|
 |
|
|
Depeche Mode için hasat mevsimi
"Playing The Angel" son 12 yılın en iyi Depeche Mode albümü. Dinleyiciye ilham verici, güçlü şarkılardan oluşuyor
MÜZİK - MURAT BEŞER
Depeche Mode durdu durdu; yine 12'den vurdu. Hasretinden dağları delen, yapıla yapıla temcit pilavına dönen partilerle kendini avutan hayranlarını, yıllar sonra şık bir albümle yeniden tavlayan Dave Gahan, Martin Gore, Andy Fletcher üçlüsü, "Playing The Angel" albümünde en iyi zamanlarındaki gibi yeteneklerini cömertçe sergiliyor.
80'li yıllardan bu yana en fazla kemik hayrana sahip bulunan elektro pop ekibi, uzun süredir bu kadar doyurucu, dengeleri yerli yerinde bir çalışma yapamıyordu. Dinleyicileri ziyadesiyle memnun edecek özelliklere sahip albüm, oldukça ilham verici, güçlü şarkılardan oluşuyor.
Eski iyi günlerdeki gibi
Bir açıdan bakıldığında, eleştirmen ve dinleyicilerin en fazla yıldızı bastıkları albümlerinin günlerine geri dönmüş görünüyor Depeche Mode. "Black Celebration" ve "Violator" günlerinin dayanılmaz nostaljik cazibesiyle yanıp tutuşanlar, "Playing The Angel" şarkılarında oldukça çok şey bulacaklar. Çünkü albümün tamamı, hüzünlü ve duygusal.
Özellikle "Violator"dan sonraki çalışmalara pencerelerini kapatan, hafif bir küskünlük yaşayanlar oldukça az şey bulacaklar burun kıvıracak.
"Playing The Angel", topluluğun 11'inci stüdyo albümü. Kariyerlerinde birtakım özelliklere sahip olan çalışmalardan biri. Bir kere Gahan bu albüm için üç beste yapmış ki, bu sıra dışı bir durum. "Suffer Well", "I Want it All" ve "Nothing Impossible" onun kaleminden çıkmış. Diğer dokuz parça Gore'a ait.
Topluluğun şarkılarında ve ses örgüsündeki klostrofobik hava, bizleri yine sarıp sarmalamaya devam ediyor. Şarkılar karanlık görünse de, her zaman bir umut şırıngası taşıyor.
Albümün adı, kapanıştaki "The Darkest Star" adlı şarkının bir satırından çekilip alınmış. Açılış parçası "A Pain That I'm Used To" nefis gitar arpejleri ile süslenmiş; içinden elektrik geçen tellere saygıda kusur edilmemiş. "John The Revelator" melodik gücüyle ilk dinleyişte belleklere kazınıyor. "Lilian" gerçek bir hüzün abidesi. Albümün hit şarkısı koro eşliğinde kaydedilen "Precious" ise, şu sıralar dünyanın en iyi miks DJ'lerinin gözdesi.
Yapımcının kalite garantisi
Bir önemli nokta şu; albümün aynı zamanda Elbow, Doves ve Blur'ün en parlak çalışmalarını yaratan usta yapımcı Ben Hillier'ın elinden çıkmış olması, belli bir kaliteyi garanti altına almaya yetiyor. "Ultra" sevimliydi ama heyecansızdı. "Exciter"da gereken tansiyon vardı, ancak onda da rahatsız ediciliğin dozu kaçmıştı. Üç İngiliz kafadar bu kez formülü buldu. "Playing The Angel", topluluğun 25 yıllık deneyiminin en damıtılmış ürünlerinden biri. Albümdeki kült Depeche Mode ses örgüsü ile yoğrulmuş 12 beste, topluluğun çalışmalarının başından beri sergilediği en bilinen temalarının başarılı bir harmanı. Lafı dolaştırmayalım: Son 12 yılın en iyi Depeche Mode albümü bu.
Mutlu, şehvetli ve sempatik: Brazilian Girls
Bir kehanet; Brezilyalı kızlar gün gelecek çok ünlü olacak. İtalyan-Alman melezi hoppa bir kız ile üç yola gelmez heriften oluşan Brazilian Girls, İlhan Erşahin'in New York'taki Nublu kulübünden yetişmiş bir topluluk.
Adlarını taşıyan ilk albümleri, zeki oyunlarla süslü. House, samba, pop etrafında dönen şarkıları, seksenleri de selamlamıyor değil. Pop kültürünün ikonlarına gönderme yapan Almanca, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca sözler bazen küstahça. "Eyes Wide Shut" çağrışımlı göz bağları ise, gizli kalmış cinsel dürtülerin sembolü.
Eğlenceyi ve kaliteyi bir arada arayanlara gönül rahatlığı ile tavsiye etmeye müsait.
Dans ve pop ve rock evliliğinin Zoot Woman'dan sonra yükselen en iyi temsilcisi bizi şımartıyor ama çok değil; azıcık.
Arka bahçeden hikayeler
Paul McCartney hayattaki son Beatle. Hem hayatta hem ayakta. Halen üretken ve dumanı üzerinde yeni bir albümü var: "Chaos And Creation In The Backyard".
McCartney, tek kişilik orkestra gibi takılıyor bu çalışmada. Bir-iki ufak tefek şey dışında enstrümanların tamamını kendisi çalıyor.
McCartney'nin arkasında yaşlı rock yazarı Nigel Godrich var. Yapımcı koltuğunda oturan Godrich'in katkıları çalışmayı farklı, basit, berrak ve mucizevi kılmaya yetiyor.
Kendi içine bakan, ruhsal muhasebe yapan şarkılarının yanında aşk şarkılarını seven McCartney, yine bolca romantik sözler kullanıyor; iyi müzik yapmaya devam ediyor.
|
|
|

|