|
 |
|
|
Ölüler Bayramı
İtalya'da her yıl 2 Kasım'da Ölüler Bayramı kutlanıyor. Bu bayramda, kaybettiğimiz kişilerden gelip bizi bulmak isteyebilecek olanları en iyi şekilde ağırlamamız gerekiyor
Ölülerimizi bayramlarla anma kültürümüzün ritüelleri ülkeden ülkeye değişiyor tabii. Ama bu törenler özellikle son yıllarda esas anlamlarını (ölüleri anmak için kutlamalar yapma niyetini) tamamen yitirdi ve bizim de bir gün öleceğimiz gerçeğini unutmaya çalışıp kendimizi eğlendirmemiz için birer vesile haline geldi.
İtalyan geleneklerine göre Ölüler Bayramı'nda, kaybettiğimiz kişilerden gelip bizi bulmak isteyebilecek olanları en iyi şekilde ağırlamamız gerekir! Küçükken tüylerimi diken diken ederdi bu fikir; ben sakin sakin yatağımda uyurken "sevgili merhumlarımın" evin içinde dolaşmaları, bir şeyler yemeleri ve daha da kötüsü kalıp bir yerlerde dinlenmeleri fikri hiç hoşuma gitmezdi çünkü. Üstelik bütün masumiyetime rağmen, içlerinden bazılarının cennete gidecek kadar iyi bir hayat yaşadıklarından da şüphe ediyordum!
Sonra büyüdükçe, İtalya'da Ölüler Bayramı olarak kutlanan 2 Kasım'da gelen misafirlerimizin nereden "geliyor" olduklarıyla ilgili endişelenmekten vazgeçip bayram ritüellerinin keyfine varmaya başladım! Akşam bakla ve porçini mantarlarıyla leziz bir çorba hazırlanır (bu çorbanın tarifini tam olarak bilmiyorum ama bulur bulmaz size yazacağım), bir kase de ayrılır ve bir kadeh "aziz şarap"la birlikte (ilk yudumda adamın uykusunu getiren likörümsü ve sert bir kırmızı şaraptır) gece yemek masasında bırakılırdı. Bir kandil yakılır, İtalya'da ölülerin çiçeği olarak bilinen demet demet krizantemle mezarlığa gidilir, biraz dua edilir, sonra eve dönülürdü. Ninem çok eski bir yöresel gelenek gereğince bir yatağa lavanta kokulu bembeyaz çarşaflar serer, "Biraz dinlenmek isterlerse diye... Sonsuzluğa uzanan yol öyle uzun ki..." derdi biraz üzgün ifadeyle. Benimse aklıma geldikçe hâlâ tüylerim diken diken oluyor...
Sonra "ölülerin baklaları" denen çok lezzetli kurabiyeler pişirirdi. Sadece bu bayramda pişirilip yenen bu kurabiyelerin malzemeleri içinde bakla yok halbuki, ben de gidip baklanın ölülerle ya da geleneklerle bir alakası var mı diye bakliyatla ilgili o güzelim kitabıma baktım...
Ruhu barındıran bakla
Eski zamanlarda yaşayanlara göre baklalar, içlerinde öbür dünyaya gitmişlerin ruhlarını barındırırdı, dolayısıyla kutsaldı. Tohumu aylarca toprağa gömülü kaldıktan sonra ilkbaharın ilk yeşereni olan bakla, Hıristiyanlık öncesi inanışlarda bile yeniden doğuşun, yani ölülerin vücutlarıyla ölmediklerinin sembolüydü! (Belki de size bahsettiğim kurabiyelerin adı buradan geliyordur.)
Ama bununla bitmiyor. Bakın bakla hakkında daha başka ne buldum: Bakla çok eski zamanlardan beri falcılar ve büyücülerin de kullandığı bir malzemeymiş. Yıllar sonra bize, taşıdığı bütün bu sihirli yüküyle ulaşıyor... Yastıklarımızın altından geçerek! Milano'nun da içinde bulunduğu Lombardia bölgesinde, geleneklere göre, evlenen kızın annesi damadın yastığının altına, içlerinde biri kabuklu, biri yarı, biri de tamamen soyulmuş birer bakla olan üç kese koyarmış. Gerdek gecesinin sabahında gelin keselerden birini açarmış; eğer şanssızlık eseri içinde soyulmuş bakla olan keseyi seçtiyse, kesin kocasına kötü bir şeyler olacak ya da daha da beteri meteliğe kurşun atacaklarmış!
"Ölülerin baklaları" kurabiyeleri
Malzemesi: 200 gr. ayıklanmış ve soyulmuş badem, 100 gr. un, 100 gr. şeker, 50 gr. tereyağı, 2 yumurta, 1 çay kaşığı toz tarçın, grappa, 1 kaşık kakao.
Yapılışı: Bademleri rendeleyip bir kasede şeker, 2 yumurta sarısı, 1 yumurta beyazı, un, tereyağı ve tarçını, azar azar grappa da ekleyerek kıvamlı bir hamur elde edinceye kadar karıştırın. Küçük toplar haline getirin, hafifçe ezin ve üstlerine kalan yumurta akını sürün. Hepsini fırın tepsisine dizip 160 derecede 25-30 dakika pişirin... Afiyet olsun!
donatellapiatti@hotmail.com
|
|
|

|