Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Kasım 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Paris'te ne oldu?


Önceki hafta Paris'in banliyölerinde 1960'lı yılların sonunda gördüğümüz manzaraları andıran olaylar yaşandı. Her taraf yakılıyor, yıkılıyordu. Polis hâlâ baş etmekte güçlük çekiyor. Tek fark, bunlar öğrenci değil, işsiz. Yani gösteri amacıyla, ideolojik bir eylem yapılmıyor, toplumsal bir gerilimin patlaması gözleniyor.
Bu olaylar karşısında önceki gün Başbakan Erdoğan yanlış bir tepki verdi. İşi türbana bağladı. Oysa konu bundan çok farklı boyutlarda. Avrupa'da artık genç bir nüfus var ve bunun çoğu işsiz. Özellikle göçmen ailelerin çocukları arasında yaygın olan bu işsizlik yoğun tepkiler doğuruyor. Çünkü içlerinde ayrımcılık yapıldığı inancı var. Mesela Almanya'da Türkler arasında işsizlik yüzde 30'ları buluyor. Fransa'da Kuzey Afrika kökenli göçmenler arasında da işsizlik benzer oranlarda. Bu da birçok aşırılığa neden oluyor.
AB bölgesinde şu anda çalışabilecek nüfusun yüzde 8,6'sı işsiz. Ancak bazı ülkelerde işsizlik özellikle daha yüksek. İşin ilginç tarafı bu ülkelerin daha büyük olması.

İşsizlik (%)
Belçika13,5
Fransa9,8
Almanya11,6


Özellikle Almanya'da ve Fransa'da işsizliğin bu denli yüksek olması AB'yi sıkıntıya sokuyor. Çünkü Almanya ve Fransa AB'nin lokomotifleri. Lokomotif tekleyince tren de duruyor. İşsizlik bizi de ilgilendiriyor. Çünkü daha düşük olsa Türkiye'ye bakış olumlu yönde değişebilir.
Belçika'da ve Fransa'da işsizlik kaynağı ise üç aşağı beş yukarı belli. Büyüme zayıflayınca (yüzde 1 civarında) işsizlik yükseliyor. Almanya'da ise büyüme yüzde 0,6; yani tam bir felaket düzeyde! Öte yandan, İspanya yüzde 3'ün üstünde büyüyor ama yine de bu yetersiz kalıyor. Çünkü, bu büyüme yeterince istihdam yaratamıyor.
İşsizliği azaltmanın tek yolu büyüme değil elbette. Avrupa'da giderek ortaya çıkan bir nitelikli işgücü eksikliği var. Yaygın olan niteliksiz işsizlik. İşsiz olan işgücü eğitilse, bu yeni iş kaynaklarından yararlanabilecek. Oysa muhafazakâr iktidarlar en çok eğitimden kesinti yapıyor.
Avrupa'da son yıllarda gözlenen bir gelişme de ihracat rakamlarındaki yavaşlama. İspanya ve İngiltere çok ciddi dış ticaret açığı verirken, Almanya'nın dış ticaret fazlasında gerileme gözleniyor. Bu açıkların bütçe açıklarıyla da pek bir ilgisi yok. Mesela İtalya hariç hiçbir ülke ne ABD, ne de Japonya kadar açık veriyor. Öte yandan, euronun dolar karşısında değer kazanmasının bu açıklarda bir etkisinin olduğu iddia edilebilir.
Birkaç yıl önce İstanbul'da Gazi Mahallesi'nde benzer olaylar çıktığında da, Paris'te çıkan olaylara benzer yorumlar yapılmıştı. Piyasa dengelerine tapınıldığı bir ortamda sosyal çatlamalar kaçınılmazlaşıyor. "Sıfır enflasyon" diye ortalıklara dökülen kimseler bu yaşananlardan sorumlu değil mi? Oysa (ne kadar başarılı olabilirler belli olmaz) Brezilya'da Lula'nın açıkladığı "sıfır yoksulluk" programı sosyal duyarlılık içeriyor. Öyle bir program ele alınsaydı Paris'te bu olaylar yaşanmayacaktı.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Varoşların isyanı ve türban
FRANSIZ İhtilali'nin üç sloganı: Özgürlük, Eş...
Çetin ALTAN
Bize ne, size ne, onlara ne...
Bayram tatilinin salaksal eziyetli ve sık sık...
Melih AŞIK
Bu nasıl yorum?
Başbakan Erdoğan, Avrupa'daki karışıklıkları ...
Fikret BİLA
Çubukçu: Telefonum 24 saat açık
Bayram süresince yakın takibe alınan bakanlar...
Hasan CEMAL
Birleşmek ama neye karşı?..
Dünya artık yuvarlak değil, düz! Baş döndürüc...
Güneri CIVAOĞLU
O gece
İstanbul'da yükselen kulelerden birinin 33. k...
Abbas GÜÇLÜ
AB için inek, öğrenciden önemli mi?
Ekonomi sayfalarımızda, Türk tarımının AB'ye ...
Hurşit GÜNEŞ
Paris'te ne oldu?
Önceki hafta Paris'in banliyölerinde 1960'lı ...
Nail GÜRELİ
İdeoloji
Muhataplarına adam diyen adam üniversitelere ...
Sami KOHEN
Hasta Fransa...
Ne türban meselesi ile ilişkilendirilecek kad...
Meral TAMER
AB'ye uyumda turizmi öne alsak...
Okurum Erol Ayvaz, turisti Türkiye'ye gelmekt...
Ece TEMELKURAN
Yeryüzü ayaklanacak!
Yüzlerini göstermeyen gölgeler Paris'in getto...
Osman ULAGAY
Fransa'daki patlama ve Chirac'ın dramı
Fransa'da hükümeti 50 yıl önce çıkarılmış bir...
Güngör URAS
2006'da da 'Böyle gelmiş böyle gider' bütçesi
Bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin pa...
M. Ali BİRAND
Hadi artık, harekete geçmenin tam zamanı
Dünkü yazımda, Avrupa Birliği ile ilgili olar...

© 2005 Milliyet