|
 |
|
|
Fareli serginin ressamı
Galerilerin güvenlik sistemlerinin tatlı belası Banksy'nin fareli sergisi büyük ilgi çekti
Londra
Tanınmak için çığlıklar atıp duruyor ama kimse onun kim olduğunu bile bilmiyor. Kendisini Banksy olarak tanıtan uluslararası bir sanat "vandalı" o. Aynı zamanda da galerilerin güvenlik sistemlerinin tatlı belası, graffiti ressamı bir İngiliz.
Banksy bir ad olarak pek bir şeye benzemiyor. Merak uyandıracak, çağdaş bir anlam taşımaması bir yana, öylesine bir ad işte. Medyanın onu fark etmesinden çok önce kendini tanıttığı www.banksy.co.uk adresli bir web sitesi vardı. Belli bir saatte, belli bir yerde olmanız söyleniyordu size ve oraya gidince başınızı döndüren bir define avında buluyordunuz kendinizi. Nasıl mı? Banksy'nin bahsettiği "sürprizi" ararken hiç ummadığınız bir yerde onun eseri çıkıyordu karşınıza.
İlk yapıtları çok da ilginç olmayan, ham graffiti örnekleriydi. Ama daha sonrakiler sanat dünyasında fark edilmesini sağladı. Sitesindeki açıklamalarından, yapıtlarını nasıl dünyanın büyük ve ünlü sanat müzelerine onların haberleri olmadan yerleştirdiğini, bu yüzden hapis cezası aldığını öğrendik. Örneğin rock müziği konulu ilkel eserlerinden birini British Museum'da açılan aynı konulu, ünlü sanatçıların katıldığı bir sergiye, müze idarecilerinin haberi olmadan nasıl yerleştirdiğini, daha sonra "vandalize" edilmiş bazı eserlerini New York'taki Metropolitan müzesinde ve Paris'te Louvre'un bir bölümü olan Modern Sanat Müzesi'nde açılan sergilere organizasyonun haberi olmadan nasıl astığını anlatıyor.
Banksy genel kabul gören ölçülere ters resim anlayışı ve gizli müze operasyonları ile sanat dünyasına klasik yöntemlerin dışında girebilmiş bir sanatçı. Yöntemi galerilerin yüzüne kapanması garanti olan ön kapıları yerine daha geniş ve açık olan arka kapılarını, yani interneti kullanması. Sanatının kalitesi ise başka bir konu. Fareli sergiye giderken de amacım bunu saptamaktı. Web sitesinde "tekrar kazanılmış şaheserler, vandalizm ve haşaratın 100 Westbourne Grove'da sergileneceği" yazılıydı.
Eserleri işgal ediyorlar
Sergiye girerken başınıza gelecek herhangi bir tehlikeden galerinin sorumlu olmadığını kabul ettiğinize ilişkin bir belge imzalıyorsunuz. Sergi geleneksel biçimde Banksy'nin resim ve heykelleri arasından seçilmiş bir koleksiyondan oluşuyor. Geleneksel olmayan tarafı serbestçe oradan buraya dolaşan 180 canlı farenin de eserlerle beraber "sergileniyor" olması. Öyle ki fareler eserleri işgal ediyor. Londra'da sık sık duyacağınız "Nerede olursanız olun, bir fareden 3 metre uzakta değilsiniz" sözü, Banksy sayesinde "Nerede olursanız olun, fareler hakkında can sıkıcı bir şey duyacağınız birisinden 3 metre uzakta değilsiniz" vecizesine dönüştü bile.
Sanatçının bu sergide farelere yer vermesinin nedeni kendi sözleriyle şöyle: "Fareler dışlanan ve sevilmeyen küçük insanların zaferidir. Varılmak istenen rol modelleridir. Otoritelerin büyük çabalarına rağmen yaşayıp çoğalmış ve tüm medeniyeti dize getirmişlerdir."
Yapıtları çok etkileyici
En çok dikkati çeken yapıt ise Stan adını taşıyan, paramiliter milislerin giydiği üniformalara benzeyen giysileri içinde bir müze gözcüsü iskeleti. Duvara dayalı bir iskemleye oturmuş, etrafı gözlüyor. Fareler onun içini dışını keşfetmeye pek hevesli nedense. Ben oradayken bir grup Stan'in bacak arasına yerleşip gözden kayboldu. Banksy istediği etkiyi yaratmıştı: Fareler bir süre sonra sergiyi gezenleri rahatsız etmediği gibi, sanatçının istediği düşünce boyutuna taşıma görevini başarmıştı.
Holigan sandığım Banksy tahrip edilen İngiliz değerleri için ağıt yakan geleneksel bir ahlak uzmanı olarak çıkıyor bir anda karşımıza. Abartmalı yöntemi ile sızlanmaları dile getiren eserleri gerçekten etkileyici. Ünlü ressamlardan borç aldığı görüntüler yapıtlarına bir tanıdıklık veriyor. Monet'nin ünlü su zambaklarının bulunduğu göletin içine atılmış süpermarket alışveriş arabası, Van Gogh'un vazolarında susuzluktan ölmüş ayçiçekleri hep tanıdık imajlar.
"Acaba kötü mü bulurum?" endişesiyle gittiğim sergiyi beğendim. İyi ki sanatta Banksy gibi marjinaller var.
|
|
|

|