bir musibet bin nasihatten evladır" sözünün de bizim olduğunu unutmayalım.
    * * *
    BIRAKIN bakanın hâkimiyetini. Bağımsızlığa halk gözüyle bakalım.
    Yargının bağımsız olmadığını biz söylemiyoruz. Siz de hatırlarsınız. Yargının tepesindekiler bunu ifade ettiler. "Hâkimler vicdanları ile cüzdanları arasında sıkışmıştır" diye.
    Yargının bağımsız olmadığı bundan daha güzel ifade edilebilir mi? Bu söz önemli bir vecize olarak Türk "hikmetli sözleri" arasındaki yerini şimdiden aldı ve bir dönemin bir cümle ile tarifini yapma başarısını gösterdi.
    Geçenlerde Orhan Birgit Cumhuriyet'te yazdı. İnönü'nün CHP'si döneminde haksız tutuklamalara ve haksız serbest bırakmalara örnekler verdi. "Beyaz eldivenli hâkim" uydurma adıyla gündeme gelen bir hâkimin CHP milletvekili olma vaadine karşı Kasım Gülek tahliye ediliyordu. Sonradan o hâkimin CHP'den Adana milletvekili olduğunu görüyoruz. Benzer olaylar DP zamanında da devam etti. Zamanımıza kadar gelindi.
    * * *
    TÜRKİYE'de gerçek bir demokrasi de yok.
    Önce üç erkten en önemlisi, yani yargı, bağımsız olmadığı için yok.
    Sonra, her şeyin, iktidarın, liderin, yani Başbakan Tayyip Erdoğan'ın iki dudağı arasında olması nedeniyle demokrasi yok.
    Erdoğan AKP'ye, yani partiye hâkim, Meclis'e hâkim, kabineye hâkim, bir de yargıya hâkim olunca bunun adı demokrasi değil "tek adam iktidarı" olmaz mı?
    Bundan önce de böyle değil miydi? Liderler listeleri hazırlıyor biz sandığa atmıyor muyduk? diyebilirsiniz.
    Doğrudur. Ama Erdoğan seçmenin üçte birinin oyuyla Meclis'in üçte ikisini kazanınca ve karşısında zayıf bir ana muhalefet bulunca demokrasinin buharlaşması daha kolay oldu.
    * * *
    ŞİMDİ gelelim Van'a.
    Adi suçluların çoğunun tutuksuz yargılanabildiği bir ülkede bir rektörün tutuklu yargılanması, yanlıştır. Bu bakımdan bile "Rektörler Kurulu"nun tepkisi haklıdır.
    Van Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın'ın bir ay sonunda serbest bırakılması ve yargılanmasına böyle devam edilmesi toplum vicdanına da, eşitliğe de uygun olacaktır.
    Bu yargılamayı laikler ve laikliğe karşı olanların çatışması haline getirmek her şeyden önce bu ülkeye zarar verir.
    Unutmayalım ki, Anayasamız Türkiye Cumhuriyeti'ni tarif ederken "laiklik"i baş köşeye almıştır. Ve AB yolundaki Türkiye'de laikliği herkesin artık içine sindirmesi gerekir.
    Van tartışması, "Yargının tam bağımsızlığı için ne yaparız ve tam demokrasi bu ülkede nasıl kurulabilir"in başlangıç noktası olursa yine de kazançlı sayılırız.

    Yüzü kızaranlar
    Bush, Kuzey Irak Başkanı Barzani ile buluştu.
    ABD özel uçak gönderdi, Barzani'yi Washington'a getirdi.
    Bu, ABD tarafından zaten var hale getirilen Kuzey Irak'taki devletin dünyaya takdimidir.
    1 Mart tezkeresinin reddine çalışanların bir kez daha yüzleri kızarmıyor mu?
    Tarihin akışını değiştirdiler de...

    ORHAN PAMUK
    Buhran mı geçiriyor?
  • Sanatına alkış yok, politik görüşüne var.
  • Pamuk tarihi bilmiyor.
  • Orhan Bey'in müthiş dönüşü.
  • Yazar Orhan Pamuk "sahte kabadayı".

  • Bu başlıklar Orhan Pamuk, Alman Yayıncılar Birliği'nin "Barış Ödülü"nü aldıktan sonra, bazı Türk gazetelerince atıldı.
    Lehte başlıklar yok muydu? Tabii ki vardı. Ama Orhan Pamuk gibi, Türkiye'den çıkmış, uluslararası bir büyük ödül kendisine verilmiş yazarımızı tüme yakın Türk basını alkışlasın istenirdi. Olmadı. Çünkü Orhan Pamuk edebiyat kadar siyaset yapıyor ve siyaseti yüzüne gözüne bulaştırıyor.
    Hele ödül töreninden sonra Türk gazetecilere bir açıklaması var ki evlere şenlik:
    "Türk devletinden hiçbir yetkilinin törene katılmaması benim için şereftir."
    Oysa törene Frankfurt Başkonsolosumuz katılmıştı.
    Ya bunu hakaret kabul ederek bundan sonra onun bulunduğu yerlerde bu devletin yetkilileri bulunmazsa Pamuk ne yapacak? Şerefine şeref mi katacak?
    Orhan Pamuk, son 15 gün içinde önce "Bir milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü" sözlerini reddetti, sonra kabul etti. Başbakan Erdoğan için "Mükemmel organizatör" dedi, sonra da "tutarsızlıkla" suçladı. Erdoğan'ın "zayıf ve kararsız" olduğunu söyledi.
    Bütün bunlar Orhan Pamuk'un uzun zamandır bunalımda olduğunu göstermez mi?

    KAÇ YIL OLDU
    Bu yol acı bir örnek
    Levent'te bir cadde var "Cumhuriyet Caddesi." Sizin de dikkatinizi çekmiştir. Bu cadde yıllardır tamamlanmayı bekliyor.
    Önemli bir cadde olduğu köşedeki karayolu tabelalarından belli.
    Tabelalarda, Levent, Sarıyer, Etiler, Çevre Yolu, yazıyor.
    Yani 1. Levent'i 4. Levent'e. 1. Levent'i 2. Boğaz Köprüsü'ne bağlayacak bir cadde. Ama bu geniş asfalt cadde yarım kaldı, yani yıllardır işe yaramıyor. Daha doğrusu servis otobüslerinin park yeri işlevini görüyor.
    Neden?
    Söylenti doğruysa Maya Sitesi'nin sözü geçen (!) bazı sakinleri bu yola geçit vermiyor. Yolun yarım kaldığı noktada da yıllardır şu tabela Beşiktaş belediye başkanlarının iftihar abidesi olarak size bakıyor:
    Beşiktaş Belediye Başkanlığı, yol yapım çalışması.
    Kaç yıldır?
    Hani torpil yoktu? Milyarlarca lira bile hatır için sokağa atılabiliyor. Trafikte rahatlama da...

    dheper@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Malatya faciası
    FACİA... 0-6 yaş arasındaki kimsesiz çocuklar...
    Çetin ALTAN
    Çürütme, yok etme ve vurgun zincirlemesi...
    Atatürk Havalimanı Dış Hatlar "Gidiş" salonla...
    Melih AŞIK
    Kadıköy'de durum
    İstanbul pek çok kazı, inşaat ve onarım çalış...
    Fikret BİLA
    OYAK Axa'dan ayrılırsa 'sermaye ırkçısı' mı olacak?
    OYAK'ın, Ermenilere "1915 soykırımı" gerekçes...
    Hasan CEMAL
    Irkçı!
    İşsizlik! Yenmek istiyor musunuz? Çarşıda fil...
    Yılmaz ÇETİNER
    İstanbul'u Dubai'ye benzetme özentisi affedilemez!
    Mesleği mimarlık olan Kadir Topbaş, İstanbul'...
    Güneri CIVAOĞLU
    Atatürk mumyası / Osmanlı kaftanı
    Londra'nın ünlü Tussaud mumyalar müzesinde se...
    Can DÜNDAR
    Devletin "Tehdit Top-10"u
    Türkiye yıllardır "gizli bir anayasa"yla yöne...
    Hurşit GÜNEŞ
    Almanya'da Türkler entegre olmuyor
    Almanya'da resmi rakamlara göre 2,8 milyon Tü...
    Doğan HEPER
    Van'ın su yüzüne çıkardığı
    SAPTAMA şu:
    Semih İDİZ
    Saddam'ın yargılanması ters tepiyor
    Saddam Hüseyin'in nihayet yargılanıyor olması...
    Sami KOHEN
    Demokrasi veya istikrar sorunu...
    DEMOKRASİ ile istikrar birlikte yürütülebilir...
    Hasan PULUR
    Orhan Pamuk'ta şeref kavramı...
    BASIN Konseyi'nin yayın organı "Özgür Basın"ı...
    Derya SAZAK
    Dubai, kuleler, Barzani
    Fatih'in İstanbul'u kuşattığı günlerde surlar...
    Meral TAMER
    Yerli sermayeye, hükümetten daha çok güveniyoruz
    Böyle bir şey Türkiye'de herhalde ilk kez olu...
    Yaman TÖRÜNER
    Borsa arsası nasıl alındı?
    İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın (borsa)...
    Güngör URAS
    Polis, jandarma sigorta şirketlerine çalışıyor
    2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 81'...
    Serpil YILMAZ
    7 milyar dolar da yolda
    İstanbul'u Körfez ülkelerinin artan petrol ge...
    M. Ali BİRAND
    Barzani'ye Bush'tan Türkiye uyarısı...
    Kuzey Irak Kürtlerinin yakın geçmişini bilenl...

    © 2005 Milliyet