Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Ekim 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dış politikada Cumhuriyet kriterleri


Bugün kuruluşunun 82. yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyet'in önemli özelliklerinden biri, dış politikada modern devlet daha kurulurken belirlenen temel hedef ve ilkelerin hâlâ geçerliliğini korumuş olmasıdır.
Tabii bu arada "yurtta ve cihanda" çok şey değişti. Bugünün dünyası, 1920'lerinkinden çok farklı. Yeni siyasal güçler ve dengeler ortaya çıktı, teknolojik devrim ve küreselleşme, uluslararası ilişkilere damgasını vurdu. Milliyetçilik akımları, etnik ve dinsel çatışmalar, siyasal gerginlikler özellikle Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada yoğunlaştı. Bu arada Türkiye'nin gündemine yeni dış sorunlar da eklendi...
Seksen küsur yıl içinde dünyada büyük değişikliklerin meydana gelmesi doğal. Öyle olunca tabii ki dış politikada da yeni düzenlemelerin yapılması kaçınılmaz.
Günümüzde de yeni durumlar karşısında uygulanan farklı yöntemlerden ve taktiklerden söz edilebilir, bunların doğruluğu ve ulusal çıkarlara uygunluğu tartışılabilir, tartışılıyor da... Ancak şu nokta mühim: Cumhuriyet'in kuruluşunda belirlenen bazı hedefler ve kriterler 82 yıl boyunca dış politikanın temelini oluşturdu. Dolayısı ile Ankara dünyada değişen şartlara uygun stratejiler geliştirirken dahi, bu temel parametreler güncelliğini korudu...
* * *
Nedir bu hedef ve prensipler? Özetle:

Barış ve dostluk:
"Yedi düvele karşı" savaşan yeni bir devletin, eski düşmanları dahil, bütün dünya ile barışması, kin veya intikam yerine dostluk duyguları ile hareket edip yepyeni bir ilişki düzeni kurması, gerçekten az rastlanan bir durumdur. Atatürk bu örnek tavrını, "Yurtta sulh, cihanda sulh" sloganı ile ölümsüzleştirmiştir.
Bu pragmatik ve gerçekçi anlayış Cumhuriyet Türkiye'sinin kısa zamanda, "emperyalist" ülkelerle dahi, yeni "ittifaklar" kurmasına imkân vermiştir.
Türkiye bütün zorlamalara rağmen İkinci Dünya Savaşı'nın dışında kalmayı başarmakla da barışçı politikasını sürdürmüştür.

Misakı Milli:
Türkiye daha baştan yayılmacılığa veya herhangi bir toprak kazanımına karşı çıkmıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında bazı çevrelerce yayılmak istenen "Pan-Turancılık" kabul görmemiştir. Hatta tartışmalı bir sorun haline gelen Musul'dan da vazgeçilmiştir... Buna karşılık Hatay'ın alınması Fransa ile anlaşma ve uluslararası camianın onayı ile gerçekleşmiştir. Kıbrıs askeri harekâtı ise, adayı ilhak (yani toprak kazanmak) için yapılmadığı gibi, mevcut üçlü garanti anlaşmasına dayandırılmıştır.

Batıya açılma:
Atatürk'ün "muassır medeniyet"e ulaşma vizyonu, Ankara'nın her dönemde Batı ile bütünleşme çabalarının temelini oluşturmuştur. Hızla yaşama geçirilen inkılaplar ve son dönemdeki reformlar, Türkiye'yi Batı'nın çeşitli kurumları (OECD, Avrupa Konseyi ve onun çeşitli organları) ile yakınlaştırmıştır. Bugün de Türkiye'de çoğunluk, AB'ye bir "çağdaşlaşma projesi" olarak bakıyor.

Meşruluk:
Türkiye dünya ile birlikte hareket etmeyi prensip edinmiştir. Kore'den Somali'ye, Bosna'dan Afganistan'a kadar çeşitli ülkelere asker gönderilmesi de hep bu "meşruiyet" anlayışı -ve uluslararası camianın da onayı ile- gerçekleşmiştir. Bazı hallerde "tek yanlı hareket" yönünde, içten veya dıştan gelen istek ya da baskılara rağmen, genelde bu prensibe bağlı kalınmıştır.
* * *
Seksen iki yıllık Cumhuriyet döneminde dış politika alanında başarıların yanı sıra tabii ki sorunlar, statükoculuktan kaynaklanan sıkıntılar ve başarısızlıklar da yaşanmıştır. Ancak önemli olan, yukarıda özetlediğimiz temel hedeflerin ve ilkelerin her dönemde canlı tutulması, böylece sürekliliğin sağlanmış olmasıdır. Bu da Cumhuriyet'in büyük bir başarısı sayılır.

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Cumhuriyet'in evrimi
ATTİLÂ İlhan'ın bir tespiti doğrudur: Osmanlı...
Çetin ALTAN
"Çıktık açık alınla..." emin misiniz?..
Geldik Cumhuriyet'in 82. yılına... Bir yandan...
Melih AŞIK
Bayramı kutlarken
Cumhuriyet'i kutlarken umutlu kalıplara dökül...
Fikret BİLA
'Basına gözdağı veriyorsunuz'
Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) kabul edilen ...
Hasan CEMAL
Cumhuriyet ile AB...
Ritz Oteli'nin balo salonunda bizim büyükelçi...
Güneri CIVAOĞLU
Ve perde...
Egemen Bostancı'dan sonra Fahrettin Aslan da ...
Can DÜNDAR
'Beni mahkûm edenlerden temizim'
Hakkındaki intihal suçlaması sabit görülerek ...
Abbas GÜÇLÜ
Cumhuriyet Bayramı ve ulusal değerler
Türkiye Cumhuriyeti'nin 82. kuruluş yıldönümü...
Semih İDİZ
LSE'de Cumhuriyet Türkiye'si kürsüsü
"Rerum cognoscere causas." Yani, "Olayların n...
Sami KOHEN
Dış politikada Cumhuriyet kriterleri
Bugün kuruluşunun 82. yıldönümünü kutladığımı...
Hasan PULUR
"29 Ekim" hem bayramdır, hem seyrandır...
BUGÜN Cumhuriyet'in kuruluşunu kutluyoruz. ...
Derya SAZAK
Malatya kriterleri
AB ile görüşmeler ne zaman tıkanma noktasına ...
Meral TAMER
Gecekondu gökdelenler bize uyar!
Diyebilirsiniz ki New York'taki İkiz Kuleler'...
Ece TEMELKURAN
'Kucağına al beni'
Bütün Türkiye'nin acı ve öfkeyle izlediği, iç...
Tamer HEPER
Cumhuriyet, demokrasi, özgürlük, adalet
Gece gündüz çalışmazsan
Yaman TÖRÜNER
İMKB üst düzey çalışanları
İMKB ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) arasın...
Güngör URAS
Büyük bayram
İkinci Dünya Savaşı sonrası yıllarda Ankara'd...
M. Ali BİRAND
Bu çocuklar, yarın yine dayak yiyecek (!)
Malatya'daki çocukların şu sıralarda keyifler...

© 2005 Milliyet