|
 |
|
|
Tabiat ananın sanat eseri
Londra'daki National History Museum'daki "Pırlantalar" sergisinde en büyüğünden en küçüğüne, kırmızısından beyazına yüzlerce pırlantayı bir arada görmeniz mümkün
ASLI ÇAKIR - aslicak@milliyet.com.tr
Pırlantadan şaşmayacaksın abi!" Bu sözü bizim, öyle trilyonlarla oynamayan, yeni evli, genç bir erkek çalışma arkadaşımız diğer erkek çalışma arkadaşımıza söylediğinde çok şaşırmış, kendisiyle dalga geçmiştik. Özetle, biri karısına doğum günü hediyesi arıyordu, öbürü de tavsiye veriyordu.
Biz alay ettik ama meğerse bu arkadaşlar Türkiye'deki 650 milyon dolarlık perakende pırlanta pazarına küçük de olsa katkıda bulunanlardanmış. Ayrıca Türkiye, Avrupa'daki en büyük ikinci pazarmış.
Ne oldu da bu konularda bilgilendik derseniz, geçtiğimiz hafta Londra'daki National History Museum'un şimdiye kadarki en ışıltılı etkinliğinde, "Diamonds" yani "Pırlantalar" sergisindeydik.
En küçüğünden en büyüğüne, en renklisinden en parıltılısına birçok pırlantayı bir arada görebileceğiniz serginin duvarlarını dünyaca tanınmış isimlerin pırlantalarla çekilmiş fotoğrafları süslüyor. Bu fotoğraflar arasında Catherine Zeta-Jones'a da Marilyn Monroe'ya da rastlıyorsunuz. Başka bir bölümde Örümcek Adam için özel olarak tasarlanmışları görüyorsunuz. Cartier klasikleri de var, çağdaş tasarımcı Dainel Brush'ın yarattığı rüküş pembe kaniş broşu da... Çoğunluğu parlak beyaz, biraz kırmızı, yeşil ve mavi, az az sarı, bol korumalı bir sergi... 26 Şubat'a kadar devam edecek sergiyi gezerken elmasın nasıl çıkarıldığını, nasıl işlendiğini de öğreniyorsunuz.
Tayvanlı erkekler de seviyor
Lüks tüketimin en uçlarında yer alan pırlantalar, binlerce dolarlık yüzükler, kol düğmeleri, kolyeler bazılarına özellikle de dünyanın birçok bölgesinde açlıkla savaşılırken antipatik gelse de bir gerçek var ki o da çoğu kadının bir sebeple pırlanta gördüğü zaman kendini kaybetmesi. Evlenme tekliflerinin vazgeçilmezi tek taşlar artık sergiyi düzenleyenlerden DTC (Diamond Trading Company) yetkilililerin de belirttiği gibi kayınvalideyle birlikte alınsa da hâlâ dünyadaki çoğu kadının hayali. Pırlantalar özellikle "Pırlanta Sonsuza Kadar / Diamonds Are Forever" sözüyle birlikteliğin de elmas kadar güçlü, uzun ömürlü olacağını anlatıyor. Bu yorumlar bizden çok DTC'nin uluslararası pazarlama grubunun başkanı Jonathan Kendall'a ait.
"Yaptığımız araştırmalardan biliyoruz ki, dünyada aşkı bu mücevherden daha çok anlatan bir ürün bulamazsınız" diyen Kendall'ın kendisi de pırlanta kol düğmeleri kullanıyor, erkeklerin de gün geçtikçe düşkünlüklerinin arttığını belirtiyor: "Amerika'da erkekler, hele rap gibi müzikleri yapanlar pırlantayı çokça kullanıyor. Ama özellikle Tayvanlı erkeklerde kullanım çok fazla."
Sergideki elmasların her birinin birer sanat eseri olduğunu söyleyen Kendall bu sanat meselesini de şöyle açıklıyor: "Her pırlantadan dünyada sadece bir tane var. Bunlar da Picasso tarafından değil ama tabiat ana tarafından ortaya çıkarılan sanat eserleri."
Dinozorlardan önce elmaslar vardı
Elmas doğada bulunan taşa, pırlanta ise elmasın kesilmiş ve işlenmiş haline deniyor.
Elmaslar dinozorlardan önce de yeryüzünde vardı. En genç elmas 900 milyon yaşında.
Elmas bilinen en sert doğal madde.
Elması ancak diğer bir elmas kesebilir.
Zamanın başlangıcından beri kesilip parlatılmış olan tüm elmaslar bir araya getirilse ancak bir çift katlı otobüsü doldurabilir.
Elmas çoğunlukla beyaz renkte görülür. En nadir rengi ise kırmızıdır.
Fransa Kralı IX. Louis elmasın gücüne o kadar inanırdı ki, 1283 yılında asil olmayan insanların pırlanta takmasına yasak getirdi.
Elmasın ağırlığını sınıflandırmak için kullanılan karat kelimesi keçiboynuzu ağacından geliyor. Hepsi aşağı yukarı aynı ağırlıkta olan keçiboynuzu tohumları yüzyıllarca bu değerli taşları tartmak için kullanılmış.
Bir Marilyn Monroe filmi olarak hatırladığımız, şarkısını da bildiğimiz "Diamonds Are Forever" aslında De Beers tarafından 1947 yılında
yaratılan bir slogan.
|
|
|

|