|
 |
|
|
Küreselleşme çağı(2)
Birleşmek ama neye karşı?..
Dünya artık yuvarlak değil, düz! Baş döndürücü teknolojik devrimler dünyayı gitgide düzleştirdi!
Son kitabında böyle diyen Amerikalı gazeteci Thomas L. Friedman(x) bir gün eski Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell'a sorar:
"Dünyanın düzleştiğini ne zaman anladınız?"
Yanıt tek sözcüktür:
"Google'la!"
Powell bir de itirafta bulunur. BM Güvenlik Konseyi'nin bilmem kaç numaralı kararının asistanlarınca bulunup masasına getirilmesini beklemek yerine, Google'da tek bir tıkla karar metnine bir anda ulaştığını söyler.
İnternet dünyası bu.
Google arama motoruna her 24 saatte gelen soru sayısı, 150 milyondan geçen yıl günde 1 milyara çıkmış... Ve bu talebin sadece üçte biri Amerika içinden, gerisi dünyanın her yerinden...
Amerikalı vergi mükellefleri artık muhasebecilerini Hindistan'dan tutuyor.
Çünkü daha ucuz!
2003 yılında 25 bin Amerikalı, vergi iade işlemlerini internet üzerinden Hindistan'da yaptırmış. Geçen yıl 100 bine çıkan bu sayının 2005'te 400 bine ulaşması bekleniyor.
New York'ta yaşayan bir Amerikalı, bilgisayarındaki arıza için telefon açıyor. Yanıt, Hindistan'ın Banglore kentinden geliyor. Bugün Hindistan'dan 245 bin operatör, dünyanın dört bir yanından gelen böylesi telefon taleplerini karşılıyor.
Neden öyle?
Bir yandan teknoloji devrimi, öbür yandan ucuzluk...
Amerikan Boeing uçak şirketi, iş gününü 24 saat üzerine kurmuş durumda. Bunun 8 saatlik bölümü Amerika'da, 16 saatlik bölümü ise Moskova'da. Rus ve Amerikalı mühendisler, 24 saat boyunca video-konferanslar aracılığıyla yüz yüze konuşabiliyorlar; çalışmalar internet üzerinden Amerika'yla Moskova arasında gidip geliyor; böylece üretim 24 saat boyunca hiç durmadan ilerliyor.
Boeing, neden böyle yapıyor?
Rus mühendis ve teknisyenleri hem iyiler, hem de ücretleri düşük. Amerikalı uçak mühendisinin saat başı ücreti 120 dolarken, bir Rus'un maliyeti bunun ancak üçte biri kadar...
Reuters haber ajansının dünyadaki 197 bürosunda 2300 gazeteci faal durumda. Ekonomik haberciliği ağır basan Reuters, geçen yıl Hindistan'ın Banglore kentini değişik bir üs olarak seçiyor ve bazı operasyonlarını New York yerine burada yaptırmaya başlıyor. Şimdilik 300 Hintli analizci ve gazeteci çalışıyor Reuters için Banglore'da. Bu sayının 1500'e çıkması öngörülmüş...
Yine malum neden:
Banglore'da ücretler düşük!
New York ya da Londra'da yıllık maliyeti 80 bin dolar olan bir analizci, Banglore'da en çok 15 bin dolara ve de verimli çalışabiliyor.
Şöyle diyor Hintli bir işadamı:
"On yıla kalmaz New York'taki restoran rezervasyonları da Hindistan üzerinden yapılır. Amerikalının yiyeceği bifteğin servisini yapamayız ama, nasıl bir biftek yiyeceğini, restoranda nasıl bir masa istediğini telefonla, e-maille biz Hindistan'dan alıp, New York'taki gereği neyse anında yerine getiririz."
O kadar çok örnek var ki...
Kısacası, küçülüyor dünya!
İnternet devrimiyle düzleşiyor!
Ulusal sınırların yer yer silindiği, ulusal egemenliğin, ulus-devlet alanının gitgide daraldığı bir dünya bu...
Bir başka deyişle:
Küreselleşen bir dünya!
Gutenberg'in matbaasıyla, buharlı gemilerin, demiryollarının, telgrafla telefonların devreye girmesiyle, endüstri devrimi ile dünya nasıl allak bullak olduysa, 'internet devrimi'nin değişik aşamalarını kan ter içinde yaşamaya başlayan dünyamızın küreselleşme çağı da bambaşka oluyor, olacak.
Bunu hiç aklınızdan çıkarmayın!
Onun için klişelerinizi, ezberlerinizi gözden geçirin. Değişimi göze alın. Korkunun ecele faydası olmayacak. Çünkü değişime karşı koyamayacaksınız. Dünya değişiyor, daha da değişecek.
Martin Wolf, kitabının girişinde küreselleşme olgusundan söz ederken şöyle bir örnek veriyor:
"Bir an düşünün:
ABD'yi oluşturan 50 eyaletin hepsi birbirinden kopuk bağımsız devletler olsaydılar; aralarında mal, sermaye, işgücü ve hizmetlerin serbest dolaşımını yasaklayıcı sınırlar yükselseydi; acaba Amerikalıların refahı bugünkü gibi olabilir miydi? Amerika içindeki bu 50 bağımsız devletin her biri eğer kendi bağımsız sermaye piyasalarına sahip olsalardı ve bir IBM, bir Microsoft, bir General Electric bu devletlerden yalnızca birinde faaliyet gösteriyor olsaydı, acaba Amerikalılar bugünkü hayat standartlarına ulaşabilirler miydi?
Hayır. Tam bir felaket olurdu.
Bu durum Avrupa için de geçerlidir. Eğer Avrupa ekonomileri 1945 sonrasında eski ulusal sınırlar içinde parçalanmış olarak kalsaydılar, parçalı, kendi içinde 50 devlete bölünmüş bir Amerika'nın başına gelebilecek felakete Avrupa da uğrardı."
Şöyle devam ediyor İngiliz yazar:
"Bizim dünyamızın yoksullukla ilgili bugünkü başarısızlığı, çok fazla küreselleşmeden değil, çok az küreselleşmeden kaynaklanıyor. Çok büyük bir ekonomik bütünleşme potansiyelinin şimdiye kadar çok küçük bir bölümü kullanılmış durumda. Eğer dünyada yoksulların hayat standartlarını gerçekten yükseltmek istiyorsak, bugünkü gibi çok az değil, çok daha fazla küresel pazarlara ihtiyacımız var. Bu nedenle sosyal demokratların, klasik liberallerin ve demokrat muhafazakârların liberal küresel ekonomiyi korumak ve geliştirmek için birleşmeleri gerekiyor."
Kime karşı? Yanıt malum:
"Küreselleşme düşmanlarına karşı!"
Tabii hemen akla geliyor:
Küreselleşme sihirli değnek mi? Küreselleşmenin yanlışları neler? Küreselleşme olgusuna karşı devlet, ulus-devlet ne olacak?
Büyük İngiliz devlet adamı Winston Churchill, demokrasi için kötülerin en iyisi deyimini kullanmıştı.
Eski deyişle, ehveni şer!
Küreselleşmenin dayandığı pazar ekonomisi için de aynı deyimi kullanmak mümkün. Bugüne kadar ekonomide rekabet düzeninden daha iyisi bulunamadı. Bulunduğu sanılan da, ancak seksen yıl dayanabildi, 1989'da Berlin Duvarı'nın altında kaldı.
Yarın, üçüncü yazı...
—————————————
(x) Dünkü yazımda da bayram tatilinde okuduğum küreselleşmeyle ilgili iki kitaptan, Thomas L. Friedman'ın The World Is Flat ile Martin Wolf'un Why Globalization Works'ünden söz etmiştim. Bugün de bu iki gazetecinin kitaplarından edindiğim izlenimlere devam ediyorum.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Varoşların isyanı ve türban FRANSIZ İhtilali'nin üç sloganı: Özgürlük, Eş... | |  | Çetin ALTAN | | Bize ne, size ne, onlara ne... Bayram tatilinin salaksal eziyetli ve sık sık... | |  | Melih AŞIK | | Bu nasıl yorum? Başbakan Erdoğan, Avrupa'daki karışıklıkları ... | |  | Fikret BİLA | | Çubukçu: Telefonum 24 saat açık Bayram süresince yakın takibe alınan bakanlar... | |  | Hasan CEMAL | | Birleşmek ama neye karşı?.. Dünya artık yuvarlak değil, düz! Baş döndürüc... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | O gece İstanbul'da yükselen kulelerden birinin 33. k... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | AB için inek, öğrenciden önemli mi? Ekonomi sayfalarımızda, Türk tarımının AB'ye ... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Paris'te ne oldu? Önceki hafta Paris'in banliyölerinde 1960'lı ... | |  | Nail GÜRELİ | | İdeoloji Muhataplarına adam diyen adam üniversitelere ... | |  | Sami KOHEN | | Hasta Fransa... Ne türban meselesi ile ilişkilendirilecek kad... | |  | Meral TAMER | | AB'ye uyumda turizmi öne alsak... Okurum Erol Ayvaz, turisti Türkiye'ye gelmekt... | |  | Ece TEMELKURAN | | Yeryüzü ayaklanacak! Yüzlerini göstermeyen gölgeler Paris'in getto... | |  | Osman ULAGAY | | Fransa'daki patlama ve Chirac'ın dramı Fransa'da hükümeti 50 yıl önce çıkarılmış bir... | |  | Güngör URAS | | 2006'da da 'Böyle gelmiş böyle gider' bütçesi Bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin pa... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Hadi artık, harekete geçmenin tam zamanı Dünkü yazımda, Avrupa Birliği ile ilgili olar... | |
|
|