Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Kasım 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
O gece


İstanbul'da yükselen kulelerden birinin 33. katı... New York Penthouse'larını hatırlatan görkemli bir daire...
Boğaz Köprüsü'nden adalara, Kızkulesi'ne, Kumkapı'ya kadar, İstanbul aşağılarda ışıl ışıl uzanıp gidiyor.
Yuvarlak masa etrafında 7 gazeteciyiz. Çoğu genel yayın yönetmeni...
Ev sahibi, Global Holding'in genç patronu Mehmet Kutman... Konuğu, Eyal Ofer.
İkisi de son haftalarda Galataport ihalesiyle birlikte gündemde.
Geceyi gazeteci konuklarına -eleştiri sağanağı altındaki- Oferler'i tanıtmak için düzenlemiş.
Sanıyorum amaç, "onların da birer ademoğlu" olduklarını göstermek... Dışarıda kameralarla bizleri bekleyen gazeteciler...
"Günah gecesi(!!)" mi?
"Çıkışta açıklamayı kim yapacak?" diye birbirimize takılıyoruz.
Eyal Ofer, orta boylu, ince yapılı, orta yaşın biraz üzerinde...
Parmaklarında, sürekli çektiği bir gümüş tespih tutuyor.
Çok şey konuşuldu, Eyal Ofer epey sıkıştırıldı... Ve akılda kalmayacak bir dizi teknik teferruat... Hisse oranları, şirket isimleri...
O teferruatları geçerek, kalın çizgileriyle yansıtayım...
...................
Oferler'in şirketlerinde çalışan sayısı 100 bin dolaylarında.
İşe denizcilikle başlamışlar. I. Dünya Savaşı öncesinde ailenin bir kolu Ukrayna'da... Diğer kolu ise Romanya'dan Filistin'e gelmiş. Filistin, o zamanlar henüz Osmanlı yönetiminde...
Deniz taşımacılığında ilerleyerek, dünya devleri arasına girerken, filonun omurgasını Türk kaptanlar oluşturmuş.
Ofer, "Osmanlı kökenlerim nedeniyle kendimi burada kendi evimdeymiş gibi hissediyorum" diyor.
Ancak "medyada hakarete varan ifadelerle hedef alınmış olmanın kırgınlığını" da dile getiriyor.
"Yahudi sermayesi" söylemiyle "ırkçılık yapıldığını" iddia ediyor. "Yahudi düşmanlığı sendromu"ndan söz ediyor.
"Türkiye, yabancı sermaye için çekici coğrafya oldu. Yabancı sermayeyi kırmazsanız büyük yatırımlar gelecek" uyarısında bulunuyor.
....................
Ona böyle bir şeyin olmadığı Dubai yatırımına getirilen eleştiriler örnek gösterilerek anlatılıyor...
"Dubai sermayesi, İslam kökenli. Size eleştiriler Yahudi düşmanlığı ise, Dubai'nin ikiz kulelerine tepkiler nedir? Arap sermayesine de mi ırkçılık yapılıyor?"
Bir şey daha... "Size eleştiriler sermayenin kökeni nedeniyle değil, Başbakan'la yaptığınız özel görüşmeler ve bu görüşmelerin basından gizlenmesi nedeniyledir" deniliyor.
Bir dizi "randevu öyküleri" dinliyoruz.
..................
Sonuç:
Türkiye'nin gelirleri borç servisi ve faizleriyle yutuluyor.
Türkiye ekonomisinin büyümesi, yabancı sermaye girişleriyle bağlantılı.
Yatırımlarınızla hoş gelebilirsiniz. Ama eleştirilerimizi de yadırgamayacaksınız.
..................
Galataport'un büyük bir getirisi olmayacağını, buna rağmen en yakın teklifin 3 katı önerilerek ihalenin alındığını, başta Haydarpaşa Limanı olmak üzere diğer büyük yatırımların hedeflendiğini öğreniyoruz.
Bir de mimari sorun var.
Galataport için birkaç milyon dolar vererek büyük bir mimari büroya planlar çizdirilmiş. Galata'nın fetih öncesi ait olduğu Venedik mimarisini anımsatan görüntüler öngörülmüş.
Ancak... O planlar devre dışı bırakılmış ve baştan başa cam giydirilmiş modern bir mimari tarzı istenmiş.
Keşke değiştirilmeseydi...
Oferler, Kuşadası'nda da araziler almışlar. Yabancılara ucuz konut üreteceklermiş.
Kısacası... Yatırımları genişleterek gelmekte kararlı görünüyorlar.
Kutman'dan öğrendiğimize göre, küresel büyük sermayeyi elinde tutan 300-400 grup birbiriyle iletişim halinde. Değerlendirmeler arasına Türkiye de alınmış.
Bu ilk yatırımlar, "test" adımlarıymış.
Onlar, Türkiye'ye yeni yeni alışmaya çalışıyorlar. Bizim de onlara alışmakta psikolojik olarak çok hazır olduğumuzu söyleyemeyiz.
Yatırımlar ne denli düzgün, şeffaf ve kurallara uygun olursa, iki taraf için de psikolojik zemin, o denli sağlam olur.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Varoşların isyanı ve türban
FRANSIZ İhtilali'nin üç sloganı: Özgürlük, Eş...
Çetin ALTAN
Bize ne, size ne, onlara ne...
Bayram tatilinin salaksal eziyetli ve sık sık...
Melih AŞIK
Bu nasıl yorum?
Başbakan Erdoğan, Avrupa'daki karışıklıkları ...
Fikret BİLA
Çubukçu: Telefonum 24 saat açık
Bayram süresince yakın takibe alınan bakanlar...
Hasan CEMAL
Birleşmek ama neye karşı?..
Dünya artık yuvarlak değil, düz! Baş döndürüc...
Güneri CIVAOĞLU
O gece
İstanbul'da yükselen kulelerden birinin 33. k...
Abbas GÜÇLÜ
AB için inek, öğrenciden önemli mi?
Ekonomi sayfalarımızda, Türk tarımının AB'ye ...
Hurşit GÜNEŞ
Paris'te ne oldu?
Önceki hafta Paris'in banliyölerinde 1960'lı ...
Nail GÜRELİ
İdeoloji
Muhataplarına adam diyen adam üniversitelere ...
Sami KOHEN
Hasta Fransa...
Ne türban meselesi ile ilişkilendirilecek kad...
Meral TAMER
AB'ye uyumda turizmi öne alsak...
Okurum Erol Ayvaz, turisti Türkiye'ye gelmekt...
Ece TEMELKURAN
Yeryüzü ayaklanacak!
Yüzlerini göstermeyen gölgeler Paris'in getto...
Osman ULAGAY
Fransa'daki patlama ve Chirac'ın dramı
Fransa'da hükümeti 50 yıl önce çıkarılmış bir...
Güngör URAS
2006'da da 'Böyle gelmiş böyle gider' bütçesi
Bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin pa...
M. Ali BİRAND
Hadi artık, harekete geçmenin tam zamanı
Dünkü yazımda, Avrupa Birliği ile ilgili olar...

© 2005 Milliyet