Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Kasım 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ÖZGÜR, CİDESPOR'DAKİ ERKEK YARDIMCISININ KIRDIĞI POTU UNUTAMIYOR:
Kız gibi oynamayın

Futbol erkek egemenliğindeydi. Ama Özgür bir erkek takımının başına geçtiğinde dünyada da ilke imza atıyordu. "Rakipler, 'Aman bir kadına yenilmeyelim' diye daha çok motive oluyorlardı" sözleri bir kadın olarak yaşadıklarını özetliyordu Özgür'ün

SPORUN AMAZONLARI

Kadın gözüyle kadın savaşçılar / Nilay Yılmaz


Başlarken...
Kadınların sporda kabul görmemesi, Eski Yunan'da Olimpiyatlara kadınların alınmamasıyla başlamış, modern oyunların tekrar doğmasıyla da sürdürülmüştür. Dünya sporunun gelişmesinde ve yaygınlaşmasında önemli bir yeri olan Baron de Coubertin dahi, "Kadınların rolü, erkeklerin galibiyetini takdir etmektir", "Kadın sporları, doğanın kurallarına aykırıdır", "Olimpiyat oyunları erkeklere ayrılmalı ve kadın sporcuların görünüşlerinin korkutucu olduğu düşüncesi vurgulanmalıdır" demiştir. 1924 yılında erkeklerden yirmi yıl sonra kadınlar da yarışmalara katılmaya başladıklarında ise Coubertin, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nde kadınların oyunlardan uzaklaştırılmasını talep etmiştir. 1925'de kadınların tasnif dışı yarışmalarını önerirken, 1934'de kadın sporcuların yarışmalarda yer almasının erkek sporcular için iyi olmadığı konusunda uyarılarda bulunmuştur. 1935'de ise tekrar ısrarla kadınların halk karşılaşmalarına katılmasına karşı olduğunu, onların toplum içerisinde spor yapmaması gerektiğini, olimpiyat oyunlarında kadınların asıl rolünün erkeklerin başarılarının ödüllendirilmesinde görev almak olduğunu vurgulamıştır.
Evet, kadınlar geçmişle kıyaslandığında artık daha rahat spor yapabiliyor. Ancak hala yarışmalara katılımda, çalışma ve boş zamanları değerlendirmede kadın ve erkekler arasında dağlar kadar fark var. Basında, radyoda ve televizyonda kadınlarla ilgili daha az haber yapıldığını gösteren birçok araştırma da mevcut. Dünya genelinde kadının konumu ve kendisine biçilen roller düşünüldüğünde, kadın sporcuların başarıları da spor sayfalarının 'diğer' köşelerinde kendilerine yer bulabiliyor sadece. Oralarda da sporcu özelliklerinden çok cinsiyetleriyle değerlendirilirken, ev kadınlığı ve annelik özelliklerine vurgu yapılıyor. Ama kadınlar bu durumu değiştirmekte ve tarih yazmakta kararlı...
İşte bu nedenle bizler, birçok alanda olduğu gibi sporda da görmezden gelinen kadınları görünür kılmak için mütevazı bir adım attık. Türkiye'de sporun içinde yer alan kadınlarla; yaşadıkları sorunları, hedeflerini ve yapılması gerekenleri konuştuk.

***

Amatör kümede oynayan Cidespor'un teknik direktörlüğüne getirildiğinde duyduk onun adını, geçen yıl. Erkeklerin egemenliğindeki futbolda kadın futbol takımının değil, erkek takımının başına getirilmesi işin ilginç yanıydı. Onunla röportaj yapmaya karar verdiğimizin ertesi günü "Kadın antrenör pes etti" diye bir haber düştü ajanslara. Biz de onunla futbola ilgisini, 1 yıl neler yaşadığını, pes edip etmediğini konuşmaya karar verdik. Ve gördük ki; Özgür Gözüaçık pes etmemiş, futbola İstanbul'da devam etmek istiyor ve Milli Takım teknik direktörlüğünü hedefliyor...

Kadınlar genelde basketbol ya da voleybol gibi branşları seçerken, siz neden futbolu tercih ettiniz?
Bu küçüklükten gelen bir şey. Biraz babamın etkisi oldu. Yaramaz bir çocuk olduğum için sürekli babamın yanındaydım. O maçları izlerken - Fenerbahçe taraftarı kendisi- onunla birlikte izliyordum. Ayrıca öğretmenimdi. Okulda beden eğitimi derslerinde erkek çocuklarına futbol oynatırken, beni de alırlardı takıma, ağlamayayım diye. 1995'te lisanslı olarak Cidespor'un bayan takımında başladım. Daha sonra devam etti. 1 sezon Cidespor'da oynadım. Lise 2'deydim.

Adana'ya transfer olmuşsunuz sanırım...
Evet. Cidespor'da 1 sezon oynadım, daha sonra maddi imkansızlıklar yüzünden kulüp kapandı. Bayan takımları fazla rağbet görmüyordu. Takım kapandığı zaman erkek arkadaşlarımla oynadım, yani erkek takımıyla idmanlara çıkıyordum. Zaten Adana'yla maç yapmıştık, aynı ligdeydik. Adana'dan teklif geldi. Gideyim mi, gitmeyeyim mi diye çok düşündüm. Benim için sorun yoktu, önemli olan futboldu. Ailem biraz tedirgin oldu. Daha 16 yaşındaydım ve Adana neresi, Cide neresi. Sonra babam, "Gerçekten istiyorsan git, yapamazsan dönersin" dedi. Böylece Adana Sağlıkspor'a transfer oldum. 1 sezon orada oynadım. Daha sonra Samsun 19 Mayıs Üniversitesi'ni kazandım. Beden Eğitimi öğretmenliğini. Samsun'da da Samsungücü'yle anlaştım.

Futbolu seçtiğinizde çevrenin tepkisi nasıl olmuştu?
Samsun'da futbol bayağı geliştiği için sorun olmadı. Bizim kulüp de köklüydü. Samsun'da pek yadırganmıyordu. Adana'da da öyle. Cide küçük yer, orada da destekleyenimiz çok oldu; ama maddi imkansızlık yüzünden kapandı kulüp. Okulda sınava tek bayan olarak ben girdim. Elemelerde vardı bayanlar, ama 200'e yakın erkek vardı. İlk önceliği bana tanıdı öğretmenler, sınavdan 95 aldım. 20 erkeğin içinde tek ben vardım. Geçen bir dönüp bakıyordu, bu bayan mı, yoksa erkek mi diye, o zaman saçlarım da kısaydı. Ama erkekler beni çok kolluyorlardı.

Cidespor'dan teklif aldığınız zaman neler hissettiniz? Kadın olmanızdan kaynaklı sorunlar yaşayacağınız, dikkate alınmayacağınız hiç geldi mi aklınıza? "Ya yapamazsam" diye düşündünüz mü?
Cide küçük bir yer, herkes birbirini tanıyor. Futbolcuların çoğu ya benim liseden arkadaşımdı ya da ben bayan takımında oynarken erkek takımından ağbilerdi. Biraz onların desteği oldu. Zaten ilk önce onlar geldiler bana "Böyle bir durum var, yapmak ister misin" diye. Niyetim minik takımlardan başlamaktı. Biraz tecrübe edinirim, daha sonra büyüklere geçerim diye düşünüyordum. Teklif geldikten sonra, "Tamam" dedim.

Sizin kadın olmanız rakip takımı nasıl etkiliyordu?
Evet, kadına yenilmeyelim diye daha bir motive oluyorlardı. Hatta Cidespor'un belki de tarihinde ilk defa bu kadar çok kırmızı kart aldığı görülmüştür. Çünkü her maçımızda ilk dakikalardan itibaren -önyargı olarak değerlendirmek istemiyorum aslında- herkesin gözleri sizin üzerinize odaklanmış. Zaten rakipler yenilmek istemiyor, yenildikten sonra "Bunların başında bir bayan var, nasıl yenildiniz" deniyor. Maçlarımız çok iyi gitti, son maça kadar 2. sıradaydık. Son maçta biz 1-0 yenerken, 2. yarının başında bizim futbolcuların 3'ü atıldı. Daha sonra zaten ne kadar dayanabilirsiniz ki? Ama rakiplerimizin misafirperverliklerine bir şey diyemem.

Cidespor'da yaşadığınız zorluklar var mıydı?
Tabii ki. Hatta bir maça gitmedim ben. O da Bozkurt maçıydı. Cidespor'un erkek takımının bir maçına gitmiştim lisedeyken, bayan takımındayken. Zaten erkek takımı bayanların, bayan takımı erkeklerin maçlarına geliyordu. Bozkurt'la maça gitmiştik. O zaman dayak yemekten zor kurtulmuştuk. Geçen sene de onlarla maçımız olduğu zaman futbolcularımın hepsi "Hocam siz gelmeyin. Zaten taraftarı çok agresif. Bir laf söylerlerse, kesin olacaktır bu, hepimiz kırmızı kart yeriz, daha 2. maçımız" dedi. "Tamam" diyerek maça gitmedim. Daha sonra Adana maçına gittik. Adana'yla Bozkurt'un arası 2 km. Bozkurt'un yöneticileri geldiler, bana bayağı sitem ettiler "Neden böyle dediniz" diye.

Hiç küfür edildi mi, size?
Hayır. Aksine rakip de olsa bayanlar da gelip destekliyordu.

Başka maçları izlemeye gittiğinizde trübünde küfür duyunca neler hissediyordunuz?
Normal geliyor aslında bana. Yadırgamıyorum pek. Futbolun olduğu yerde normal...

Yardımcı antrenörünüz kadın mıydı, erkek miydi?
Erkekti.

Niçin bir kadını tercih etmediniz?
Yoktu ki! Olsaydı, mutlaka bir kadınla çalışmayı tercih ederdim.

Yönetim ne derdi buna, kabul ederler miydi?
Ederlerdi. Sorun olmazdı.

Cinsiyetçi gaflarla karşılaşıyor muydunuz? Mesela futbolun erkek oyunu olduğu söylenir ve kötü oynayan futbolcuya "kız gibi oynama" diye bağırılır...
O başıma bir kez geldi. Yardımcı antrenörüme söylüyorum, o da sahaya bağırıyor. Rakip takımda 2 uzun saçlı futbolcu var. Yardımcı antrenör sahaya bağırdı: "Kız gibi bunlar, kız gibi oynuyorlar. Bunlara nasıl top oynatıyorsunuz" diye. Orada hiçbir şey demedim. Ama o, lafın bana dokunduğunun farkında değil. Sonra devre arasında yardımcı antrenör "Ya orada iki uzun saçlı var, kız gibi. Ama siz, kız gibi oynuyorsunuz. Kız gibi oynamayın" dedi. Bir sessizlik oldu, döndü bana "Hocam, alınmıyorsun di mi" dedi. Ben de "Yok canım, ne alınıcam ki" dedim sinirli bir şekilde...

Ayrılma sebepleriniz nelerdi?
Onları da zor durumda bırakmak istemiyorum ama 5 futbolcu alınacağı söylenmişti. Onlar alınmadı. Hatta "Futbolcular alındı, gelin hocam" dendi. Biz de "Eğer futbolcular alındıysa babamın yanına gitsinler, görüşsünler" dedik. Gerçekten lisanslı futbolcular geldi mi diye buradan bir teklif gönderdik. Tabi ne gelen var, ne giden. Onların amacı sadece imzayı attırmaktı. Tek bayan antrenörüm, iyi temsil etmek için iyi bir kadro gerekiyor. Bu işi yapacaksam, sonra "Bak, bayan yapamadı" demelerini istemiyorum.

Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Geçen sene de Kuryenet'te çalışıyordum. Gidip geliyordum. Şirketten izin alabildiğim zaman, idmanlara da gidiyordum. Maçlara zaten her hafta gidiyordum. Gazetede "Kurye şirketinde çalışmaya başladı" diye yazmışlar. Ben 1 yıldır burada yönetici olarak çalışıyorum. Bütün herkes, haberi yapanlar da bunu biliyordu. "Pes etti" diye yazmak daha işlerine geldi herhalde... Minik ya da PAF takımlarla çalışmak istiyorum. Tecrübeye ihtiyacım var. Bir teknik direktörün yanında yardımcı antrenörlük olabilir.

Şu an kaçıncı ligdeki takımları çalıştırabiliyorsunuz?
B lisansım var benim. 2 ve 3. ligde, amatör ligde teknik direktörlük yapabiliyorum. Birinci ligde yardımcı antrenörlük yapabilirim.

Yurt dışında da sizin gibi erkek futbol takımı çalıştıran kadın antrenörler var mı?
Yokmuş. Dünyada ilkim sanırım.

Hala "Galatasaray'ı yenelim de şampiyon olmayalım" diye düşünüyor musunuz?
Bunu nerden duydunuz?-gülüyor-

Küçük bir araştırma sadece...
Düşünüyorum ya. Galatasaray'ı yenelim, şampiyon da olalım. Ama tercih yapmam gerekirse Galatasaray'ı yenelim, şampiyon olmasak da olur.

Takım kötü sonuç aldığında ilk suçlanan teknik direktörler oluyor hep. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Suçlu aramak yanlış. Sonuçta yönetim elinden geleni yapıyor, takıma maddi açıdan bir şeyler sağlıyor, oradaki insanların, futbolcuların, teknik heyetin ihtiyaçlarını karşılıyor. Teknik direktörün istediği transferleri gerçekleştiriyor. Teknik direktör elindeki bilgileri veriyor futbolculara, idmanını yaptırıyor, gerekli taktikleri veriyor. Yenilmeyi asla istemez. Futbolcular da eğer bir takım için mücadele ediyorlarsa, ter döküyorlarsa onlar da yenilmek istemez. Biraz şansa da bağlı.

Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor'un durumunu nasıl görüyorsunuz?
Biz şampiyon oluruz.-gülüyor-

Antrenör gözüyle demiştim, fanatik Fenerbahçeli gözüyle değil...
Tamam biz demiyeyim o zaman. Fenerbahçe iyi şu anda. Galatasaray da iyi. Beşiktaş'ın toparlanması zor. Rıza Hoca istifa etti diye her şey çözümlenecek diye bir şey yok. Yeni gelen antrenörle belki bir şeyler olabilir. Trabzon daha da kötü. Bu sene sanırım Sivas zorlayacak üst sıraları.

Oyunculurı motive etme konusunda otorite mi, yoksa diyalog mu daha etkili sizce?
İkisinin de olması lazım. Hem kendini saydırman gerekiyor, hem de bazı şeyleri diyalog yoluyla, arkadaş gibi konuşarak halletmen gerekiyor. Mesela otoritenin olduğu yerde korku başlar, fazla arkadaşlığın olduğu yerde de laubalilik başlar.

Gelecek için hedefiniz ne?
Bayanlar ligi açılırsa Milli Takım antrenörlüğü.




SPOR
'Bu şartlar zorlar'
Gerçekten kaçılmaz!
Kız gibi oynamayın
Fenerbahçe Sivas'ı salladı
Ribery'nin bonusu!
Arıza nüksetti: 1-1
Heyecana buyurun
Altay'a bayram şekeri: 0-1
Ülker'e, Cafe keyfi: 93-59
Memo fırtınası
Meşale sönmez
Erciyes'ten tam isabet: 2-0
Ankaraspor fırsat tepti: 3-3
Haber turu...
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR




 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet