Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Ekim 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ve perde...


Egemen Bostancı'dan sonra Fahrettin Aslan da "sahne ışıklarını söndürdü... Perde indi."
Yâd edelim, şad olsun...
GÜNEŞ'i yayımladığımız yıllardı...
Bir gece yarısı gazetenin santralı aracılığıyla ev telefonuma ulaşmıştı.
"Hemen konuşmak istiyorum. Rahatsız etmezsem ben geleyim" dedi.
Belli ki önemli bir durum vardı.
Olumlu karşıladım.
Geldi. Hiç uzatmadan konuya girdi.
"Yeni çıktı ama çok satıyor. İstanbul'da da öyle. Eğlence ilanlarını size vermek istiyoruz. 3 ay para almayacaksınız. 4. aydan itibaren ilanları paralı basacaksınız. Kabul mü?"
Kısa cümlelerle ve net konuşuyordu.
Önerisi çok iyiydi.
O yıllarda "eğlence ilanları" Hürriyet'in tekelindeydi. Ölüm ilanları gibi eğlence ilanları için de Hürriyet'i alan okuyucu kesimi vardı. Getireceği "artı" satış nedeniyle "bir yıl bedava baskı" istese gene kabul edecektim.
...................
Ama...
Gazeteyi, Hürriyet'e ait "Hür Dağıtım" dağıtıyordu. O zamanki sahibi Erol Simavi'ye nezaketsizlik yapmak ve onu karşıma almak istemezdim. Her iki Simavi de bana hep centilmence davranmışlardır.
Fahrettin Aslan'a "Bu işe Erol Bey ne der?" diye sordum. "Buraya gelmeden önce onunla beraberdim. Kabul ederseniz Erol Bey'den yana problem olmayacak" güvencesini verdi. "Peki, başlayalım o halde... Hürriyet'in fiyatı ve koşulları ile aynı olacak" dedim.
Anlaştık.
...................
Fakat...
Bütün ilanlar Fahrettin Aslan'ın -onun tabiriyle- dükkânlarının değil ki...
Bir sürü bar, gece kulübü, pavyon var.
Hepsinin ilanları Dündar Kılıç'ın reklam şirketinden geçiyor.
3 ay sonra tahsilattan kuşkuluydum.
Aslan güvence vermişti.
Gerçekten, ödeme sorunu hiç yaşanmadı.
En ucuz promosyondu bu. İyi tiraj almıştık.
Eğlence ilanları neden bize gelmişti?
Bir başka yazı konusu olabilir.
....................
Fahrettin Bey'le sonraları dost olduk.
"Her ay saza gitmek" alışkanlığı yaşamamın nedenidir.
Keyifli gecelerdi.
Önce Maksim'deki odasında söyleşirdik bazen. Vefatı sonrası, medyada yer alan "Kadın sanatçı döver miydi?" sorusu bağlamında bir anı... Tokat attığı bir kadın sanatçıyla birlikte kahkahalarla anlattılar. Yansıtayım...
Dönemin sol entelektüel kadın sanatçılarından biri. Bir tür "sosyal içerikli pop" söylüyor. Sahneye çıkmış. Bir bakmış, yürüyüş yolu kenarında o yılların cumhurbaşkanı ve dostları. Fahrettin Aslan masayla kendisi ilgileniyor. Özen gösteriyor.
Kadın sanatçı ne yapıyor?
Cumhurbaşkanı için halk arasında bir "çivit" reklamından esinlenen nükteleri hatırlıyor. Başlıyor "Manda yuva yağmış söğüt dalına..." türküsünü Batı müziği formatıyla okumaya... Cumhurbaşkanı ve dostları hiç renk vermemişler.
Zaten, olgun adamdı.
Şarkılar bitmiş, kadın sanatçı kulise gelmiş. Karşısında, gözleri öfkeden çakmak çakmak Fahrettin Aslan... Tek kelime etmeden müthiş bir tokat çakıyor. Kadın sanatçı, "Gözlerimden yıldızlar fışkırdı. Kulak zarım patladı sandım" diyordu kahkahalarla...
Fahrettin Aslan ise hâlâ sinirliydi: "Gazinomda kimseye hakaret ettirmem... Hele Cumhurbaşkanı'na hiç..."
..................
Sibel Can'ın ilk sahneye çıktığı gece Maksim'deki locadaydık. O gece yaşını başını almış bir sürü çapkının "av hedefiydi" bu gencecik kız. Fahrettin Aslan ise gerçek bir Aslan'dı. Bir baba gibi korumaya almıştı onu.
..................
Bülent Ersoy'u assolist olarak Maksim'e çıkarmadan, bir "örnek grup" testinden geçirmişti. Her yaş ve her kesimden özenle seçtiği isimleri Taşlık Gazinosu'na çağırmıştı.
Bülent Ersoy, incecik, fidan gibi bir gençti. O gece dinleyenleri büyüledi.
Jüriden assolistlik vizesini almıştı.
...................
Daha ne anıları vardır.
"Sırtı gamzeli" kadın Behiye Aksoy, "çileli bülbülü" Emel Sayın, "Batı rüzgârı" Ajda Pekkan...
Beyazperdeden yıldızlar...
Yaşamın imbiğinden süzülmüş sohbet ve içme adabını bilenlerin masaları...
ABD'deyim. Ne yazık ki cenazesine katılamadım.
Nur içinde yatsın.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Cumhuriyet'in evrimi
ATTİLÂ İlhan'ın bir tespiti doğrudur: Osmanlı...
Çetin ALTAN
"Çıktık açık alınla..." emin misiniz?..
Geldik Cumhuriyet'in 82. yılına... Bir yandan...
Melih AŞIK
Bayramı kutlarken
Cumhuriyet'i kutlarken umutlu kalıplara dökül...
Fikret BİLA
'Basına gözdağı veriyorsunuz'
Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) kabul edilen ...
Hasan CEMAL
Cumhuriyet ile AB...
Ritz Oteli'nin balo salonunda bizim büyükelçi...
Güneri CIVAOĞLU
Ve perde...
Egemen Bostancı'dan sonra Fahrettin Aslan da ...
Can DÜNDAR
'Beni mahkûm edenlerden temizim'
Hakkındaki intihal suçlaması sabit görülerek ...
Abbas GÜÇLÜ
Cumhuriyet Bayramı ve ulusal değerler
Türkiye Cumhuriyeti'nin 82. kuruluş yıldönümü...
Semih İDİZ
LSE'de Cumhuriyet Türkiye'si kürsüsü
"Rerum cognoscere causas." Yani, "Olayların n...
Sami KOHEN
Dış politikada Cumhuriyet kriterleri
Bugün kuruluşunun 82. yıldönümünü kutladığımı...
Hasan PULUR
"29 Ekim" hem bayramdır, hem seyrandır...
BUGÜN Cumhuriyet'in kuruluşunu kutluyoruz. ...
Derya SAZAK
Malatya kriterleri
AB ile görüşmeler ne zaman tıkanma noktasına ...
Meral TAMER
Gecekondu gökdelenler bize uyar!
Diyebilirsiniz ki New York'taki İkiz Kuleler'...
Ece TEMELKURAN
'Kucağına al beni'
Bütün Türkiye'nin acı ve öfkeyle izlediği, iç...
Tamer HEPER
Cumhuriyet, demokrasi, özgürlük, adalet
Gece gündüz çalışmazsan
Yaman TÖRÜNER
İMKB üst düzey çalışanları
İMKB ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) arasın...
Güngör URAS
Büyük bayram
İkinci Dünya Savaşı sonrası yıllarda Ankara'd...
M. Ali BİRAND
Bu çocuklar, yarın yine dayak yiyecek (!)
Malatya'daki çocukların şu sıralarda keyifler...

© 2005 Milliyet