Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Kasım 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"İçkisiz lokanta" acayipliği...

Yeni modamız, her şeyiyle mükemmel ama bir kadeh bile içki içilemeyen "içkisiz lüks lokanta"lar... Bu kafayla turizm pastasından zor pay alır, AB'ye de zor gireriz

myalcin@turk.net

Geçtiğimiz hafta postadan kocaman bir zarf ve içinden de son derece şık, kuşe kağıda basılı bir tanıtım dosyası çıktı. Türkiye'nin en köklü lokantalarından Konyalı, Topkapı Sarayı'ndaki enfes manzaralı restoranından sonra, Ankara Keçiören'de, belediyenin kurduğu Estergon Türk Kültür Merkezi içinde dev bir restoran daha açmıştı ve onu tanıtıyordu. En şık biçimde döşenmiş, dekorasyonu milyarlara mal olmuş, birinci sınıf servis takımları kullanılmış restoranın ana salonu tam 450 kişi alıyordu. 100'er kişilik iki kule katı ile 400 kişilik kafesi de cabası... Son zamanlarda Ankara'da belediyelerin kente kazandırdığı bu tip mekanlarda bir "içkisiz lokanta" furyası baş gösterdiğinden, şeytan dürttü ve restorana telefon ettim. Tahmin ettiğim gibi, bu dev restoranda içki sunulmuyordu. Çünkü mekan belediyeden içki servisi yapılmamak kaydıyla kiralanmıştı. Ancak zaman zaman çeşitli hatırlı gruplar geldiğinde, sadece onların salonlarına içki servisi yapılabiliyordu. Ama eşinizle birlikte normal müşteri olarak gidip bir kadeh şarap ya da bir bardak bira yudumlayamıyordunuz.

Dev merkezde içkili kafe yok

Bir süredir Hürriyet'in Kelebek ekinde Yurtsan Atakan'ın gündeme getirmeye çalıştığı "içkisiz lokanta" tuhaflığı giderek yayılıyor. AKP'li bazı belediyeler Beyoğlu'nda olduğu gibi pragmatik davranarak kafe ve içkili lokantaların sokaklara masa atmasına izin verir ve dünya yıkılmazken, Ankara Büyükşehir ve Keçiören belediyeleri gibi kimi AKP'li belediyeler de harika parklar, kültür merkezleri açıp buralarda içki sunulmasına izin vermiyorlar. Aralarında iyice coşup "Evliyalar diyarında, şehitler ocağında içki sattırmam!" diye asıp kesmeye çalışan taşra belediye başkanlarına bile rastlanıyor. Arap sermayesiyle içli dışlı müteahhit İbrahim Cevahir'in soyadını taşıyan dev alışveriş merkezinde, içki servis edilen bir tek kafe bile bulunmaması da herhalde tesadüf değil.

Bu kafayla turizm olmaz

Bundan 10-15 yıl öncesine kadar, içkili lokanta deyince akla genellikle çoğu masada rakı içilen, erkek erkeğe oturulan ve havayı bol sigara dumanıyla karışık kesif bir anason kokusunun kapladığı yerler geliyordu. Haliyle böyle ortamlarda muhafazakar bir aile reisi, başörtülü hanımını, yaşmaklı annesini, hacı babasını alıp gidemiyor, etraftan rahatsız oluyordu. İçki içenler de böyle müşterilere ortamın tadını kaçıran insan gözüyle bakıyor, ortam geriliyordu. Günümüzün içki servisi yapılan lokantalarında, kafelerinde ise bu ortamlar geride kaldı. Tek-tük meyhanenin dışında içki yemeğin yanında ona eşlik edecek ölçüde, efendice yudumlanıyor. Bitirimvari bir edayla sandalyeye hafif kaykılarak oturmuş erkeklerin "Büyüksün abicim!" diye birbirlerini koltukladığı kadınsız masalara eskisi kadar rastlanmıyor. Samatya'daki Develi gibi kebapçılarda, Yeşilköy'deki Hasan gibi balıkçılarda veya Beyoğlu'ndaki Hacı Baba gibi esnaf lokantasından hallice lokantalarda, içen de içmeyen de keyifle yemeğini yiyor, ortamın tadını çıkarıyor. Lütfi Kırdar'daki Boğaziçi Borsa gibi Türk mutfağının modernize edilerek sunulduğu yerlerde, bir kesim iftarını açıyor, içki içecekler de onlara saygı göstererek restorana iftardan bir-iki saat sonra gelip yemeğe oturuyorlar. Bunlara rağmen belli kesimler içki servisi yapılması mutlaka ortamın nezihliğini bozarmuş, içenler iki kadeh yuvarlayınca sağa sola sataşırmış gibi, içkisiz olma özelliğini öne çıkaran lokantalar açıyorlar.
Demokratik bir ortamda tabii bunlar da olacak, denizden yeni çıkmış, çıtır çıtır kızarmış balığını bir kadeh buzlu rakı ya da serin şarap yerine, ayran ya da kolayla içmek isteyenler de bulunacak... Ama bunu bazı belediyelerin yaptığı gibi dayatmaya dönüştürmek, kimseye bir yarar sağlamayacak. Örnekler de ortada; İstanbul'da bir zamanlar Turing'in işlettiği Hidiv Kasrı, Yıldız ve Emirgan Köşkleri gibi yerlerde, Eyüp'te Piyer Loti'ye yapılan nefis manzaralı tesiste içki verilmiyor da ne oluyor? Buralara turistler çay saati dışında adım atmıyor, ülke turizm geliri elde edebilecek bir potansiyeli kötü kullanmış oluyor.
Birileri, AKP'lilere Güneri Cıvaoğlu'nun deyimiyle "Girmeye çalıştığımız Avrupa'nın kültürünün şarapla sulandığını", yemeğin yanında bir-iki kadeh şarap yudumlamanın sanıldığı tarzda "içki içmek" olmadığını anlatmalı.


PAZAR
"Futboldan uzakken bakımı boşverdim, kendimi saldım"
Mutlaka görmeniz gereken Türk filmleri
"Tarkan'a modacısı olma teklifini ben yaptım"
Çengelköy'de mezuniyet tezi otel
O bir sirk sanatçısı
Kaş'ta sonbahar
"Çizim konusunda babama çekmişim"
Kıtalar ve gönüller buluşması
İyi yaşlanmanın sırları bu kitapta
"Anaokulları da hastalıklara karşı önlem almalı"
Afrika dansıyla egzersiz
YEMEK DÜNYASINDAN
Sene 2006, cebimde bir konut...
Seksist fotoğraflar
Ruhun karanlık geceleri
Dört şubeli halk köftecisi
Fareli serginin ressamı
Çocuklar aziz vatan malıdır
Mucizevi besin: Makarna
"Sana dün bir tepeden baktım aziz Petersburg"
Rüzgârda yaprak kollayan yazar
"Açıklamalı Hamburger" dönemi
"İçkisiz lokanta" acayipliği...





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet