Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Kasım 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ne mutlu bize!


Geçmiş yıllarda yayınlanan bir dizi vardı "Erkekliğin kitabı yeniden yazılıyor" gibi bir cümle geçerdi tanıtımlarında. Nereden çıktı şimdi bu demeyiniz! Pazartesi akşamı adamlık, cesaret, yüreklilik gibi laflar havada uçuşunca aklımıza geldi doğal olarak; çünkü bu programda da 'spor camiasında adamlığın kitabı' yazıldı...
Pazartesi günü MHK Başkanı Ufuk Özerten yaptığı basın toplantısında Ahmet Çakar için demediğini bırakmayınca, Çakar'ı kudurtmuş (Çakar'ın tanımlamasıdır, bizim değil). Bu sebeple, Atv'de yayınlanan Santra programında da Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş 2. planda kalırken, esas konu Ahmet Çakar ile Ufuk Özerten arasındaki gerginlik olmuş. Türkiye'de kaosun başlangıç gününün Konyaspor-Fenerbahçe maçı olduğunu söyleyen ve kimsenin eline düşmemesini dilediğimiz Ahmet Çakar, anladık ki Özerten'e savaş ilan etmiş:
"Benim hasbelkader hakemlik yaptığım zamanlarda, kendisi Federasyon'da çalışıyordu. Şimdi ona soruyorum: Eyy Ufuk Özerten, sen hayatında Old Trafford'da top toplayısı olabilir misin? Sen hayatında Wembley Stadı'nın yerini bilir misin? İçerde su satabilir misin? Sen Parc des Princes Stadı'nın, San Siro Stadı'nın, Münih Olimpiyat Stadı'nın içine girip de malzeme ve çimleri kesen eleman olabilir misin? ...Haddini bilmiyorsun, gözlerimin içine bakarak konuş. Belden aşağı vurmuşsun, bu akşam sana belden aşağı vurmayacağım. Ama yüreğin yetiyorsa biraz daha devam et, belden aşağı vurmanın ne olduğunu sana önümüzdeki haftalar göstericem. Çünkü sen de takdir edersin ki; ben iyi belden aşağı vururum. Hele şimdi sen belden aşağı vurmayı da hakettin.
  • Türkiye'de bu sene önemli hakem hatalarını yapan 4 hakemin ortak özelliklerinin Ankara'lı olması basit bir tesadüf müdür?...
  • Ufuk, adamsan cevap verirsin. Gençlerbirliği'nin tüm deplasman maçlarını FIFA kokartlı hakemlerin yönetmesi basit bir tesadür müdür?...

  • Sen esnaf mantığıyla, sucuk salam satma mantığıyla Türk hakemliğini yönetirsen, Türk futbolu şarküteriye döner. Şimdi sen atıyorsun Ufuk. Hani senin böyle sokağa çıkamayacağın günleri önümüzdeki aylar görücem. Hep dediklerim çıkar..."

    Yangına körük mü lazım?
    Son 7 yıldaki bütün MHK başkanlarının kendisinin 4. hakemi ya da yan hakemi olduğunu söyleyen Ahmet Çakar, 'onlara Avrupa'da yemek nasıl sipariş verilir, Avrupa'daki gözlemciyle nasıl konuşulur, Avrupa hakemliğinde neler önemlidir'i öğrettiğini anlatıyordu ki, Serhat Ulueren'in eski öğrencisi Ersin Düzen yangına körükle gitmeyi tercih ederek, "Hocam bu konuşmalar içerisinde benim üzüldüğüm bir başka noktada şu var; hasbelkader..." deyiverince, Çakar'ın sinirleri yine zıpladı:
    " Ha bak, bir de o var. Diyor ki; Ufukçum aç yarın arşivleri. Bu hasbelkader hakemlik yapmış dediğin adamın bütün seceresine bak. Senin haritada bile, hayal dünyanda bile göremeyeceğin, gidemeyeceğin ülkelerde ben fink attım, hakem olarak. Avustralya'yı bilir misin Ufuk? Avustralya deyince aklına mutlaka kanguru geliyor di mi? Avustralya'da 25 günüm geçti. Orada Dünya Kupası finali yönettim... O zamanlar futbolla alakası yoktu. Muhtemelen küçükbaş hayvan kesip sucuk imalatı yapıyordu. Olabilir, saygı duyarım. O senin MHK'nde bulunan çocuklar da benim yan hakemimdi. Şu ana kadar sorduğum sorularda sana çamur attım mı, sana soru sordum. Sorular da bir zan altında bırakacak sorular değil. Tuhaf istatistikler koydum ortaya. 1/1000, 1/10000 ölçekte ortaya çıkabilecek istatistiklerin tesadüf olduğunu söylersen sana gülerim. Anladın mı Ufuk? Şimdilik bu kadar. Hadi yüreğin yetiyorsa biraz daha konuş, sana gerçek anlamda beldeb aşağı vurmanın nasıl olduğunu göstereyim, ister misin? Hadi devam et o zaman..."
    Bu kavga uzar gider sevgili okur. Uzar da, şimdiden Fenerbahçe'nin şampiyonluğunun ilan edilmesiyle sıkılan canlarımızın gözü gönlü açılır...

    Kurtlar Vadisi

    Ahmet Çakar'la başladık onunla bitirelim. Yine aynı Santra programında Çakar, kulüp başkanları arasındaki söz düellosuna ilişkin şunları söyledi:
    "Türk futbolu Kutlar Vadisi'dir. Kutlar Vadisi'nde zaman zaman dengeler çarpışır, kirli çamaşırlarortaya çıkar. İnsanlar daha açık yansıtamadığı şeyleri ilk vuruş geldiği zaman tak tak tak, silahlı iç hesaplaşmalar başlar. Baronları, tetikçilerin, şunların bunların olduğu bir Kutlar Vadisi, aslanlar gibi futbolun içindedir. Korkmasam -çok açık söylüyorum, ilk defa Türkiye'ye korktuğumu itiraf ediyorum- korkmasam 1993 Kasım ayında başlayan Türk futbolunda Kurtlar Vadisi'nin senaryosunu, 100 bin filmlik senaryosunu 10 liraya satarım. Bunun içinde 500 kişi vardır, 800 kişi vardır. Bu 800 kişi herkes, kimin ne mal olduğunu bilir. Ama gördüler mi, 'Sayın başkan nasılsınız, Sayın antrenörüm nasılsın, Sayın futbolcum nasılsın' gibi birbirlerine cila verirler; ama herkes kimin ne mal olduğunu b 500 kişilik ekip, 800 kişilik ekip, hadi kabaca 'TOP 1000' diye nitelediğimiz bu kişiler, herkes birbirini çok iyi tanır. Herkes birbirinin açığını bilir. Herkes birbirinin zamanında ne haltlar işlediğini çok iyi bilir. Hiç konuşulmaz. Ara sıra böyle dengeler sarsıldığı vakit, ay tutulması falan olduğu vakit, kirli çamaşırlar dökülür, tekrar toparlanır. 'Beyler biz ne yapıyoruz'derler ve toparlanır. Hani derler ya; 'bu benle mezara gidecek'. Bu bin kişinin bildiğini, bazıları biraz daha derinliğine bilir, bazıları biraz daha sade bilir. Ama kimse bunları konuşamaz. Bir yere keder gidersin, ondan sonra başınız derde girer. Örnek bakınız: Son 5 yılda yaşananlar.
    Türk futbolu maalesef dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi az veya çok bir Kutlar Vadisi'dir. Bu Kurtlar Vadisi'nde dürüslere çok az yer vardır. Bu Kutlar Vadisi'nde insanların bir kısmı çok kirlidir, bir kısmı az kirlidir, bir kısmı temizdir, bir kısmı ise kerizdir. Ama maalesef durum budur."

    İnsanların öncelikle duygularını harekete geçirmedikçe, onları harekete geçiremezsiniz. Çünkü kalp, beyinden önce gelir.
    John C.Maxwell


    Haberiniz var mı?

    İngiltere'de 1883 yılında Yurtiçi Ulusal Şampiyonası başlar. Bu kapsamda dört yurt ülkesi sayılan İngiltere, Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler mini bir lig müsabakası düzenler. 100 yıl boyunca yapılan şampiyonanın ardından 1984 yılında İngiltere ve İskoçya, İrlanda ve Galler takımlarının yeterince iyi olmadığına karar verir ve böylece Yurtiçi Ulusal Şampiyonası'nda oynamayacaklarını açıklarlar. Son kez yapılan şampiyonada ise güçsüz görülen takımlardan İrlanda birinci, Galler ise ikinci olur.

    Biz de inandık!
    10 günde 10 hoca ile görüşmemin nedeni, en doğruyu bulmaktı. Şunu açıkça gördüm, Beşiktaş'ın ismi Avrupa'da çok büyük. Çünkü buluştuğum her hoca, Beşiktaş'a gelip çalışmak istedi. (Yıldırım Demirören)

    Ben ne yapayım Abi?
    Gerets, bu nasıl Galatasaray? (Turgay Şeren - Akşam)

    Şampiyon ol da, söylemesen de olur!
    20 milyon YTL borcu olan bir takım, utanmadan "Süper Lig'e çıkacağım" saçmalığında olamaz. Çıktığınız takdirde 11 milyon dolara yakın geliri var. 10 milyon dolar 13 milyon YTL yapar. Hemen borçlu olduğumuz yerler bu parayı alır. Geriye kalan 7 milyon YTL borç ile Süper Lig'de ne kadar olursunuz? Bugün bizi alkışlayan sizler, işte o zaman ana, avrat küfür edersiniz. İnanın bana, şampiyon olsak bile, ben 'Şampiyon olduk' demem sizlere. (Antalyaspor Teknik Direktörü Yılmaz Vural)

    Arada kaza oluyor di mi?
    Haklı değil mi bu Fenerbahçeliler, bayramlara nasıl doysunlar kardeşler. Öncelikle aylardır rakiplerini tespih tanesi çeker gibi peşpeşe yeniyor Fenerbahçeliler. (Hulki İlgün - Fanatik)

    Demirören, bir karış uzamış!
    Galatasaray almak istedi Tigana'yı. Galatasaray'ın alamadığı Tigana'yı Beşiktaş aldı. (Kazım Kanat - Santra, ATV)

    Yemin etme!
    Eğer yalanım varsa şurdan şuraya gidemeyeyim. (Turgay Renklikurt - Akşam)

    Bir daha yapmayacakmış!
    Bak İbrahim kardeş, o top senin demirbaş eşyalarından biri değil. Paylaşmasını, paslaşmasını bileceksin. Gözünü seveyim, kaleyi her gördüğün yerden şut atmayı da bırak. Durmadan karavana attın, bomboş pozisyonlardaki arkadaşlarını da çıldırttın. Böyle oynamaya devam edersen, Ailton'u kısa sürede Bakırköy'e yatırırız. (Sanlı Sarıalioğlu - Vatan)

    Bilen anlatıyor:
    Bizim hakem arkadaşlarımız var. Hakemler çok akıllıdır. Aleyhte, lehte penaltıya gerek yok; sadece taçla, kornerle maçı yönlendirebilirler. (Sinan Engin - Ve Gool, TV8)

    yakantop@gmail.com




    SPOR
    Bir fark göremedik!
    Memo resitali
    Efes'ten süper gala: 66-71
    Tek hedef Zenit
    Hasret sona erdi
    Bayramda ateşkes
    Halilhodziç'in korkusu!
    Süper Serkan
    16 trilyonluk dev doping
    İstanbul'a kürek çektiler!
    Kartal'dan müthiş pençe
    Haber turu...
    Tigana'nın işi zor
    Galatasaray ve Beşiktaş
    Rum lokantası ve Bülent Korkmaz
    Halsiz ve çaresiz
    Nuri ve ailesi
    Hüzünlü yolculuk
    Ne mutlu bize!
    At yarışları





     PUAN DURUMU
     FİKSTÜR


    Mehmet ÇİFTÇİ
    Tigana'nın işi zor
    Sevilla, Beşiktaş karşısına 100. yıl niyetin...
    Rıdvan DİLMEN
    Galatasaray ve Beşiktaş
    Gerek kadro derinliği olmaması, gerekse forve...
    Bilgin GÖKBERK
    Rum lokantası ve Bülent Korkmaz
    Dünlerin birinde Moda'daki "bizim" Rum lokant...
    Atilla GÖKÇE
    Halsiz ve çaresiz
    Beşiktaş Sevilla'da kendi gerçekleriyle yüzle...
    Ercan GÜVEN
    Nuri ve ailesi
    Nerede bir Nuri Şahin haberi görsem, gözlerim...
    Erdoğan ŞENAY
    Hüzünlü yolculuk
    Bayram günü şekerli yazılarla okuyucuyu kucak...
    Nilay YILMAZ
    Ne mutlu bize!
    Geçmiş yıllarda yayınlanan bir dizi vardı "Er...



     Atina 2004
     Dünya Kupası 2002
     Euro 2000
     Sidney 2000
     Dünya Kupası 98

    © 2005 Milliyet