|
 |
|
|
Giderken
Satır Arası / Deniz Sipahi
Gözlerimi ilk açtığımda o karşımdaydı. Babamın, annemin, teyzelerimin yanında o vardı.
Gülüyordu...
"Merhaba..." diyordu bana...
"Hoş geldin..."
İlk adımımı attığımda, ağzımdan ilk sözcük çıktığında yine o vardı.
Okula başladığımda çekti bir kenara beni...
"Bak..." dedi, "Ben senin ikinci babanım..."
"İkinci babalar rehberdir..."
Hayatımın rehberi dayı oğlum olmuştu.
Öyle de yaptı.
Ne zaman başım sıkışsa açtım telefonu, çağırdım yanıma...
Konuştuk, tartıştık, doğruyu bulmamda hep bana yardımcı oldu.
Zaman ilerledikçe kullandığımız ortak bir dil oluştu.
Kalp dili...
Bilen bilir; aynı şeyi düşünmek, aynı şeyi hissetmek. Ve en önemlisi aynı anda, bir telepatiyle birbirine bağlanmak.
Bir şeye mi üzüldüm. Kapı çalınır karşıma çıkardı.
Bir şeye canım mı sıkılıyor. Telefonda onun sesini duyardım.
Bazense tam tersi...
Onun kafası mı atık. Ben oradayım...
Keyfi mi yok. Havamızı değiştirecek şeyler yaparız.
"Rehberin de rehbere ihtiyacı var..." derdi.
Aile büyük... Eş dost çok...
İyi günler var, kötü günler var.
Hiçbir şey beklemeden koşturmanın insanı en fazla rahatlatan duygu olduğunu farkettirmişti bana.
İyilik yap denize at.
Bu sırrı sadece kalbinle paylaş.
Koştuk... Yorulmadan koştuk. Of demeden, üf demeden...
Rehberimle bu dünyada iyi bir ikili olmuştuk.
* * *
Kendini bil... Kendini tanı...
Felsefemiz buydu.
İçimizdeki "gerçek bizi" aradık hep.
"Bizi" buldukça; daha derinlere indik.
Neler çıktı, neler...
Hoşgörü, samimiyet, sevecenlik, dostluk, aşk, mutluluk...
Gerçek güzelliğin insanın içinde gizli olduğunu yaşayarak öğretti bana.
Kahkahalarla gülmenin ayıp olmadığını...
Çocukluğunu kaybeden insanların eksik yaşadığını...
Hırs ve iddianın karıştırılmaması gerektiğini...
Anne baba sevgisinin karşılıksız olduğunu...
Dua etmenin insana huzur verdiğini...
İnançlı olmayı...
Yataktan pozitif kalkmanın anlamını...
Küçük mutlulukların çok, büyük mutlulukların az olduğunu...
Kaf Sin Kaf sevgisini...
Karşıyaka'yı...
* * *
Giderken...
Böyle bir başlık atmış. Giderken...
Benden saklamış bu şiiri...
"Ağlamayın arkamdan. Güzel gözleriniz buğulanmasın.
İnsandı diyebiliyorsan. Başka ne kalır geriye bu kelamdan...
Ağıt mağıt istemem... Törenimde neşe olsun. Zira...
Bir güzellikten başka bir güzelliğe gidiyorum.
Kalbiniz bununla avunsun. Nazım gibi mezarım; hangi ağaç altında olursa olsun.
Ama...
Kaf Kaf bayrağı ile...
Deniz havası mutlaka bulunsun..."
* * *
İnsanın hayata bir rehberle başlaması ne kadar da önemliymiş.
Şimdi o artık yok.
Sadece ben değil, herkes çok üzgün biliyorum. Bu yalan dünyada gücü yettiğince herkesin omzuna dokunmaya çalışmıştı.
Arda'yı, Arda Aykanat'ı kaybettik.
Artık rehberim yok.
Ama bana bıraktığı büyük bir miras var.
Ben de o mirası "rehber" olarak bir başkasına bırakacağım.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|