Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Kasım 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çatışmayın, uzlaşın!

Fenerbahçe'nin, Şampiyonlar Ligi'nde Schalke karşısında aldığı yenilgi, önce Daum'un sonra da Başkan Aziz Yıldırım'ın "yabancı kontenjanı " ile ilgili görüşlerini yeniden gündeme getirdi.
Fenerbahçe'nin seslendirdiği görüşlere bakacak olursanız, uluslararası rekabet standartlarına ulaşabilmek için yabancı futbolcu ile ilgili sınırlandırmalar acilen kaldırılmalı... Başkan Yıldırım, "Gerektiğinde 10 yabancı alabilmeliyim" diyor.
İlk bakışta haklı ve paylaşılabilecek bir talep gibi görünüyor Başkan'ın sözleri... Şampiyonlar Ligi'nde hedef kavramının sarsıldığı bir döneme rastladığı için Yıldırım'a hak verebilirsiniz. Üstelik, gücü ve parası varsa... Avrupa'da, , Latin Amerika'da elini uzattığı her futbolcuyu getirebilecek bir konumdaysa buna itiraz edemezsiniz.
Fenerbahçe özelinden çıkıp Türk futbolunun geneline bakacak olursak, Turkcell Süper Ligi'nin ivme kazanması, daha izlenir, daha çekici, daha rekabetçi bir ortam yaratabilmesi için de yabancı futbolcu sınırlamasının kaldırılması, en azından yabancı kontenjanının 6'nın üzerine çıkarılması yararlı katkılar sağlayabilir.
Madalyonun öteki yüzüne de bakmalıyız ama...

Yeni statü şart
Türk futbolcusu için giderek daralan alandan nasıl bir Mlli Takım çıkarabileceğimizi düşünmeli ve tartışmalıyız. Kendi adıma, lejyoner futbolcularımızın, Milli Takım'a süreklilik için katkı ve yarar sağlayabileceğine henüz tam anlamıyla inanabilmiş değilim. Milli Takım'ın en azından birkaç yıl daha asıl omurgasını içeriden ligimizden oluşturması gerektiğini düşünüyorum. O halde bu lig Türk futbolcusunun da yetişmesine, uluslararası standartları zorlamasına olanak verecek yeni bir statü ile düzenlenmelidir. Şampiyonlar Ligi'nde daha fazla yabancı talep eden Fenerbahçe'nin, Mahmut Hanefi'yi, Kemal'i, Zafer Biryol'u ve Semih'i nasıl ligden ve maç perfomansından uzakta tuttuğu sorgulanmalıdır. Tıpkı Luciano ile Anelka'nın , Mondragon'la Heinz'in, Cordoba ile Ailton'un kalite farklarının yeniden gözden geçirilmesinin gerektiği gibi.
Artık ezberimizi bozalım. Klişeleşmiş, kilitlenmiş görüşlerle iki tarafın da bu tartışmaya çözüm bulması mümkün değil.
Türkiye Futbol Federasyonu da, bu tartışmalara ve taleplere kendi yönetim kurulunun oylamasıyla yanıt vermemelidir.
Çözüm yuvarlak masada... Yabancı sayısının arttırılmasını isteyenlerle karşı duranlar, şu ya da bu kulübün çıkarını değil, toplam kaliteyi düşünenler, Türk futbolunun geleceği ve Milli Takım'ın başarısı için kaygılananlar bir yuvarlak masada toplanmalı, uzlaşmalı...
Her iki tarafı da iyi niyetle uzlaştıracak çözüm önerileri var. Gelecek yabancıya kalite kriterleri belirleyebiliriz. Türk futbolcularının da forma giymesini, üst düzey rekabet ortamına ayak uydurmasını güvence altına alabiliriz. Dahası, uluslararası temsil hakkını rekabette adaletsizliğe yol açmayacak biçimde artı kontenjanla ödüllendirebiliriz.
Kavgaya hiç gerek yok.
Ezberleri bozup karşı görüşleri anlamaya çalışmaya, uzlaşmayla çözüm üretmeye gerek var.

Küçük bir not
İlle de yabancı diye dayatanlara Olay TV'deki arkadaşlarımın dile getirdiği bi gerçeği hatırlatmak istiyorum.
PSV Eindhoven, Milan'ı yenerken sadece 5 yabancı futbolcu kullandı.
Milan da dört!
İlle de Chelsea'ye, Arsenal'e, Schalke'ye bakmak kurnazlık değilse de...
Şaşkınlıktır!

Laf ebesi!

Hıncal Uluç'un, Milliyet'te Galatasaraylı yazar takıntısına, kulüp aidiyetiyle değil, meslek aidiyetiyle bakarak yanıt vermeye çalıştım. Görüşlerime katılmayabilir
Kendi köşesinde sözüm ona yanıt verirken, içi boş hamaset yaptığımı ileri sürmüş... Olabilir. O görüşlerin üniversitelerde tartışılmakta olduğunu ben biliyorum.
Ama "abi" dediğim bir dostun "Yazdığına kendisinin de inanmadığını bilecek kadar iyi tanıyorum" diye yazması, beni üzer ve yaralar.
Gözünü karartıp istediğin gibi saldırmaya devam et Hıncal Abi...
Ancak sorarım sana... Sen o yazdığına inanıyor musun şimdi...
Laf ebeliği yaptığımı da yazmışsın...
Aynaya bak... Ya da kendine zaman ayır, katıldığın TV programlarını izle, laf ebeliğini asıl kimin yaptığını gör!

İsviçre saat ayarı

Dünya Kupası grup elemelerinin sonuçlanmasından sonra, play off kuraları çekilmeden önce Lig TV'de dile getirdiğim görüşleri hala değiştirebilmiş değilim. O gün, play off'lara kalan 6 ülkeden İspanya ile İsviçre'nin çok büyük olasılıkla finallere katılabileceğini söylemiştim. İspanya o badireyi kolay atlatacak bir kültüre ve kapasiteye sahipti.
İsviçre ise...
Hem UEFA'nın, hem FIFA'nın, hem de IOC ( Uluslararası Olimpiyat Komitesi)'nin merkez üssünü bulunduğu ülkeydi.
FIFA Başkanı Blatter İsviçreliydi.
İsviçre dünya sporunun en güçlü kuruluşlarına bağrını açarken, özel yasalarla onlara her türlü güvenceyi vermiş, kolaylıklar sağlamıştı. Spor adamları ve hakemleriyle çok etkili konumdaydı.. Her türlü perde arkası kulisi başarıyla yürütecek güce sahipti.
2008 Avrupa Şampiyonası'nın ev sahipliğini Macaristan'la birlikte kazanırken de bu gücünden yararlandı.
Benim o günkü kaygımı paylaşmayan arkadaşlarım bugün görüyorum ki benim gibi tedirginler...
Şu son hakem değişikliği...
Şenes Erzik'in de açıkladığı gibi, Şampiyonlar Ligi'nde Fenerbahçe'ye doğru da olsa - iki kırmızı kart gösteren İspanyol Luis Medina Cantaleju'nun, play-off rövanş maçındaki görevden alınması son derece doğru bir karar... Ancak doğru tanım, tedavinin de doğru olduğu alamına gelmiyor!
Türkiye- İsviçre maçının yeni hakemi Belçikalı Frank de Bleeckere de yanlış hakem... Başarılı bir kariyeri olabilir. Ama U 17 Milli Takımımız'ın 4-3'lük Brezilya maçında Erkan,Serdar ve Özgürcan'ı oyundan attığını, Brezilya'nın dördüncü golündeki faulü de es geçtiğini... FIFA'nın kendisine çok güvendiğini de unutmayalım...
Uzun sözün özeti tedirginim.
Bu "İsviçre saat ayarı" canımı sıkıyor.

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
1 numaralı gerilim
'Bekleyelim, görelim'
Anelka banko!
Heinz'a Gerets freni
Sarı'dan acı itiraf
Avrupa'nın sahte yüzü
Memo tutulmuyor
Canlı yayında istifa
Meraklı bekleyiş
Sinan hedefe kilitlendi
Haber turu...
Neden yabancıya evet?
Çatışmayın, uzlaşın!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Rıdvan DİLMEN
Neden yabancıya evet?
Yabancı kontenjanı kaldırılsın mı, kaldırılma...
Atilla GÖKÇE
Çatışmayın, uzlaşın!
Fenerbahçe'nin, Şampiyonlar Ligi'nde Schalke ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet