Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Kasım 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB için inek, öğrenciden önemli mi?


Ekonomi sayfalarımızda, Türk tarımının AB'ye hazırlık sürecine yönelik olarak ilginç bir yazı dizisi yayımlanıyor. Bugünkü bölümde, hayvanlarla ilgili çarpıcı veriler var. Bundan böyle hayvanların refahı çok önemli olacakmış. Mezbahalarda kesim öncesinde heyecanlanmalarına müsaade edilmeyecekmiş. 8 saatten uzun yolculuk için ise acil eylem planı hazırlanacakmış. Susayana su, acıkana yem verilecekmiş. Sürüklenerek kesime götürülmeyecek ve kurban bayramlarındaki vahşet görüntüleri son bulacakmış...
Hepsi de çok önemli kararlar. Keşke bu sorunları AB dayatması olmadan, çok önceden çözebilseydik.
Ama benim anlayamadığım, bu yufka yürekli Avrupalıların, insanlar için özellikle de öğrenciler için neden hiçbir kriter getirmedikleri.
Örneğin şu konularda uyarıcı olabilirlerdi:
  • Sınıf mevcutları, çocukların sağlığı ve eğitim kalitesi açısından 40'ı geçmemeli.
  • Eğitim ve öğretim, öyle yarım gün olmaz. Çocukların akademik, ruhsal ve fiziksel yeteneklerinin gelişmesi için tam gün öğretim şart.
  • Üç beş sınıf bir arada eğitim olmaz. Birleştirilmiş sınıf uygulamasına bir an önce son verilmelidir.
  • Öğretmenlik ciddi bir meslektir. Veterinerden, ziraatçıdan, iktisatçıdan, mühendisten öğretmen olmaz. Öğretmen yeterlilik sınavını aşamayan öğretmen olmamalı ve öğretmenler her beş yılda bir yeterliliklerini yeniden kanıtlamalıdır.
  • Ezberci öğretime son verilmeli, öğrenciler, ÖSS ve OKS benzeri sınavlarda yarış atı gibi yarıştırılmamalıdır. ÖSS'de umut tacirliğine son verilmelidir.
  • Taşımalı eğitim kaldırılmalıdır.
  • Yaşam hakkından sonra en temel hak olan eğitim hakkından yararlanamayan çocuk kalmamalıdır.
  • Öğrenim harcını ekonomik nedenlerle yatıramadığı için öğrencilerin kaydı silinmemelidir...

  • Aslında bu kriterlere daha yüzlercesi eklenebilir. Ama ne onlar ne de biz bu konulara kafa yoruyoruz.
    Kuş gribiyle ilgili yayın bombardımanı sırasında bir öğrenci, "Tavukları kıskandım, bizim sorunlarımızla, onların onda biri kadar ilgilenilmiyor" demişti. Şimdi AB'nin hayvan haklarıyla ilgili kriterlerini okuduklarında eminim, yine onları kıskanacaklar...
    Hayvanların refahı için gösterilen çabaları alkışlıyoruz. Dileğimiz aynı çabaların insanlar için özellikle de çocuklar için gösterilmesi yönünde...

    AİHM'deki türban davası
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM, yarın, türban konusuna son noktayı koyuyor. Hatırlanacağı gibi Leyla Şahin isimli bir öğrenci, üniversiteye alınmadığı için AİHM'de dava açmış, kaybetmiş ve bir üst mahkemeye başvurmuştu.
    İlk davadaki 7 yargıcın 7'si de, üniversitelerde türbanın yasaklanmasını, insan haklarına aykırı bir durum olarak görmedi. Tam aksine bu yasağın insan haklarını ihlal etmediğini ve konulan kurallara uyulması gerektiği vurgulandı.
    17 kişilik üst mahkemenin kararı ise yarın açıklanacak. Bu bir anlamda bundan sonraki davalar için de içtihat olacak. Yani bundan sonraki davalar ve alınacak kararlar için yol gösterici niteliği taşıyacak.
    Yarın alınacak karar ne yönde olur bilemiyoruz. Ama alt mahkeme kararının onaylanması şeklinde olacağını dile getirenler bir hayli fazla. Eğer, sonuç bu şekilde olursa Başbakan Erdoğan için çok kritik günler kapıda.
    AB konusundaki mücadelesini çok yakından izliyoruz. Türbana olan ilgisi de malum. Ne ondan vazgeçer ne de diğerinden.
    Yarınki karar eğer bir öncekinin devamı olursa ne olacak? Başbakan gene üniversitelerde türban özgürlüğünden bahsedip, yasaları değiştireceğini söylemeye devam edecek mi? Ederse bu ne anlama gelecek!
    Özetin özeti: Türbanı politika malzemesi yapanları zor günler bekliyor...

    aguclu@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Varoşların isyanı ve türban
    FRANSIZ İhtilali'nin üç sloganı: Özgürlük, Eş...
    Çetin ALTAN
    Bize ne, size ne, onlara ne...
    Bayram tatilinin salaksal eziyetli ve sık sık...
    Melih AŞIK
    Bu nasıl yorum?
    Başbakan Erdoğan, Avrupa'daki karışıklıkları ...
    Fikret BİLA
    Çubukçu: Telefonum 24 saat açık
    Bayram süresince yakın takibe alınan bakanlar...
    Hasan CEMAL
    Birleşmek ama neye karşı?..
    Dünya artık yuvarlak değil, düz! Baş döndürüc...
    Güneri CIVAOĞLU
    O gece
    İstanbul'da yükselen kulelerden birinin 33. k...
    Abbas GÜÇLÜ
    AB için inek, öğrenciden önemli mi?
    Ekonomi sayfalarımızda, Türk tarımının AB'ye ...
    Hurşit GÜNEŞ
    Paris'te ne oldu?
    Önceki hafta Paris'in banliyölerinde 1960'lı ...
    Nail GÜRELİ
    İdeoloji
    Muhataplarına adam diyen adam üniversitelere ...
    Sami KOHEN
    Hasta Fransa...
    Ne türban meselesi ile ilişkilendirilecek kad...
    Meral TAMER
    AB'ye uyumda turizmi öne alsak...
    Okurum Erol Ayvaz, turisti Türkiye'ye gelmekt...
    Ece TEMELKURAN
    Yeryüzü ayaklanacak!
    Yüzlerini göstermeyen gölgeler Paris'in getto...
    Osman ULAGAY
    Fransa'daki patlama ve Chirac'ın dramı
    Fransa'da hükümeti 50 yıl önce çıkarılmış bir...
    Güngör URAS
    2006'da da 'Böyle gelmiş böyle gider' bütçesi
    Bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin pa...
    M. Ali BİRAND
    Hadi artık, harekete geçmenin tam zamanı
    Dünkü yazımda, Avrupa Birliği ile ilgili olar...

    © 2005 Milliyet