Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Kasım 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ATV | CINE-5 | CNBC-E | CNN-TÜRK | KANAL 7 | KANAL D | LİG TV | NTV | STV
SHOW | STAR | TGRT | TRT 1 | TRT 2 | TRT 3 | TV 8
Pazartesi yazıları


Televizyonda haberler Paris'teki olayları gösteriyor. "J'ai quitte mon pays" diyerekten Enrico Macias gibi geldiler bu ülkeye. Daha iyi bir yaşam, daha çok para için geldiler. Fransa da, eski sömürgelerinden özür dilercesine kabul etti gelenleri. Kuzey Afrika aktı buralara. Müzikleri ile kültürleri ile bir şekilde şirin gözükmeye çalıştılar. Ama olmadı. Bir de baktılar ki aslında onlar hep sömürge. Ha kendi ülkesinde, ha Paris'te. Ne olacak? Enrico Macias gibi söylemeye devam edecekler ; "J'ai quitte mon pays"!
* * *
Ahmet Özhan Beyefendiye CNN Türk'te değerli yazar Taha Akyol Bey'in programında rastgeldim. Tam da Zeki Müren'nin o unutulmaz eseri "Manolya" çalıyordu ve sanırım Ahmet Özhan Bey okuyordu. Hey gidi zaman, sanırım 1955 yılları olmalı. Pek bir revaçtaydı. Taha Bey 60'lı yıllarda ükemizin yurtdışıdaki müzikleri ithal ettiğini söyledi. O yılları hatırladım da, biraz haksızlık yapıldığı kanaatine vardım. Müzikler o yıllarda limanlar vasıtası ile taşınırdı plaklar aracılığı ile. İngiltere mesela blues müziğini böyle öğrenmiştir diye anlatılırdı. Bizde de tabii bir şekilde plaklar geldi. Şecaattin Tanyerli'yi dinlemeyenimiz var mıdır bizim kuşaktan? Erol Büyükburç vardı İngilizce söylerdi. Türküleri gitar ve davullar eşliğinde yorumlayan rahmetli Cem Karaca, Barış Manço da İngilizce ile başlamışlardır. Müzik için ithal sözcüğü biraz garip geldi bana.
* * *
Pek bir sevindim... Şu meşhur "gelin kaynana" yarışmasını artık bizim hanım da izlemiyor. Bıkmış, içi bayılmış. Zayıflama yarışmasını da sevmiyor. Yani yarışmalardan gına geldiğini söylüyor. İçin için gülüyorum. Neydi o günler, hatırlayın Semra Hanım aşağı, Semra Hanım yukarı. Ne oldu? Bir kenara koyduk unuttuk. Oğlunu kaybetti. O renkli hülyaların ardındaki gerçek bu ölümdü. Hazin bir hikaye. Ve ne demişlerdi; efendim bu yarışmalar örf ve adetlerimize uygun değil derhal kaldırılsın. Gerek kalmadı, kendi kendine yok olup gitti. Birbirlerini yeseler de bağırsalar da kimsenin umrunda değil artık izlenmiyor. Demek ki olabiliyormuş. Türk halkını tanımak lazım. Bizim hanım bunun en güzel örneği. Gözünü ayırmazdı, şimdi semtine uğramıyor. Kendi haline bırakacaksın türk milletini. Akıllanması için mutlaka başına bir iş gelmesi gerekiyor.

s.kologlu@milliyet.com.tr






  Sina
  KOLOĞLU
Pazartesi yazıları

© 2005 Milliyet