|
 |
|
|
Yolda Ricky ile karşılaşabilirsiniz
Yeni albümü "Life"ı piyasaya çıkaran Ricky Martin, beş yıllık suskunluğu sırasında Türkiye dahil tüm dünyayı dolaşmış. Martin İstanbul, Ankara ve İzmir sokaklarında kimsenin haberi olmadan yürüyüşler yapmış!
YAPRAK ARAS
Ricky Martin'den haber almayalı epey bir zaman olmuştu. Son İngilizce albümünden bu yana beş yıl geçen Porto Rikolu şarkıcı meğer bu süre içinde Hindistan'dan Mısır'a, Brezilya'ya hatta ülkemize kadar bir dünya turuna çıkmış, bir nevi kendi iç sesini dinlemiş ve dünya müziklerini tanımış.
Martin'in yeni albümü "Life"a da bu "gezmişlik ve görmüşlük" hakim. Zaten Martin'in kendisine de bir olgunluk gelmiş, "la vida loca" (çılgın hayat) zamanları geride kalmış. Telefonla konuştuğumuz Martin'in ses tonuna yine de flört eder bir hava hakim. Halkla ilişkilerden iyi anlıyor, bir yabancı için söylemesi ne kadar zor olsa da size her seferinde isminizle hitap ediyor.
Ülkemizi bizim bilmediğimiz zamanlarda bile gizli gizli ziyaret eden Martin martta tekrar Türkiye'ye geleceğinin, hatta bir turne planladığının müjdesini de verdi. Bu arada evet, Hülya Avşar'ın poposunu ellemesini de unutmamış. "Benim için hiçbir sakıncası yoktu, hatta çok güzeldi" diyor!
Neler yapıyorsunuz, hayat nasıl gidiyor bu aralar?
Seninle konuştuğum için çok güzel. Son beş aydır yeni albümümün promosyonuyla ilgileniyorum. Güzel gidiyor. Şikayetçi değilim hiçbir şeyden.
Albümünüzün ismi de "Life" (Hayat). Size ne ifade ediyor?
"Life" dünya müziğini karıştıran ve birleştiren bir albüm oldu. Kendi global sesimizi oluşturmaya çalıştım. Kültürlerin farklılıklarından çok benzerliklerine odaklandım. Son beş yıldır yaptığım seyahatler sayesinde farklı şehirlerde kaybolma fırsatı ve müziğe yoğunlaşacak zaman da...
Geçtiğimiz beş sene boyunca çok seyahat ettiniz.
İnanılmazdı. Çünkü 12 yaşımdan beri hiç durmadan çalıştım. Bir gün bile durmadım. Sonra bir gün "Sadece dünyayı gezmek ve müzik dinlemek istiyorum" dedim.
Nerelere gittiniz? Türkiye'ye geldiniz mi hiç?
Evet, her yere gittim. Türkiye'ye de birçok kere geldim.
"Artık rahat olacağım"
Geldiğinizde konser verdiğinizi biliyoruz. Fakat bu beş sene içinde bizim bilmediğimiz zamanlarda geldiğiniz oldu mu?
Tabii ki. Ama kimsenin haberi yoktu çünkü tatil yapıyordum. 2003'ün başıydı. İzmir'e gittim. Tabii ki Ankara'ya gittim, biraz da İstanbul'da kaldım. Çok basit seyahatlerdi. Sadece sokaklarda yürüyerek vakit geçirdim.
İzmir ve Ankara sokaklarında yürüyüşler yaptınız ve kimse sizi fark etmedi, öyle mi?
Tabii ki fark etmişlerdir ama saçlarımı kazımıştım ve uzun sakalım vardı. Benzetenler de oldu. "Bu o mu?", "Yok yok, o olamaz", "Evet evet o", "Yok olamaz" gibi tepkiler veriyorlardı. Kafelere gittim, oturdum, etrafa bakındım. Gittiğim barların isimlerini hatırlamıyorum. Küçük bir şapkam vardı. Türklerin müzik anlayışını inceledim.
Beş yıllık bir müzik araştırması yaptınız yani...
Aynen. Bunu sadece Türkiye'de değil, Japonya'da, Londra'da, Brezilya'da da yaptım.
Bu seyahatler size ne kazandırdı? Hayata bakışınız değişti mi?
Her günü ve dakikayı iyi geçirmek, değerlendirmek çok önemli. Daha önce bütün hayatım iş üzerine kuruluydu. En iyi olmak, birinci olmak, bir sürü konser vermek... Aslında şimdiye kadar müziğimle ilgili geldiğim noktadan çok memnunum. Ama bundan sonra daha rahat olacağım. Hayatın tadına varacağım. Arkadaşlarıma vakit ayıracağım. Olayları olabildiğince basit değerlendirmeye karar verdim. Bunu albümde de anlayabilirsiniz. "Life" da hayatla, minnettar olmayı öğrenmekle ilgili.
Çocuk kaçakçılığına karşı savaşan bir vakfı var
Seyahatleriniz sırasında Güneydoğu Asya'daki tsunamizedeleri de ziyaret ettiniz...
Tabii ki. O görüntüleri gördükten sonra evimde oturmam mümkün değildi. Oraya gitmem ve insanları çocuk kaçakçılığıyla ilgili uyarmam, bilgilendirmem gerekiyordu. Çünkü böyle felaketlerden sonra çocuk kaçakçılığında da artış görülüyor.
Çocuk kaçakçılığıyla çok ilgileniyorsunuz. Hatta bununla ilgilenen People for the Children isimli bir vakfınız bile var.
Vakfı beş yıl önce kurdum. Bir süre Hindistan'da kız çocuklarını sokaklardan kurtaran bir organizasyonda çalıştım. Sonra da "Artık neler olup bittiğini insanlara anlatmanın zamanı geldi" dedim. Bu iş için çok çalışıyorum. Liderlerle, sivil toplum örgütleriyle, mağdurlarla konuşuyorum ve çok şey öğrenmeye devam ediyorum. Çok sayıda çocuğu kurtardık da. Beş yaşında küçücük bir kız çocuğunun fahişe yapıldığını görmek korkunç bir şey. Çok acı verici.
"Cinsel tercihlerimi anlamaya çalışıyorlar herhalde"
Hayranlarınız ne gibi çılgınlıklar yapıyor?
Bir gün bir hayranımı odamdaki yatağın altında saklanırken buldum. "Hihihih" diye gülüyordu. Güvenliği nasıl atlattığını anlayamadım. Bu tür şeyleri çok yaşıyorum.
Kadınlar kadar erkek hayranlarınızın sayısı da çok.
Tabii ki. Müzik dünya içindir. Sadece gençler, yaşlılar, kadınlar, erkekler için diye ayıramazsınız ki.
Ama erkek hayranlarınızın fazlalığı sizin cinsel tercihlerinizin de sorgulanmasına neden oluyor. Cinsel tercihlerinizin bu kadar sık tartışılması sizi rahatsız ediyor mu?
Bilmem ki. Belki de ne olduğunu ortaya çıkarmak istiyorlardır.
Peki sizin cevabınız nedir?
"Sizin bir hayatınız yok mu?" diyebilirim ancak onlara.
|
|
|

|