|
 |
|
|
"Kitlelere çalmak heyecan verici"
Duman çıktığı son turnede 8 ila 20 bin kişilik kitlelere çaldı. Kimi hayranları salona sığmadı ve barkovizyonla yetindi, kimileri ise sıfır derecede bile grubu yalnız bırakmadı
Yaprak ARAS
İtiraf ediyorum. Duman'ı konuşturamayan gazeteciler kervanına ben de katıldım. "Duman hiç konuşmuyor" son dönem gazeteciler arasındaki en büyük geyiklerden biri olarak yerini alabilir. Dayanamayıp soruyorum artık: "Duman'ın ilk kurulduğu günlerde alınmış bir karar mı bu acaba? Gazetecilere nasıl acı çektirebileceğinizin planlarını mı yaptınız?" Ari Barokas "Yok öyle bir şey" diyor. Kaan Tangöze ise "Kağıt üzerinde yok öyle bir şey" diye cevap veriyor. Cevaptan da anlaşılacağı üzere aslında çok komik, eğlenceli, hoşsohbet ve canayakın insanlar ama teyp açılmaya görsün. Bir de konu müziğin dışına çıktı mı bakışlar sağa sola kaymaya başlıyor. Duman hep ve sadece yaptığı işle gündeme gelmek istiyor. Eh, zaten de öyle oluyor mu?
Duman yeni dönem Türk rock müziğinin bugün bulunduğu yere gelmesinde de büyük paya sahip. 20 bin kişinin rock müzik dinlemek için soğuğu dinlemeden konsere gitmesi çok bir güzel haber. Kim bilir belki de sıra bir stadyum konserine geldi! Bu arada hatırlatalım, grubun sıradaki konseri 4 Kasım Cuma günü 19.30'da Yeni Melek Gösteri Merkezi'nde.
Nasıl bir süreç bu? Herkes kendi çalışıp sonra bir araya mı getiriyor ortaya çıkanları?
Ari Barokas: Evet, hepsine bakılıyor, üstüne yoğunlaşılacak şarkılara karar veriliyor.
Tercih ettiğiniz bir konser mekanı var mı?
Batuhan Mutlugil: Her yerin kendine göre bir güzelliği var. Mojo'nun yeri tabii çok ayrı. Ama kapalı konserler, yani bar tarzı yerlerde seyirciyle daha yakın, bire bir ilişki kurulabiliyor. Daha sıcak bir ortam oluyor. Üniversiteler biraz daha farklı. Geniş kitlelere çalmak heyecanlı oluyor.
Bu konser yoğunluğu içinde de yeni besteler üretmeye devam ediyor musunuz?
Kaan Tangöze: Tabii o her zaman süregelen bir durum zaten. Herkes evinde çalışır, parçalarına bakar eder.
Batuhan M.: Son gittiğimiz beş şehirdeki konserlere değinmekte fayda var. Eskişehir, Kütahya, İzmir, Antalya, Ankara'da üniversitelerde çaldık. Hepsi birbirinden güzeldi. Çok büyük kalabalıklara çaldık.
Daha önceki yıllara kıyasla artış var mı izleyici sayısında?
Batuhan M.: Eskiden de böyleydi. Ama bu kez 15, 20 bin kişilere çaldık mesela Antalya'da. Ankara Gazi Üniversitesi'nde 16 bin kişi vardı. Eskişehir'de insanlar spor salonuna sığmadığı için dışarıya barkovizyon kondu, oradan izlediler. 4 bin kişi içeride, bir o kadar da dışarıda vardı.
Ari B.: Dumlupınar'daki konserde sıfır dereceydi hava. 8 bin kişi izlemiş orada da bizi.
Kaan T.: Her şey yolunda aslında. Üçüncü albümü yaptık. Sağlam bir dinleyici kitlemiz var, hiçbir konserde bizi yalnız bırakmıyorlar.
Bienal kapsamında bir performansınız da oldu, 5 no'lu antrepoda...
Kaan T.: Roll dergisi bizden rica etti, seve seve kabul ettik. Orada akustik çaldık.
Peki bienali gezebildiniz mi?
Kaan T.: Orada ayaküstü bir dolaştık. Çok beğendim..
"Klibimiz bitirme ödevi oldu"
Albüm çıkalı üç ay oldu ama "Seni Kendime Sakladım"ın klibi daha yeni dönmeye başladı. Yapım aşamasında siz de katkıda bulundunuz mu klibe?
Ari B.: Performans klibi yapalım istemiştik her zaman olduğu gibi.
Batuhan M.: Klip zaten başlı başına bir olay olduğu için bilmediğimiz konulara karışmıyoruz.
Kaan T.: Klip reklam filmi gibi geliyor bize. Albümün tanıtımı için faydalı bir unsur. İngiliz bir yönetmen ve Fransız bir görüntü yönetmeni ellerinden geleni yaptılar. Biz de seyrediyoruz rastladıkça.
Sizi tanıyan biri miydi?
Kaan T.: Hayır ama sonra tanıdı, dinledi, beğendi. Öyle sırf profesyonel açıdan girmedi adam.
En beğendiğiniz klibiniz hangisi?
Ari B.: Çok emek harcandığı için isim vermemiz ayıp olur. Klipler fotoğraf albümleri gibi. Onları izleyip eski dönemleri hatırlıyoruz.
Bir de meşhur çizgi filmli klibiniz var, "Belki Alışman Lazım"a yapılan. Onun yeri de mi ayrı değil?
Batuhan M.: O klibi Eskişehir Üniversitesi'nden bir arkadaş bitirme ödevi olarak yaptı.
Bitirmiş mi peki okulunu?
Batuhan M.: Bitirmiş. Bizden de tam not almıştı.
"Seni Kendime Sakladım" şarkısı melodi olarak "Eski Köprünün Altında"ya benzetiliyor. Bunu özellikle mi yaptınız?
Ari B.: Bu albüm çıktıktan sonra geldi bizim de kulağımıza ama özellikle yapmadık. Bu sonuç olarak beynin ürettiği, komşu fikirler. Biz hiç benzetmedik ki zaten. Başkaları söyleyince, "Olabilir, sanki belki" dedik. Ama altyapısına, hızına bakınca çok da benzemiyor.
Batuhan M.: Benzetmeleri çok güzel bence.
"Uzun turnelerden sonra birbirimizi özlemek için ayrı kalıyoruz"
Sıradan bir gününüz nasıl geçiyor?
Kaan T.: Gününe göre değişiyor.
Ari B.: Evde, gitar çalarak ve maçları seyrederek geçiyor. Maç yoksa da maç yaparak...
Batuhan M.: Turnelerde de çok sık PlayStation oynuyoruz.
Hep bir arada mısınız?
Batuhan M.: Dönem dönem değişiyor. Konserlerde hep bir aradayız, sonra birkaç gün ayrılıyoruz.
Sıkılmıyor musunuz birbirinizden hiç?
Batuhan M.: Müzik gibi uğraşlar olunca sıkılınmıyor ama uzun bir turneden sonra birbirimizi özlemek için bir süre ayrı kalıyoruz.
Müzik dışında tutkuyla bağlı olduğunuz ne var? Futbol mu?
Kaan T.: Müzik çoğu vaktimizi alıyor aslında. Onun dışında da geyik yapıyoruz.
Konser verdiğiniz mekanlar dışında geceleri gitmekten hoşlandığınız yerler var mı?
Kaan T.: Ben pek çıkmam.
Ari B.: Arada sırada Mojo'ya takılıyoruz.
Cep telefonu kullanmıyorsunuz diye biliyorum...
Batuhan M.: Ben kullanıyorum.
Ne dinliyor, ne okuyorlar?
Siz kimleri seviyor, dinliyorsunuz?
Kaan T.: Esas sevdiklerimiz klasik rock diye nitelendirdiğimiz babalar. Led Zeppelin, Beatles, Who, Neil Young, Jimi Hendrix. 80'lerden Metallica, Guns N'Roses, Police. 90 döneminden Pearl Jam, Nirvana, Soundgarden. 2000'li yıllarsa boşluk.
Neden?
Kaan T.: Pek bir hareket yok gibi. Eski babalar devam ediyor yani. Yerlilerden Erkin Koray, Orhan Gencebay, Özdemir Erdoğan, Erkan Oğur'u dinliyoruz.
Yenilerden beğendikleriniz?
Kaan T.: Ayırt etmek istemiyoruz. Hepsini destekliyor ve beğeniyoruz.
Sık kitap okur musunuz?
Kaan T.: Okuruz. En son Chuck Palahniuk'un "Gösteri Peygamberi" diye bir kitabı geçti elime. Onu okuyorum bu aralar.
Ari B.: Nietzsche'yi ve Sunay Akın'ı çok severim.
Batuhan M.: Atttilâ İlhan'ı seviyoruz. Yaşar Kemal'i de. En son Kafka'nın "Dönüşüm"ünü okudum. "İnce Memed"i okudum bir daha.
|
|
|

|