Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Kasım 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kalabalıklara karışmak

Satır Arası / Deniz Sipahi

Yollar dolu, havaalanlarında uzun kuyruklar...
Şehirler boşalmış...
Turistik oteller yazın olduğu gibi canlı...
Bodrum, Kuşadası, Marmaris, Antalya sokaklarında trafik sıkışık...
İmkanı olan Barcelona'da, Viyana'da, Paris'te...
Telefonlar susmuyor; mesaj merkezleri iyi çalışıyor.
"Bayramınızı kutlarız..."
Ad ve soyadı...
En kolayı ise bir tek tuşla gönderilen binlerce e-mail...
Kimisi süslü, çerçeveli; kimisi düz, klasik...
"Mübarek Ramazan Bayramınızı kutlar..."
Ad ve soyadı...
Anormal bir şey yok; hayat öylesine hızlanmış ki, günlük hayat öylesine insanları boğar haline gelmiş ki... Fırsat bu fırsattır; bir de aradaki iki günü yıllık izin hakkından kullanabilirseniz tam kışa girerken bir hafta tatil yapma imkanını yakalayabilirsiniz. Bayram demek birçok insan için artık tatil demek; ya da kaçmak demek...
Nereye...
En yakın yere, en uzak yere... Arabayla, uçakla... Şehirden, kalabalıklardan uzaklaşmak...
* * *
Kendi kendime soruyorum. Bayram nedir, neden böyle özel günlere ihtiyaç duyulmuştur?
İki kelimeyle özetliyorum.
Kalabalıklara karışmak...
Bana göre bayramlar insanların yalnızlıklarını paylaşmaları içindir. Konuşmuyorlarsa konuşmaları, görüşmüyorlarsa görüşmeleri, özlem duyuyorlarsa kucaklaşmaları içindir.
O yüzden bayramlar barışmak, uzlaşmak, hatırlatmak için birer fırsattır.
Yani günümüzün insanının gösterdiği tepkinin tam tersine bir duruş...
Şehirden uzaklaşmak, bir yerlere kaçmak yerine...
Kalabalıklara karışmak...
Böylece...
Bir süre için bile olsa yalnızlıktan kurtulmak; kafamıza takılan derdin tasanın aslında çok da önemli olmadığını anlamak...
* * *
Nelerle uğraşıyoruz, hangi olayları kafayı takıyoruz...
Değişiyor muyuz...
Biz neyi istiyoruz...
Düşünüyor muyuz?
Sanmıyorum...
Sosyalleştiğimizi zannediyoruz değil mi, çevremizin genişlediğini, ilgi alanlarımızın arttığını...
Daha iyi şartlara sahip olduğumuzu, hayatın kolaylaştığını...
Kısmen hepsi doğru...
Ama insanlar eskisinden daha fazla kendilerini yalnız hissediyorlar.
Oysa üzüntüleri, sıkıntıları arttıkça kalabalıklara olan ihtiyacının artması lazım.
Kalabalık; aile demek, vazgeçilmeyen dostluklar, arkadaşlıklar demek...
* * *
İzmir, İstanbul, Ankara boşalıyor.
İnsanlar yazlıkta, yurtdışında...
Telefonlar susmuyor, bilgisayarlar çalışıyor.
Kalabalıklara karışmak yerine insanlar kalabalıklardan uzaklaşmayı tercih ediyor.
Bugün bayram... İyi bayramlar...

dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Bu dünya sadece bizim değil
Emeklilik hakkında her şey
İzmir üvey evlat olarak mı kalacak
Kalabalıklara karışmak





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet