Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Kasım 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çubukçu: Telefonum 24 saat açık


Bayram süresince yakın takibe alınan bakanların başında çocuk ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu geldi.
Bu yakın takibin nedeni kuşkusuz Malatya Çocuk Yuvası'nda yaşanan üzücü olaylardı. Çubukçu'nun bayramda yuvalara yaptığı ziyaretler de aynı nedenle adım adım izlendi.
Çubukçu, Malatya olayları nedeniyle gündeme gelen yuva çocuklarının, siyasi veya sosyal şov aracı olarak kullanılmasından rahatsız olduğunu, bu nedenle ziyaretlerini, çocuklarla kurduğu özel iletişimini sessiz sedasız yürütmeye çalıştığını vurguluyor.

'Bilgi hattı'
Çubukçu, bayramda Yener Süsoy'la yaptığı söyleşiye dönük tepkileri de abartılı buluyor. Süsoy'un samimi, içten bir söyleşi yaptığını, çocukların kendisine ulaşabilecekleri mesajını vermek için söylediği ("Muhbirlerim var") ifadesine karşı gösterilen tepkinin abartılı ve anlamsız olduğunu kaydediyor.
Çubukçu, tepkilere yanıt vererek polemik yaratmak istemediğini, amacının çocuklarla iletişim hattını 24 saat açık tuttuğunun bilinmesi olduğunu anımsatıyor.
Çocuklara özel telefonunu 24 saat açık tutmasının işlevini ise Çubukçu, şöyle aktarıyor:
"Çocukların 24 saat bana ulaşabileceklerini bilmeleri onları olumlu etkiliyor. Bir güven duygusu veriyor. Bu, görev yapan yöneticilerimiz, öğretmenlerimiz için de geçerli. Öğretmenlerinin, yöneticilerinin yanından da arıyorlar. O anda bir sıkıntılarını veya isteklerini iletiyorlar. Kendileriyle özel olarak ilgilenildiğini görünce de rahatlıyorlar. Yetiştirme yurtlarında çocuklarımızın ergenlik döneminde olmaları nedeniyle bu tür özel ilgiye, iletişime ihtiyaçları oluyor. Arıyorlar, konuşuyoruz. Bazı çocukların özel talepleri oluyor, eğer yerine getirilmesi mümkünse, getirmeye çalışıyoruz. Amaç ve işlev bu. Ben, başında bulunduğum bu hizmetin bürokratik bir anlayışla, bürokratik ilişkilerle değil insani ilişkiler esas alınarak verilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Özellikle çocuklarla iletişimin bu anlayışla kurulması gerektiğini savunuyorum. Diğer taraftan denetimleri sıklıkla yapıyorum. 3-4 ay içinde 150 yere gittim. Ayrıca bir yere birden fazla denetime de gidiyorum. Nasıl olsa bir kez denetlendi, bir daha gelmezler diye düşünülmesin istiyorum. O işin ayrı tarafı."

Didem'in kedi dedesi
Çubukçu, çocuklarla özel ilişki geliştirmenin, onlara tahsis ettiği bir telefonu 24 saat açık tutmasının, çocukların psikolojisini anlama, ne tür sorunları olduğu kavrama açısından yararlı olduğunu da belirterek şu örnekleri veriyor:
"Çocuk psikolojisi farklı oluyor. Bazı şeylere takabiliyorlar. Örneğin birisi arayıp, 'Bayburt benim memleketim, ama hiç görmedim, görmek istiyorum' diyor. İçine dert olmuş. Bunu yerine getiriyorum. Veya bir başkası arayıp Urfa'nın yerli giysisini istiyor. Onu sağlıyorum, mutlu oluyor. İstanbul'daki ziyaretlerimin birinde de 7 yaşında Didem isimli bir kızımızla tanıştım. Kedi istedi. 'Burada kediler var, onlarla oynamıyor musun?' dedim. 'Onlar bana gelmiyorlar' diye cevap verdi. Ben de, 'Çağırırsan, onları seversen, elini uzatırsan gelirler' dedim. Çok sevimli bir cevap verdi. Dedi ki, 'Ben öyle yaptım ama yine gelmediler. Bayramda dedim ki, kedi dede bugün bayram, gel elini öpeyim. Yine gelmedi. Onun için ben gerçek kedi istiyorum.' İşte böyle bir talep, böyle bir hayvan sevgisi. Şimdi Didem'e kedi vermek gerekiyor. Vereceğim."
Çubukçu, çocuklarla özel iletişimin, özel bilgi hattı kurmanın yararını çok gördüğünü vurguluyor.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Varoşların isyanı ve türban
FRANSIZ İhtilali'nin üç sloganı: Özgürlük, Eş...
Çetin ALTAN
Bize ne, size ne, onlara ne...
Bayram tatilinin salaksal eziyetli ve sık sık...
Melih AŞIK
Bu nasıl yorum?
Başbakan Erdoğan, Avrupa'daki karışıklıkları ...
Fikret BİLA
Çubukçu: Telefonum 24 saat açık
Bayram süresince yakın takibe alınan bakanlar...
Hasan CEMAL
Birleşmek ama neye karşı?..
Dünya artık yuvarlak değil, düz! Baş döndürüc...
Güneri CIVAOĞLU
O gece
İstanbul'da yükselen kulelerden birinin 33. k...
Abbas GÜÇLÜ
AB için inek, öğrenciden önemli mi?
Ekonomi sayfalarımızda, Türk tarımının AB'ye ...
Hurşit GÜNEŞ
Paris'te ne oldu?
Önceki hafta Paris'in banliyölerinde 1960'lı ...
Nail GÜRELİ
İdeoloji
Muhataplarına adam diyen adam üniversitelere ...
Sami KOHEN
Hasta Fransa...
Ne türban meselesi ile ilişkilendirilecek kad...
Meral TAMER
AB'ye uyumda turizmi öne alsak...
Okurum Erol Ayvaz, turisti Türkiye'ye gelmekt...
Ece TEMELKURAN
Yeryüzü ayaklanacak!
Yüzlerini göstermeyen gölgeler Paris'in getto...
Osman ULAGAY
Fransa'daki patlama ve Chirac'ın dramı
Fransa'da hükümeti 50 yıl önce çıkarılmış bir...
Güngör URAS
2006'da da 'Böyle gelmiş böyle gider' bütçesi
Bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin pa...
M. Ali BİRAND
Hadi artık, harekete geçmenin tam zamanı
Dünkü yazımda, Avrupa Birliği ile ilgili olar...

© 2005 Milliyet